26 Şubat 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 8.464.587 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ahde vefâsızlık ve emânete hıyânet

Geçen iki yazıda yalan söz ve aldatmaya temâs etmiştik. Doğruluk, bu tür fiîllerden kaçınmaktır. İlâveten, ahde vefâsızlık ve emânete hıyânet de doğruluk ile bağdaşmaz.

Mustafa Tınmaz

Geçen iki yazıda yalan söz ve aldatmaya temâs etmiştik. Doğruluk, bu tür fiîllerden kaçınmaktır. İlâveten, ahde vefâsızlık ve emânete hıyânet de doğruluk ile bağdaşmaz. Doğruluktan ayrılarak insanlara elinden, dilinden ve belinden zarar veren kişinin edepli olması mümkün değildir. 

Ahde vefâ, sonradan aleyhine sonuç doğuracağını fark etse bile kişinin verdiği sözden dolayı sözünü tutması, sözünün eri olması, sözünün ardında durması ve sözünü nâmus bilmesidir.

“Allah’ım! Ben, Senin kulunum. Gücüm yettiği kadar ahdine ve vaadine sadâkat gösteriyorum!” diye duâ edip ahdine her zaman vefâ gösteren Efendimiz (SAV), ahde vefâsızlıktan hoşlanmadığını şöyle ifâde etmiştir: “Kıyâmet günü, ahdine vefâ göstermeyen kimselerin arkasında bir bayrak bulunacak ve vefâsızlığı ölçüsünde o bayrak yükseltilecektir.”

Verilen sözü unutmak da ahde vefâsızlıktır. Bu sebeple Efendimiz (SAV) verdiği sözü unutmaktan endişe ettiğinde küçük parmağına veyâ yüzüğüne bir ip bağlardı.

Efendimiz (SAV)’in verdiği sözü tutması sâdece müminlere değil, herkes için geçerliydi. Hudeybiye anlaşmasının imzâlanacağı bir anda Mekke’den Efendimiz (SAV)’in yanına gelen Ebû Cendel (RA)’i ve anlaşma imzâlandıktan daha sonra hapisten kaçan Ebû Basir (RA)’i “Allah (CC)’ın ahdiyle” söz vermiş olduğundan dolayı anlaşma gereğince iâde etmiştir. Huzeyfe (RA) Bedir Harbi’ne katılamamasının sebebini: “Siz muhakkak Muhammed’in safına katılmak istiyorsunuz” diyen kâfirlere: “Hayır, Medîne’ye bu sebeple değil, başka bir iş için gidiyorum” cevâbını vermesi üzerine Mekkeliler ile savaşmayacaklarına dâir Allah adına söz vermesi olarak açıklar. Medîne’ye gelip durumu Efendimiz (SAV)’e arz edince, Efendimiz (SAV): “Biz onlara verdiğimiz sözü tutar, onlara karşı Allah’tan yardım dileriz” buyurmuştur.

Kalbinde îmânı olmayanın küfür içinde olduğu gibi, güvenilir olmayan kişinin de hâin olduğunun altını çizen Muhammed-ül Emîn (SAV) aslâ hâinlik yapmamıştır. Bir sözünde hâinlikten Allah (CC)’a sığındığını söylemiştir.

 “Bir kısım insanlar Allah’ın mülkünden haksız bir sûrette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, kıyâmet günü onlara bir ateştir, başka bir şey değil” diyerek bizleri uyaran Efendimiz (SAV)’in nezdinde insanlar tarafından değersiz görülebilecek bir deve kılı bile, eğer emânet ise, hıyânet için mevzu bahis olabilir. Huneyn Savaşı’ndan sonra ganîmetlerin toplandığı yerde eline devesinden bir tüy alarak: “İnsanlar! Benim sizin ganîmetinizde gözüm yoktur. Hattâ şu tüyde bile” buyurmuştur. 

Efendimiz (SAV) kişinin görev ve makâmından dolayı şahsına verilen hediyelerin de emânet kapsamında olduğunu bizlere bildirmiştir. Zekât toplamak üzere görevlendirilen bir memur vazîfesini yapıp Efendimiz (SAV)’in huzûruna gelip de: “Şu mallar sizin, bunlar da bana hediye edilenler” deyince, Efendimiz (SAV) şöyle buyurur: “Allahü Teâlâ’nın idâreme verdiği işlerden birine sizlerden birini tâyin ediyorum, sonra da o kişi dönüp geliyor ve bana şunlar size âit olanlar; bunlar da bana hediye edilenler diyor. Eğer o kişi sözünde doğru ise, babasının veyâ anasının evinde otursaydı da kendisine hediyesi gelseydi ya! Allah’a yemîn ederim ki, sizden biriniz haksız olarak bir şey alırsa, kıyâmet gününde o aldığı şeyi yüklenmiş vaziyette Allah’ın huzûruna çıkar. Bu, böğüren bir deve veyâ bağıran bir inek yâhut da meleyen bir koyun olabilir.”

Edep yolunda ilerleyebilmek için doğruluk üzerine titreyelim ve kendimize samîmîyetle soralım:

Ne kadar doğruyuz? 

Doğru söz ve fiîl bize mutluluk veriyor mu?

Aleyhimize olacağını zannettiğimiz bir durumda doğruluktan korkuyor muyuz? 

Sağlıcakla kalın,

Mustafa Tınmaz

1 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Barışma zamanı

HIZLI YORUM YAP

1 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.