20 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Atasını tanımayan, it peşinde gezer

Bir Atasözü der ki; “Atasını tanımayan, it peşinde gezer”... Yani ecdadını tanı, kendini bul.

Bir Atasözü der ki; “Atasını tanımayan, it peşinde gezer”. Yani ecdadını tanı, kendini bul. Hz. Adem’den sonra insanoğlunun başlangıcı ve insanoğlunun ilk atası olarak Hz, Nuh bilinmektedir. Dolayısıyla Hz Nuh, İnsanoğlunun babası olarak kabul edilir. Nuh’un nesli çeşitli kıtalara yayılmıştır. Biri Avrupa Kıtası’na biri Afrika Kıta’sına ve diğeri ise Asya Kıtası’na.

Amaçları soyu genişletmek ve yaymaktır. Asya kıtasına yerleşen oğulun adı Yafes’tir. Bu kıtadaki bütün ırklar Yafes ile başlar.

Yafes’in yedi oğlu vardır bunlar: “Türk Han, Çin, Hazar, Samlab (Slav), Rus, Yecüc ve Mecüc”

Türklerin soyu Türk Han’dan gelmektedir. Türk Han’ın özellikleri edepli ahlaklı, dürüst, cesur ve iyi kalpli olmasıdır.

Bu koca kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün. Dünyanın değişmekten başka bir çaresi var mıydı? Öyleyse bizler dünyayı değiştiren atalarımızın torunları, bugün hayali kahramanlar ve tarih üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var.

(İlber Ortaylı)

İlber Hoca’nın da dediği gibi doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var. Ben bugün bir doğruyu daha hatırlatma ihtiyacı duydum. Bizim devlet politikamızın her zaman mazlumun yanında var olmaktan geçtiğiyle ilgili. Aksi takdirde Güney Kore’de yüzlerce şehit verir miydik?

25 Haziran 1950’de Kuzey Kore, Güney Kore’ye saldırdığında, bütün dünya, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ayağa kalkmıştı. Çünkü bu Asya’nın uzak bir köşesindeki küçük bir ulusun kavgaya tutuşmasının çok ötesinde anlamlar taşıyordu. Kuzey Kore’nin arkasında Sovyet Rusya ve Komünist Çin vardı. 

Olay, Doğunun Batıya, bir başka deyişle komünizmin kapitalizme savaş ilanı olarak duyuruldu. ABD’nin girişimiyle Birleşmiş Milletler (BM) Ordusu kuruldu ve 16 batılı milletin askeri Kore’de, Güney Kore’nin yanında yer aldı. Milyonlarca kişinin ölümü, yaralanması, fiziki ve psikolojik anlamda sakatlığı ile sonuçlanan Kore Savaşı böyle başladı.

Türkiye, BM kararına uyarak Kore Savaşı’na katıldı. ABD’den sonra Kore’ye asker göndereceğini bildiren ilk ülke Türkiye’ydi. Bu kararın Meclis’e danışılmadan, sadece hükümet tarafından alınmış olması muhalefetin tepkisini çekse de, bu sorun fazla tartışılmadı ve Genelkurmay’ın 3 Ağustos 1950 tarihli emriyle, Kore’ye gidecek tugayın kurulmasına başlandı. 

Savaşa gidecek erler, 1929 doğumlulardan ve daha çok gönüllülerden seçilecekti. Subay ve astsubaylardan da gönüllüler tercih edilecekti. 5 bin kişilik bir tugayın kurulması kararlaştırıldı. 

Kore Savaşı boyunca Türkiye, bölgede birer yıl kalarak yerine yenisine devreden toplam on tugay tarafından temsil edildi. Bunlardan 1, 2 ve 3. tugaylar aktif olarak savaştı.

Evet, Anadolu’dan binlerce kilometre ötede, koca Asya Anakarasının öbür ucunda, Kore denen uzak bir ülkede 1950’den 1953’e kadar üç yıl süren kanlı bir savaş olmuş ve “Mehmet” oralarda savaşmıştı.

Şimdi Kore’de o kan ve barut dolu serüvenin bir anısı olarak Kumyangjangni’de “Türk Zafer Anıtı” ve bir de Puson’da Birleşmiş Milletler Ordusu Mezarlığı’nda “Türk Şehitliği” bulunuyor.

Ve de bu Türk Şehitliği’nde, bu kavganın suskun birer tanığı olarak ebedi uykularını uyuyan 721 Türk şehidi. Şimdi 2018 Oscar Adayı olan “Ayla” filmini anımsadım. Pandemi koşullarında evlerimize kapandığımız bu günlerde izlemeyenlere ısrarla öneriyorum. Yapımcısından senaristine ve değerli oyuncularına kadar tüm ekibini, tekrar tekrar kutluyorum. Maalesef yeni neslin, cep telefonları ellerinde sanal alemde gezindikleri gerçeğiyle yüzleşince, tarihinden, hele hele yakın tarihinden bu kadar uzaklaşmış olmasına şaşırmamak gerek. Ve bu film hepimize nasıl bir “devlet” anlayışının hakim olduğu bir millete ait olduğumuzu anlatacak, unutanlara ise hatırlatacaktır.

Saygılarımla;

Sabahat ŞAHİN

1 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Rumi

HIZLI YORUM YAP

1 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.