Ömer Taşdemir, Author at The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

08 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ömer Taşdemir

Ömer Taşdemir

01 Mayıs 2021 Cumartesi

Yarın öleceğinizi bilseniz ne yapardınız?

Yarın öleceğinizi bilseniz ne yapardınız?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanoğlu ne kadar unutkan ve pervasız yaşıyor bu dünyada öleceğini bile bile değil mi?

Sürekli bir koşturmaca, hengâme, telaş içindeyiz.

Son zamanlarda özellikle Covid-19 salgınından sonra ülkemizde ciddi kısıtlamalar, yasaklar, tedbirler getirilince aslında en önemli şeyin sağlık olduğunu, yani bize çok az verilen adına ömür denilen hayat sermayesinin çok önemli olduğunu anladık.

Geçenlerde göğsümde hırıltı oldu ve titreme yaşadım haliyle çok gezen ve sürekli müşterilerini ziyaret eden biri olarak hemen Covid-19 testi yaptırdım.

Tahmin edersiniz ki sonucunu en az 12 saat bekleyebiliyorsunuz.

Bu süreçte aracımı bir yere çekip koltuğu yatırdım ve saatlerce bekledim.

Eve gidemezdim. Eğer testim pozitifse evdekilere bulaştırmamam gerekiyordu.

Müşterilerime de bu sebeple gidemezdim zaten kırgınlığım ve yorgunluğum çok arttığı için koltuğa kıvrılıp kalmıştım.

Aklımdan bir sürü kötü senaryolar üretmeye başladım bu arada; ya pozitifsem? Ya buradan sağ çıkamazsam; ölüm ile sonuçlanacak bir sürece girdiysem? Ailemin, özellikle 10 yaşındaki oğlumun benim yokluğumda yaşayacağı o çok acı veren travmayı nasıl karşılayacağını ya da karşılayamayacağını düşündüm.

Ailemin durumunu düşündüm. 90 yaşındaki yaşlı babamın ne yapacağını düşündüm.

48 yaşında olan kendimi düşündüm, biraz da hayallerimi, gelecekteki planlarımı, emekli olmayı, küçük oğluma da bir ev alıp ona bırakabilmeyi düşündüm.

Ne kadar boşmuş aslında her şey. Adına ölüm denen bu gerçeğin bu dünyada yaşanılan her şeyin önemsiz olduğunu hissettirmesi ne kadar dehşet verici değil mi?

Artık bütün yaşanmış ve yaşanacakların değerini yitirdiği bu süreçte insan sadece kendinden ve yaptıklarından sorumlu ve yalnız olduğunu çok ağır anlıyor.

Yalnızız, aslında tek başınayız kendimiz ve bize bu bedeni veren Yüce Yaradan ile beraberiz aslında.

İnsan düşünemeden edemiyor. Öldükten sonra ne olacak ve nasıl bir şeyle karşılaşacak?

“Bu dünyada inancımız gereği neleri yaptık, neleri yapmadık” diye muhasebeye çekiyor kendini sorguluyor, sorguladıkça da korkuyor endişeye kapılıyor. Elimizde ne kadar hazırlık var ki ahirete?

İşte test sonucunu beklerken hissettiklerim bu kadar ürkütücü olabiliyor; ya pozitifsem?

Ya bu süreçte hayatımı kaybedersem?  Sonra oğlumun telefonu ile irkildim:

“Babacığım testin negatif. Korkulacak bir şey yok. Sadece soğuk algınlığın var. Antibiyotik alınca düzelirsin inşallah”

ELHAMDÜLİLLAH RABBİME! Bana güzel bir uyarı verip kendime gelmemi sağladığı için. Ya siz ne düşünüyorsunuz? Ölümden sonrası için neler yapıyoruz sizce?

Ömer TAŞDEMİR

Devamını Oku

Yalancının mumu öğlene kalmadan sönüyor!

Yalancının mumu öğlene kalmadan sönüyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yalan rüzgârı diye bir dizi vardı yıllar önce, televizyonlarda yayınlandığı vakit bütün Türk halkı ekrana kilitlenir diğer bölüme kadar konuşulurdu.

Günümüzde ise CHP YALANLARI var.

Her gün yeni bir yalan hazırlanıyor. Bağlı oldukları ajanslarında ve onların planladığı gibi organize bir şekilde birlikte ve sürekli bu yalanları tekrarlayıp duruyorlar.

Tamam, kabul ediyorum kendi seçmenini o kadar güzel manipüle edip yalanlarına inandırıyorlar ki

Neredeyse birkaç çatlak ses dışında büyük çoğunluğu bu yalanlara hemen inanıp üzerine atlıyor yaymak ve gündem oluşturmak için çırpınıp duruyorlar.

Çünkü sorgulama yapmalarına gerek yok.

Tek amaçları ölümüne nefret ettirildikleri Erdoğan’dan kurtulmak!

Onu yıpratan her türlü yalana, iftiraya, kumpasa, ihanete, ahlaksızlığa sahip çıkmak onları vicdanen rahatlatan bir görev haline gelmiş.

Onlarca yıl peşinden gittikleri liderleri Deniz Baykal’ın bir porno kaset kumpası ile istifa ettirilmesi ve yerine büyük ve ince bir operasyonla Kılıçdaroğlu’nun getirilmesine bile ses çıkarmayıp kabullenebildiler.

Hatta o kadar ki 9 seçim kaybetse bile başında tutup onun çapsız ve beceriksiz yönetimini ve hatta ATATÜRKÇÜLÜK çizgisinden uzaklaştırılmasını kabullendiler.

İL başkanlarının “ATATÜRK” demiyorum sözünü bile kafalarına takmadılar.

PKK terörüne açık açık destek veren ve her türlü organik bağı bulunan HDP ile bile yerel seçim ittifakı yapılmasına, “Erdoğan gitsin de Hdpkk başkanı Cumhurbaşkanı yardımcısı olsun!” Önemli değildi.

Bu nefret öyle bir ateş ki kendi liderine sahip çıkanlara “ATATÜRK’ÜN İTLERİ “diyen bu parti ile seçimde ittifak yapıp İstanbul başta olmak üzere birçok ilde belediye yönetimlerini almaları onları çılgına çevirecek kadar mutlu etti. Seçimlerden sonra İmamoğlu’nun koşa koşa Diyarbakır’a gidip HDPKK’ lılara Kayyum için destek verip halay çekmesi bile rahatsız etmedi.

Bu güruhun böyle olduğu zaten 70 yıldır belli hatta bugünkü seçmenlerin dedeleri de “ADNAN MENDERES 2 UÇAK DOLUSU ALTIN İLE YURT DIŞINA KAÇTI “ gibi çok büyük bir yalana inanabilmişler; Adnan Menderesin asılmasına itiraz etmemiş hatta çoğunluğu “Vay hırsız hak etti zaten diyebilmiştir.

Artık dijital iletişim çağındayız. Ne kadar büyük, ne kadar ayrıntılı, ne kadar inandırıcı YALANLAR da ortaya atılsa çok kısa sürede bu yalanların çürütüldüğünü insanların artık bu yalanları yemediğini görebiliyoruz.

“FAZİLET DURAĞI” YALANI,

“ÇİN TRENİ HALKALI’YA GERİ DÖNDÜ” YALANI,

“ADANA’DA 2 GÜNDE SAHRA HASTANESİ KURULDU” YALANI,

“BELEDİYEYİ BİZ YÖNETİRSEK NAMUS VE ŞEREF SÖZÜ; BİR KİŞİ BİLE İŞTEN ÇIKARILMAYACAK!” YALANI Kİ 10.000’e (onbin) yakın işçi çıkarıldı CHP’li belediyelerden.

Son 10 yılda bıkmadan usanmadan, yemeden, içmeden her gün her gün büyük veya küçük binlerce YALAN haber ve iftira yapılıyor, CHP ve ona destek veren medya ve sosyal medya ekipleri tarafından.

Bu yalanlar artık o kadar komik, çocukça ve pervasızca yapılıyor ki; günümüzde kimse inanmıyor.

Artık, YALANCININ MUMU ÖĞLENE KADAR BİLE YANMIYOR!

Ömer TAŞDEMİR

Devamını Oku

Zehirlenmiş bir topluluk: CHP seçmeni!

Zehirlenmiş bir topluluk: CHP seçmeni!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Klasik bir sorudur, yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan? Peki ya sizce?

Durun durun, cevabını aradığımız soru bu değil. Cevabını aradığımız soru şu;

CHP yönetiminin politikaları ve zihniyeti yüzünden mi CHP seçmeni böyle?

Yoksa CHP’ye oy verenlerin zihniyeti yüzünden mi CHP yönetimleri böyle?

Ben, uzun yıllardır bu sorunun cevabının ilk sorudaki gibi olduğunu düşündüm.

Yani CHP yönetimi yıllardır öyle bir politika, öyle bir zihniyet oluşturdu ki bu ülkede onlara oy veren kitleyi dar bir çerçeveye hapsedip, kendini dev aynasında gören, buyurgan, ülkenin tek sahibi, her şeyi çok bilen, kendi gibi düşünmeyen, yaşamayan herkese ölümüne düşman olan bir topluluk olup çıktı.

Artık CHP yönetimine kim gelirse gelsin, ne yaparsa yapsın bu kitle ve zihniyeti değişmez, değişemez!

Zaten hiçbir CHP’linin de CHP başkanı kim olmuş, ne yapmış, ne yapmamış umurlarında değil.

Tıpkı bir Fenerbahçeli’nin ya da Galatasaraylı’nın takımını değiştirmesi nasıl kabul edilemeyecek bir davranış ise, CHP seçmeni de bu sadakatte fanatizmin doruklarına ulaşmış durumda.

Yani takımını (CHP’yi) kim yönetirse yönetsin hep yenilse de, kupa da almasa, küme de düşse kesinlikle bırakmaz. Ama siyaset bir futbol değil ki. Peki niçin bu fanatizm? Niçin bu sadakat?

ATATÜRKÇÜ + LAİK + ÇAĞDAŞ + MODERN oldukları için.

Sorduğunuzda alacağınız cevaplar genellikle bu dört ana unsur etrafında yoğunlaşır.

Günümüzde seçmenler üzerinde sosyolojik araştırmalar yapıldığında ise başka bir gerçek çıkmakta.

İSLAMA VE MÜSLÜMANLARA karşı çok sert bir ön yargı, hatta düşmanlık fikri (KATI LAİKLİK) etrafında birleşme, ÖZGÜRLÜK VE YAŞAM TARZLARININ tehlikede olduğunu düşünmeleri ki etraflarında başörtülü insanları görünce bile Arabistan gibi olacağız korkusu,

KENDİLERİNİN ÜSTÜNLÜĞÜNE İNANMA, kendileri gibi düşünmeyen, hayat tarzına uymayanları dışlama veya küçük görme.

Bu düşüncelere iki örnek verelim de tablo netleşsin.

İlki; “BU İKTİDAR (yani Bizim gibi Düşünmeyenler!) DÜNYANIN EN DOĞRU İŞİNİ DE YAPSA BEĞENMEYİZ, MUHALEFET EDERİZ. BİZİM YAPIMIZ BU”

İkincisi; “SEN TÜRKİYE’Yİ DÜNYA’NIN SÜPER GÜCÜ DE YAPSAN, MARS’I FETHETSEN BİLE BENİMLE KARŞILIKLI 2 DUBLE RAKI İÇMEDİKÇE SANA OY VERMEYİZ”

Ve son olarak da benim kendi gözlemim ise şöyle;

Şu adam ölsün gitsin de başımızdan, Türkiye’ye, bu millete, ne olursa olsun nefreti, kini, faşistliği; CHP seçmeninin büyük çoğunluğunun düşüncesi haline gelmiş durumda.

Bu yüzden CHP yönetimi ne yaparsa yapsın, kiminle nasıl birlikte olursa olsun hiç önemli değil.

Seçmen, öyle bir kin ve nefret sarmalında ki ne yalan söyleseler, ne algı yapsalar hemen üzerine atlayıp, karşı cenahı yıpratma peşinde yırtınmaktalar.

Bu yazdıklarımın sert ve öfkeli olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sadece yaşadığımız, gördüğümüz şeyleri yazıyorum.

Ben artık ne CHP seçmeninden, ne de CHP yönetiminden;

Sağduyu, vicdan, merhamet, saygı, ahlak, adalet beklemiyorum.

Tek amaçları var;

Bu ülke için gecesini gündüzüne katan yıllarca her türlü hizmeti veren

Cumhurbaşkanımızı ortadan kaldırmak!

Fakat ne yaparsanız yapın bunu RABBİMİN izni ve bu milletin ona olan sevgisi sayesinde Başaramayacaksınız!

Ömer TAŞDEMİR

Devamını Oku

Ulu çınarın gölgesi

Ulu çınarın gölgesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Binlerce yıldır yaşam sürdüğümüz bu topraklarda, nice savaşlar, nice yok oluşlar, nice kuruluşlar yaşandı.

Ülkeler, devletler, milletler savruldu, tarumar oldu gitti. Bütün bu medeniyetlerden kalan izler bize ne zaman ibret olacak ne zaman bizi kendimize getirecek bilmiyorum.

Anamızı, Babamızı, adımızı, yaşadığımız yeri kendimiz seçemediğimiz gerçeği ortadayken, ne zaman öleceğimizi dahi bilemezken bu hırs, bu kin, bu nefret, bu doymazlık neden? Neden birbirimize hayatı zehir etmemiz. Karun kadar da zengin olsak yiyeceğimiz 1 tabak yemek. Bin yılda yaşasak sonumuz toprak.

Halbuki elimizde öyle büyük bir nimet var ki kıymetini bilmediğimiz; adına Anadolu denen bu cennet topraklar… Üstelik binlerce yıldır birçok medeniyet ile büyütüp kökleştirdiğimiz TÜRKİYE devleti gibi bir ULU ÇINARIMIZ da varken bu çınarın dallarını kesmek yerine beslesek, büyütsek de o kocaman gölgesine sığınsak olmaz mı?

Mecazen anlatacak olursak; su içerisinde yaşayan balıkların suyun ne olduğunu bilmediği ve bu nimetin ne kadar hayati olduğunu ancak susuz kaldığı zaman anladığı gibi, biz de -Allah korusun- ancak vatansız kalınca mı anlayacağız bu cennet vatanın kıymetini, bu güzel milletin zenginliğini.

Rabbim ;

Nefessiz kalmadan nefesin kıymetini, vatansız kalmadan vatanın kıymetini, insanlarımız, milletimiz ölmeden, öldürülmeden, yok olmadan milletimizin, insanımızın kıymetini, susturulmadan ezanımızın kıymetini ve indirilmeden de bayrağımızın kıymetini bilenlerden eylesin inşallah.

Rabbim;

TÜRKİYE denen bu ULU ÇINARI büyütmeyi ve gölgesinde hep birlikte birlikte huzur ile yaşama ülküsünü kalplerimize yerleştirsin davamıza sahip çıkma azmi nasip etsin amin.

Ömer TAŞDEMİR

Devamını Oku

Türkistan mı? Turan mı?

Türkistan mı? Turan mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

The Anatolia Post

Türkistan!

Türk devletlerinin, Türk boylarının, Türk halklarının yaşadığı Asya’daki kadim topraklar…

Kızılelma ülküsü ile yanıp tutuşan gönüllerin hep birlikte aynı amaç için attığını görmeye başladığımız bu zamanlarda, liderimiz önderliğinde yine büyük atılımlar yapılmaya başlandı.

6’ncısı düzenlenen Türk Konseyi’nde yapılan toplantılar sonucunda, Büyük Türk Birliği’nin kuruluşunun tohumları atılmış, hatta bu tohumlar sağlam ve köklü  bir çınar ağacına dönecek fidan olmuştur.

Kültürel alanda müzik, dizi filmler, etno spor organizasyonlarının yoğun bir şekilde yapılması,

Eğitim alanında üniversite açılması, öğrenci değişimleri ve fikri faaliyetlerin yapılması,

Savunma sanayiinde, enerji projelerinde, ulaşım ve transit geçiş yollarının geliştirilmesi gibi birçok başlıkta büyük ilerlemeler hayata geçirilmiştir.

Bu birliğin, AB veya BRİC gibi ekonomik ve uluslararası bir yapı haline gelmesi de, bir takvime bağlanmış hukuki altyapısı da oluşturulmuş ve yepyeni yönetim binası da hizmete alınarak tam bir gövde gösterisi yapılmıştır.

Karabağ Zaferi ile taçlanmış bu “TEK MİLLET, İKİ DEVLET”  düsturu veya söyleminin içeriği değişecek gibi görünüyor zira çok uzak olmayan bir zamanda “TEK MİLLET  6-8-10 DEVLET “ diyeceğimiz günler gelecektir.

KAZAKİSTAN-ÖZBEKİSTAN-AZERBEYCAN-TÜRKMENİSTAN-KIRGIZİSTAN-TÜRKİYE altılısının yanına

KIBRIS+BOSNA+UYGUR+MACARİSTAN+MOLDOVA GAGAVUZ+BAŞKURTİSTAN+ÇEÇENİSTAN+GÜNEY AZERBAYCAN ve KIRIM TATAR TÜRKLERİ olmak üzere bu özerk cumhuriyetler, yönetimler, bölgeler ve devletler de bu birliğin zamanla üyeleri olarak hem ekonomik hem de kültürel güç katacaklardır.

Bugün, dünyada büyük bir zulüm ve savaş var. Türk halkları ve bizlerle aynı ülküde buluşmuş diğer tüm etnik ve dini topluluklarda büyük bir umut ve inanış başladı.

Bu zalimlerin karşısında duran, onların oyunlarını bir bir bozan bir ülke ve lider var artık.

Bu lider, bu mazlum halkların içinde yanan hasreti, özlemi ve acıyı biliyor ve ona göre çok büyük çözüm adımları atıyor.

Halklar bunu görüyor, bunu hissediyor, buna inanıyor. Bu inanç sadece Türk dünyasında değil, tüm Müslüman halkların yüreğinde de yer buluyor.

PROF.DR. TUFAN GÜNDÜZ hocamın da dediği gibi;

UNUTMA!

“TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR! ” ve “TÜRK BEKLENENDİR!“

Ömer TAŞDEMİR

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.