Yıldız Seçen, Author at The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

03 Aralık 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 05:24
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Yıldız Seçen

Yıldız Seçen

20 Kasım 2021 Cumartesi

El âlem

El âlem
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mühimdi işleri, gelemezlerdi, arayamazlardı da, vakitleri yoktu…

Evleri pisti, temizlik önemliydi…

Evlerini temizleyeceklerdi kalplerini kirletirken…

Günlerdir dolaşıyorlardı reklamlarda gördükleri tabakları bulabilmek için…

Öyle ya, misafir gelebilirdi kapılarını kilitlemişken…

Daha fazlası uğruna, oradan oraya koşturup duruyorlar.

Sahibi olmadıkları dünya için, sona doğru koşturuyorlardı sadece…

Derdini sormadıkları, ne yaşadığını bilmedikleri adına,

Toplanıp çayın yanında, dedikodu yapacaklardı bir süre bir kaç kişi…

Nasılda biliyorlardı bu kadar çok şeyi?

Aramıyorlardı, gelmiyorlardı lakin ne yaşadığını ondan daha iyi biliyorlardı…

Mühim olan nasılsın, bir şeye ihtiyacın var mı diye sormak değildi…

“Namazını bırakmış duydun mu? Çok da geziyor, nereye gidiyor ki? Kesin parayı bulmuş, tuzu kuru…….”

“Çok kilo almış, çok zayıflamış, saçları beyazlamış, yüzü kırışmış……..”

Diye bir sürü masal yazacaklar!

Sonra duyacaklar ki hastalığı ilerlemiş;

Ona dahi itiraz edecekler;

“Yok canım dün fotoğrafını gördüm gülümsüyordu…”

Bir yerlerde rastladıklarında, mütevazi gülüşü ile dalga geçer gibi, “iyi gördüm canım seni, iyisin iyi” diyecekler…

Bir hastaya yapılabilecek en adi hakaretin, iyi gördüm seni, iyisin iyi tesellisi olduğunu bilmeyecekler…

Okumayacaklar, dinlemeyecekler, bakmayacaklar, lakin nasıl oluyorsa her şeyi onlar en iyi bilen olacaklar…

Vakti dolup, göç kapıyı çaldığında ardından ağlayacaklar…

İyi ki giderken, ardında bıraktıklarının, ardından akıtılan yalancı yaşlarını…

Ve iyi ki;

Canın sandıklarının, aslında el âlem olduklarını, görmüyor insan…★

Yıldız Seçen

Devamını Oku

Canım kızıma mektup

Canım kızıma mektup
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanlara ve dahi hayata ve dünyaya her zaman sevgiyle yaklaş…

Sevgi her sorunun çözümü, her derdin ilacıdır. Her sıkıntının da üstesinden gelecektir…

Kimseye ön yargılı olma, herkesin iyi ve kötü zamanları olabileceğini unutma…

Hayattaki davranış tercihin iyilik olsun…

Ne olursan ol en iyisi ol, ben annen olarak seninle her zaman gurur duyacağım…

Yaptığın, yapacağın hiç bir işi yarım bırakma, tamamlanmamış, yarım bırakılmış her iş, bir sonrakine engel olacaktır…

İnsanlığa faydalı ol…

Sen kadınsın, Allah nasip ederse anne de olacaksın, evlatlarını sevgiyle, güzel ahlakla yetiştir…

Senden sonrasına bıraktığın soyun kimseye zarar vermesin…

Söylediğin ve inandığın gibi yaşa, sözün başka, özün başka olmasın…

Sana ihtiyacı olan kimseye sırtını çevirme, elinden geldiğince, gücünün yettiğince yardım et…

Sır tut, dedikodu yapma…

Başarmak için başkalarını kullanma…

Sana yapılmasını istemediğin hiç bir şeyi başkalarına yapma…

Adil ol, ama adalet duygun kendinden tarafa olmasın. Suçu değil, masumiyeti ara…

Elini, dilini ve dahi en önemlisi gönlünü haramdan sakın kızım…

İyi mümin ol Allah’ını tanı, iyi ümmet ol, Resul’ünü tanı, iyi evlat ol anneni babanı tanı…

Otururken, kalkarken, konuşurken, dinlerken, yolunda ilerlerken, edepli ol…

İlle de sevgi, ille de edep kızım…

Gerisi zaten gelir… ★

Yıldız Seçen

Devamını Oku

Hesabın mahşere kalmasın

Hesabın mahşere kalmasın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşanmışlıklara baktığımda oldukça kısa. Yüreğime bakınca o kadar uzun bir sevda masalıydı seninle geçen zaman…

Anlara sığdırdım mutlulukları, uzun uzun ağladım…

Ne karşılık bekledim, ne yarın umdum. Bir canım deyişine bağladım yüreğimi. Bir canım deyişine harcadım gülüşlerimi…

Ne kırgınlıklarımı saydım, ne yokluğunun hesabını tuttum…

Sevmenin bir insana bahşedilmiş en büyük nimet olduğunu öğrendiğimden beri, kimseden beni sevmesini istemedim. Kimsenin bana kendisini adamayacağını keşfettiğimden beri de, kimsenin benim için kendisini, benim içime gömmesini de dilemedim. Seni de kendi içimde kendim biriktirdim…

Ne gelmeni bekledim, ne sana gel dedim. Biliyordum ki sevmek için dokunmak çok da gerekli değildi. Gelmezsen de sevebilirdim, gelirsen sevdama hediye bilirdim…

Ben daha çocukken öğrendim karşılık beklemezsem mutlu olabileceğimi…

Mutsuzluğu hiç sevemedim, birde umutsuzluğu ve birde çatık kaşları, bu yüzden hep gülümsedim…

Kah acılarımı gömmek için gülümsedim, kah acılarımın kimse farkına varmasın diye, ama en çok kendim için gülümsedim. Fark ettim ki, gülümsemek mutlu hissetmenin en kolay, en etkin ve en hızlı haliymiş…

Senden hesap sormayacağım bana vermediklerinden dolayı ve hak aramayacağım gözlerimden akıttığın yaşlardan sebep…

Belki gecenin her hangi bir saatinde yıldızları izlerken. Anlatırken hiçliğimi bir yıldıza, yıldız olup kayacağım sonsuza. Belki gün doğarken, eşlik ederken kuşların cıvıltılarına. Güneşin gülen yüzüne bakarken, bir çocuğun hayattan habersiz kahkahalarını dinlerken, gömüleceğim anneannemin koynuna. Belki düşen son yaprağı izlerken sonbaharda, yağmur taneleri inerken güneşin kavurduğu toprağa. Umudu hatırlatırken ilkbahar, artık benim üzerimde açacak fulyalar…

Ben sonsuza göçende sen!

Vicdan azabı gibi asacaksın beni boynuna. Unutmak isteyeceksin, bir kuş konacak camına kulağına fısıldayacak, ”can içim” diye, canın yanacak. Bir bulut geçecek üzerinden bırakacak dökemediğim yaşlarımı, dokunacak gözlerine, fısıldayacak ”ağla” diye ağlayacaksın. Bir şarkı çalacak bindiğin bir takside ”dönülmez akşamın ufkundayız vakit geç artık” diye, aldığın nefese kahredeceksin…

Unutmak isteyeceksin ve dahi hatırlamamak, unutturmayacak sana beni yarına ertelediğin zaman…

Sevdiğim!

Allah’tan senin için benden sonra yaşayacağın uzun bir ömür diliyorum, hesabın mahşere kalmasın diye… ★

Yıldız Seçen

Devamını Oku

Önce sevmek vardı!

Önce sevmek vardı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Allah kainatı en sevdiği için yarattı…

İnsanı hayvanatı, taşı toprağı, gökyüzünü denizi, ağacı çiçeği severek, istediği şekilde yarattı…

Bu yazıyı okuyan!

Seni severek yarattı mesela, seni de ve seni de…

Demek ki neymiş?

Önce sevmek vardı!

Öyle sanıldığı gibi dünya kocaman, hayat karmaşık değildir aslında…

Bilmediğin büyük ve karmaşık gelir…

Bilmek için, görmek duymak, sormak sorgulamak gerekir…

İlk soru şu olmalıdır…

Ben kimim?

Hiç bir canlı dünyaya, öylesine nefes almak, ömür tüketmek, zaman doldurmak için, gelmemiştir…

Her canlının yaratılmış olmasında bir gaye, bir sebep vardır…

Her canlı dünyanın kurulu düzenine hizmet etmek için varlık gösterir. Bunu dişli bir çark gibi düşünün, dişlerden biri kırıldı mı, çark dönmeyi keser, düzen bozulur…

Ya sen Ademoğlu?

Kendine hiç sordun mu ben neden yaratılmışım?

Herkes bir amaç doğrultusunda yaratılmıştır, bunu bil ve kendini bul…

Bak ondan sonra her şey daha net ve karmaşadan uzak olacaktır…

Farz edin ki, bir yere varmak için ilerlediğiniz bir yoldasınız. Önünüze bir köpek, bir kedi, bir taş, bir duvar çıktı. Yanından geçiyorsunuz, arkasından dolaşıyorsunuz ve sonra yolunuza devam ediyorsunuz…

İşte hayat tam da budur…

Yürüdüğün yol!

Başına gelen sıkıntılarda, yolda önüne çıkan o vesaireler gibidir…

Önünde bir süre eğleşip, kendinize pay çıkartıp ve hatta yanmak için biraz pişip, yolunuza devam etmeniz gerekir…

Her şeyi çözmeye çalışmayın, elinizden geleni yapıp, gayrısını Allah’a bırakın…

Teslimiyet iyidir;

Mevla bizim için en güzelini verir…★

Yıldız Seçen

Devamını Oku

Taze et lazım

Taze et lazım
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aşı nedir?

İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri vb. mikropların hastalık yapma özelliklerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı toksinlerin etkileri ortadan kaldırılarak geliştirilen biyolojik ürünlere aşı denir.

Aşı, insanları hastalıklardan ve hastalıkların neden olduğu sonuçlardan koruyabilmek için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanır. Vücut bu şekli ile kendisine zarar vermeyen mikrop ya da toksinleri tanır ve onlara karşı bir savunma geliştirir. Böylece gerçek mikropla karşılaşıldığında önceden geliştirilmiş savunma sistemi ile savaşır ve kişi hastalığa yakalanmaz. Bu kişi artık o hastalığa karşı bağışıktır. Oluşan bağışıklama genellikle ömür boyu vücutta kalır ve hastalık etkeni ile karşılaşınca onu etkisiz kılmak için savaşır.

Bağışıklama, aşıyla önlenebilir hastalıkların ve ölümlerin önlenmesi açısından en önemli toplum sağlığı müdahaleleri arasında yer almaktadır. Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerin oluşturduğu toplumlarda hastalıklar, salgınlar görülmez.

Diyor lügat…

İki seneye yakın bir zamandır tüm dünya koronavirüs adlı bir salgınla savaş verir durumda. Salgın ilk başladığında bir sürü efsaneler uyduruldu, yok sayıldı. Herkes bir tarafından tutup çekiştirdi, lakin hastalığın yayılmasına, ölümlerin olmasına engel olmadı bu yok saymalar. Demek ki yok saydığınız hiç bir gerçek yok olmuyor.

Ben bilim insanı değilim, bilimsel açıklamasını bilmem, lakin bildiğim şu ki, salgınları önlemek ve yok etmek için aşıya ihtiyaç vardır…

Bireysel özgürlükleri adına aşı olmak istemeyenlere şu cümlelerle cevap vermek isterim…

Leo Buscaglia’nın Sevgi adlı romanındaki bir cümle, yıllardır dimağımda yer etmiştir.

Der ki;

Bireysel özgürlükleriniz, başkalarının özgürlük alanına girdiği yerde biter…

Allah insanlara, fikrin yanı sıra feraset de vermiştir. Ferasetle hareket etmek daha akıllıcadır…

Yazımızı bir espri ile bitirelim.

Ben hastalığı geçirmiş birisi olarak, iki doz aşımı da oldum.

Biz aşı olanlar, aşı karşıtlarının demesine göre, üç yıl içerisinde zombi olacaksak şayet, siz aşı olmayanlar, olmayın ki bizlere taze et lazım olacak… 🙂

Saygılar… ★

Yıldız Seçen

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

ankara escort