20 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Hak’lı mısın Yoksa tanrı mısın?

Yazacak ve konuşacak o kadar çok şey var ki; sadece ülke değil, dünya genelinde de bu böyle. Niye böyle, çok da derinlemesine düşünmeye gerek kalmadan “Bu böyle gelmiş ama böyle gitmez” diyenlerin sayısı her geçen dakika azaldığı içind

  Yazacak ve konuşacak o kadar çok şey var ki; sadece ülke değil, dünya genelinde de bu böyle. Niye böyle, çok da derinlemesine düşünmeye gerek kalmadan “Bu böyle gelmiş ama böyle gitmez” diyenlerin sayısı her geçen dakika azaldığı içindir herhalde diyorum.

Yerinden, lüksünden ve dahi dünyanın eski kara düzeninde sermayedar kesim eski rantlarının özlemine aşererlerken, globalleşen dünya görüşlerini standartların üstünde zannediyorlar, standartların altında yaşamak zorunda kalan diğer kesiminle kavgaları şeddesini arttırarak da devam ediyor.

            Kısacası Hak’kın yanında olanlar ile adil olmayanların savaşında galip gelecek olanın ilahi adalet olduğunu her iki tarafta biliyor bilmesine de herkes kendince ilahi adalet düşüncesinde olduğunu var sayıyor.

            Fatih Sultan Mehmet Han ve Konstantin buna iyi birer örnek;

            Her ne kadar biri tanrı diğeri Allah diyorsa da her iki tarafta da ilahi kudret inancı vardı, yani kudret sahibinin yanlarında olduğunu düşünüyorlardı. Fetih gerçekleştiğinde başka binlerce şey gibi anladık ki ilahi olanı yanında farz etmek, yanında bilmek yetmezmiş onu çok iyi tanımak kişiyi fatih edermiş, diğerini de madara… Peki bu sırra ermek için hangi anahtarı kim bulur? Hiç lafı dolandırmayalım ve kısaca diyelim ki;
Kendini Bilen”

            1839 yılı belki de kendini kaybetmenin ilk miladı olmuştu hem Osmanlı hem de tebaasına. Cizye vergisinin kaldırılması bir yana alınan diğer ve belki de bizi bu günlere getiren; alim zatların sadece din işleri ile meşgul edilmeleri, tekkelere kapatılmaları, fen, matematik, astronomi, siyaset işlerinden el çektirilmeleri sonun başlangıcı olmuştu o dönemde.

            Burada o kadar kalın bir çizgi var ki insanların ıskaladığı; ilmini kusursuzca kâinata nakşeden Allah’ın nakşettiklerinin sadece bir kısmı öğretilmiş olan insan, küstahça kendini ondan uzaklaştırıp ilme daha da vakıf olacağını farz etti. İşte bu konuda Rönesans gerçekleştiren batıya asla kızmıyorum, onların ki gibi bir sapkınlık benim dinimde de olsaydı aynısını düşünür ve de uygulardım.

            Oysa benim dinim öyle mi? Alim olan kişileri belirleme kriterlerinden başlıca olanı;   Alim olan kişinin sadece sorulan soruya cevap bulması değil, sorulacak soruyu da bilmesidir. Çünkü vakıf olunan din öyle nesnel ve somut ki yarattıklarının soracağı soruları bilerek cevapları baştan gönderilmiştir. Şöyle bir etrafınıza bakın, hoca dediklerinize, sorduğunuz soruların cevapları bugün onlar tarafından değil, onlardan yüzlerce yıl önce yaşamış alim kişilerce verilmiştir, onların sizden farkı veya onları hoca yapan ise sadece geçmiş alimlerin eserlerini okumuş, üstüne düşünmüş, anlamış kişiler olmalarıdır. Peki bunları neden anlatıyorum;

            Zaten cevabı verilmiş soruların, kişinin kişisel talebi, isteği ile hizmetine sunulmuş, kendinde mühürlenmiştir. Kendini bilmek yerine kendinden bilenleri üreten günümüz sisteminde, bunu anlatma mümkününü muhal yapan, bu sorudan kaçmaktır. Kendini kendinden esirgeyene, kendinden başka kimse bir şey veremez, serbest iradeye bırakan Allah dahi vermez.

            Tanrısını kendinden taraf bilen ile kendini bilerek rabbini bulan insanların savaşında, kendi cevaplarını aramak başka şey cevapları kendinde aramak başka şey. Ancak yangına sebep bu değil, en azından başlı başına değil! Zira bu ateşin yayılması için rüzgâr, gerekli iklim koşulları bir de yanacak yakıt gerekli; İLETİŞİM araçları gibi… Yangın başladı, yayıldı ve ısısı arttıkça arttı, öylesine büyüdü ki ateşinden kaçan dumanında boğuluyor, dumanından kaçan kokusundan rahatsız oluyor. Ne yapacağız da kurtulacağız?

            Dünya memleketinin cevapları çoktan verilmiş ve öncesinde de yazdığım gibi kişilerin talebinde mühürlenmiş, o mührün kilidinin anahtarı da yolu da yol haritası da kişilerin serbest iradesinde; Akıl haritayı, gönül rotayı çizer, Hak’ka varmak için yola revan olmak iradesi kuldadır lakin yol da yolun sonu da Hak’kın divanıdır.

            Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasında…

            İster doğru olun ister olmayın,

            Haklı olacağım derken tanrı olmayın, içinde Hak olmadan haklılık olmaz ve kendinize şu soruyu sormaktan da alıkoymayın; 

            “Hak’lı mısın yoksa tanrı mısın?”

            m.sefam@gmail.com

9 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)

Sıradaki haber:

The Anatolia Post

HIZLI YORUM YAP

9 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.