26 Şubat 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 8.298.805 kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 13:22
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Baklava Karteli (5)

Asansör giriş kata ulaşmıştı. Dışarı çıktığında ne kadar doğru bir karar verdiğine seviniyordu, çünkü binanın önüne ekip otosu gelmiş, dört polis binaya doğru koşar adım ilerliyorlardı.

Muammer Gece muammergece@gmail.com

(Bölüm 5) Asansör giriş kata ulaşmıştı. Dışarı çıktığında ne kadar doğru bir karar verdiğine seviniyordu, çünkü binanın önüne ekip otosu gelmiş, dört polis binaya doğru koşar adım ilerliyorlardı. Biraz daha yukarıda kalsa, olayın tam ortasında belki de karakolda sorgulanıyor olacaktı. Doğru yapmıştı ama eğer polisler gelmemiş olsaydı, bir kadın cinayetine engel olmadığı için kendini suçluyor olacaktı. Kim bilir, belki de cinayet olmazdı ama bir şeyler yapmak, o güçlü adamın dikkatini dağıtmak ve kadının kaçmasına yardım etmek için bir çaba harcayabilirdi. Bu cesareti gösteremediği için kendini korkaklıkla suçladı. Korkak değildi! Sadece kendini garantiye almak istemişti ama ne olursa olsun yardım etmesi gerekirdi diye düşünerek evine doğru hareket etti.

Polisler olaya el koymuştu ve pişman olacağı bir durum yoktu. Kafası biraz karışıktı ama her şeye rağmen pastırmalı kuru fasulye onu bekliyordu. Annesi kızmadan evde olmalıydı. Adımlarını hızlandırdı. Kadıköy’den Fikirtepe’ye gitmek için az bir zamanı vardı. Neyse ki Kadıköy’e ulaştığında Fikirtepe otobüsü de hareket etmeye hazırlanıyordu. Hemen bindi ve en arkaya gitti, oturdu. Trafik çabuk eve ulaşmasına yardım eder gibi hızlı akıyor, duraklarda neredeyse hiç durmuyor gibiydi. Kuru fasulyenin kokusunu alır gibi oldu. Akşam yemeklerini çok seviyordu. Herkes bir arada, çok konuşmuyorlardı ama aynı masada o aile olma duygusunu yaşamak hep huzur veriyordu. Mandıra Caddesi’ne gelmişlerdi, iki durak sonra evde olacaktı ve tatlı bir heyecan duydu kalbinde. Durakta açılan kapıdan hemen atlayıp indi, koşar adım eve ilerledi. İki katlı eski evleri, çocukluğunun geçtiği bu tatlı aile ocağı ona hayal etmeyi öğretmişti. Kapıyı tıklattı, abisi açtı kapıyı.  “Geç kaldın” demedi ama yüzündeki sert ifade yetiyordu kardeşinin geç kaldığını anlatmasına. Hemen ellerini yıkayıp annesinin yanına koştu.

  • Anacım nasılsın? Bu harika fasulyenin kokusu duraktan bile duyulabiliyor. Bütün mahalle kapıda kuyruk olmuştur diye çok korktum biliyor musun?

diye takıldı. Annesi,

  • Sıpa! Çabuk suyu, ekmeği masaya götür,

dedi.

Annesinin sert ifadesinin arkasında saklamaya çalıştığı tebessümü hep çok sevmişti Can. Annesi yıllardır onlar için büyük bir emek harcıyor, o aileyi bir arada tutmak için tatlı bir savaş veriyordu. Yıllar geçtikçe annesinin ne kadar bilge bir kadın olduğunu daha iyi anlayacak, karşılıksız sevmesinin sebebinin bir annenin yavrularına duyduğu şefkat olduğunu hep hayırla yad edecekti.

Hemen söylediklerini yaptı, masaya götürdü istenilenleri. Babası masanın baş köşesinde oturuyordu. Onu görünce, “Yine geç kaldın Can efendi” derken, babalık makamından bakarak ona sorumluluklarını hatırlatıyordu. Babasını hep anlamaya çalışıyor ama bu kadar öfkeli, kuralcı olmasını bir türlü içine sindiremiyordu. Bir kere olsun “Oğlum nasılsın, bugün neler yaptın, okulun nasıl gidiyor, keyfin yerinde mi?” diye sormamıştı. Yıllar geçtikçe babasının neden bu kadar kapalı olduğunu anlayacak, imkansızlıklar içinde olmalarının suçluluk duygusunun onu gergin bir insan yapmasına hak verecekti. Babasıyla paylaşamadığı dostluk, hayatında bir boşluk oluşturacak ama bunu yenmeyi başaracaktı.

–             Özür dilerim Baba! dedi.

–             Otur bakalım. Su ver bana,

dedi babası.

Suyu doldururken ağabeyine göz ucuyla baktı. Sanki onun azar işitmesinden hoşlanıyor gibiydi ama aldırmadı. Ağabeyini de çok seviyordu ama ağabeyiyle de bir dostluk kuramamış, çoğu zaman kavgayla bitmişti tartışmaları. Ağabeyi babasının isteğiyle okulu bırakıp bir tornacıda çıraklığa başlamıştı. Kendisinin de okula devam ediyor olmasının aralarındaki rekabeti artırdığını hep göz ardı etmiş, onunla dost olmaya çalışmıştı. Babaları öldüğü gün aralarındaki rekabet bitmiş, ağabeyi ona kucak açmış fakat geçen yılları birbirlerini tanıyamadan, dost olamadan geçirmişlerdi.

“En çok bunu hazmedemedim” diye bir gün ağabeyine içini döktüğünde; “Ben de ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Hayatıma bir tornacı çırağı olarak devam ederken, senin okuma şansına sahip olman beni her zaman çok öfkelendirdi. Babamın bu kararı vermesinin nedeninin geçim derdimiz olduğunu biliyordum ama ben de mühendis olmak istiyordum. Bu yüzden seni kıskandım. Hatalıydım, beni affet!” dediğinde, babasına sarılır gibi sarılacaktı Can, ağabeyine. Babasına sarılmanın nasıl bir şey olduğunu bir parça ağabeyine sarıldığında anlayacaktı.

Yaşayarak anlayacağı o kadar çok şey vardı ki, belki de bu yüzden ağabeyine pek kızamazdı.

Yine bu duygularla ağabeyine de bir bardak su doldurup,

–             Buyur ağabeyciğim, diyerek uzattı.

–             Sağol Can kardeş!, dedi ağabeyi.

Bu ifadesinde ağabeylik tasladığını biliyordu. Sadece “afiyet olsun” dedi.

Annesi masaya geldi, yemekleri servis etti ve akşama kadar hayalini kurduğu enfes pastırmalı kuru fasulyeyi tadını çıkararak yemeye başladı. Ayda bir yiyebildikleri bu yemek onların mutluluk kaynağıydı. Yemekten sonra ağabeyiyle birlikte kullandıkları odaya geçti. Ağabeyi de yatmaya hazırlanıyordu. Yarın sınavı vardı ve hazırlanmalıydı. Kitabını açıp çalışmaya başladı. Önemli bir sınavdı… Ağabeyi “iyi geceler” deyip yatmıştı. Can biraz daha çalıştı. Sınavdan sonra yeni iş için merkezine gitmesi de gerekecekti. Birkaç tekrar yaptıktan sonra yattı. ‘’Polis Baklava Baronunun Peşinde’’ haberi kafasında takılmıştı.  Kimdi bu baron? İçini bir korku kapladı. “Polis beni de takip eder mi acaba” diye düşünürken uyuya kaldı.

-Sabah erkenden okuluna gitti. Sınavdan sonra dersi yoktu, merkeze doğru yola koyuldu. Haberlerdeki baron, binadaki onu sorgular gibi hitap eden adam, yapılı adamın kadına karşı uyguladığı kaba kuvvet… “Ne kadar karmakarışık bir dünyada yaşıyoruz, nedir bu insanların derdi” diye düşünürken, merkeze varmıştı bile. Buraya her geldiğinde korkuya varan bir heyecan yaşıyordu. Rutin giriş işlemlerini yapıp, Ajan Yerfıstığı’nın odasına geldi. Kapıyı tıklattı,  “gel” sesini duyunca içeri girdi.

Yerfıstığı hayret edilecek bir suratla tebessüm ediyordu. “Gel bakalım özel teslimatçımız” dedi.  Teslimatları yaparken kullandığı bu ifadeyi biliyor olmasına çok şaşırdı.

–             Getirdin mi parayı? derken, gözlerini biraz kısarak gözlerinin içine bakıyordu Ajan Yerfıstığı.

–             Evet efendim! İşte iki yüzbin peso!

–             Aferin! İyi iş çıkardın! Açıkcası senden beklemiyordum bu başarıyı,

derken, sandalyesinde arkaya doğru yaslanıp bacak bacak üstüne atması, aşağılamak istediğini düşündürüyordu ama aldırmadı.

             “Teşekkür ederim! Yeni işleri için hazırım“, dedi.

–             Biliyorum, depoya gidebilirsin. Mesajı gönderiyorum telefonuna.” derken, kraliyet selamını andıran bir el hareketiyle kapıyı gösterdi.

Depoya gelmeden mesaj gelmişti telefonuna. “Dört yeni adres, hepsi Kadıköy, harika!” diye düşündü. Paketleri alırken, havada birbirlerine karışmadan dolaşan kadayıf, fıstıklı baklava, şöbiyet kokularını derin derin içine çekti. Çok harika kokulardı. Kim bilir tatları nasıldı? Depo görevlisi, boksör eskisi kırık burunlu adam “Çek çek, iyice içine çek de sen de bir bağımlı ol! Yeni müşterilere ihtiyacımız var” diyerek, su motorlarının çalışmaya başlarken çıkardıkları sesler gibi arka arkaya kesik kesik güldü.

Yüzüne bakmadan dört ayrı tatlıyı; ballı, şerbetli, fıstıklı; bağımlılık festivali ürünlerini ceplerine yerleştirdi. Merkezden dışarı çıktığında kendine daha da güvendiğini, artık bu işi iyi yaptığını düşünüyordu, oysa henüz üçüncü işini yapacaktı. Üçüncü işi olduğunu düşünmeden metrobüse bindi. Köleler her koltukta, her boşlukta hayatlarını bir hiç uğruna harcamak için; küskün, üzgün, çaresiz, devam ediyorlardı tatsız hayatlarına.

Yine bağırmak istedi,

  • Hey köleler neden ölmüyorsunuz?

Cebinden kitabını çıkarıp okumaya başladı. “Ruth artık anlayabilmeliydi Martin’i” diye düşündü.

Muammer Gece

Her Hakkı Saklıdır ©

Bu sitede yer alan tüm yazılar telif hakkıyla korunmaktadır.

Yazarın yukarıdaki yazısı dahil www.theanatoliapost.com web sitesinde çıkan tüm yazıları, hikaye ve öyküleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları yazara aittir.

Yazarın www.theanatoliapost.com web sitesinde ve yine sitenin diğer tüm sosyal mecralarında (Facebook, Twitter, İnstagram vb.) yer alan yazılarının çoğaltılması, başka bir lisana çevrilmesi, saklanması veya işleme tutulması da dahil, yazarın önceden yazılı iznine tabidir. Bu sebeple işbu sitede yazara ait olan tüm hikayeler, öyküler ve her konudaki makaleler, yazarın yazılı izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Aydın-lık masken, sen hep karanlıktasın

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.