16 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Yıldız Seçen

Yıldız Seçen

09 Nisan 2021 Cuma

Merhamet

Merhamet
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Papaz Odon’un hikayesini hemen herkes bilir.

“Yunus Emre Aşkın Yolculuğu” dizisinde Taptuk Emre Hazretleri sohbetlerinden birinde bahsetmişti. Bir çoğumuz duymuşuzdur…

Lakin biz gene de tekrar edelim;

TEKRARDA BEREKET VARDIR!

★★★

“Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet”

Evet bir papazın, papaz Odon’un sözüdür bu hakikatli söz…

Merhum Sultan 1. Gıyasettin zamanında, Haçlı ordusu sefere çıkmış, Elmalıya kadar gelmişlerdi.

Haçlı ordusu neydi?

Varsayalım ki koca bir şehir hareket ediyor, sonra dinlenmek için, vardıkları herhangi bir yerde duruyor, konaklıyor. Konakladıkları yerleri talan edip, ahalinin üzerine çörekleniyorlar.

Elmalıya kadar gelen Haçlı ordusu, buranın halkından olan Rumların kendilerinden yana olacaklarını zannediyorlar. Lakin Rum halkı da Türkmenlerle bir olup, zulme isyan ettiler. Haçlı ordusu bu karşı çıkan Rum ahaliye hain dediler. Kendilerince, Türkün kılıcından ziyade Rum’un hıyanetinden çeker olmuşlardı. Derken teslim olur Haçlı ordusu Elmalı da…

Bitkin sersefil olan bu orduya gene Elmalı ahalisi sahip çıkar…

Aman dileyen iblis bile olsa, vurmak yakışık almaz, demişti büyüklerimiz. Böyle düşünüp, merhamet ettiler…

Rivayet odur ki, 3000 tanesi Elmalıya yerleşip, Müslüman oldular…

İşte;

“Ey hıyanetten daha zalim olan merhamet” sözünün hikayesi bu!

★★★

Merhamet, insanı insan kılacak olan en önemli özelliklerinin başında gelir!

İyilik yapmak için merhamete ihtiyacımız vardır ve dahi kötülük yapmamak için…

★★★

Bir gün, bir arkadaşım yanımda kötü (kötülük dediğim de, büyük zulüm yapmış, hatta birkaç insanın canına kast etmiş) birisi için, “Allah onu ıslah etsin” dedi. Bende bu kadar kötü birisi için neden dua ettiğini sordum.

“Islah etsin demek, müminin bedduasıdır. Allah o kulunu bakar, ıslah edilecek bir tarafı varsa eder, yoksa canını alır” dedi…

Yani mümin, yani iyi insan, beddua ederken dahi merhametli olandır… ★

Yıldız SEÇEN

Devamını Oku

Ben tertemizim!

Ben tertemizim!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çünküüü;

Bütün kabahatlerimi ama’larla örttüm…

Tekrarlayalım!

“Ama ile kabahat örttüm” ve buna kendimde inandım…

Şu insanın hakkına girdim, AMA…

Sadakatsizlik yaptım, AMA…

Faiz yedim, AMA…

Hasetlik yaptım, AMA…

Garibanı gözetmedim, AMA…

Zalimin zulmüne sessiz kaldım, AMA…

Karnı aç olan komşumu görmedim, AMA…

Dedikodu yaptım, AMA…

Oysaki önümde iki seçenek vardı!

HARAM VE HELAL!

Unuttum!

Çünküüü;

Ama’larla üstlerini örttüm…

★★★

Ben tertemizim!

Çünküüü;

Bütün kabahatlerimi ama’larla örttüm. Başkasınınkini kınayarak gördüm…

Kendi eksiklerim yerine, başkalarının eksiklerini görüp hatta akıl vermeye kalktım…

Başıma bela, musibet geldi. Suçlu aradım…

Oysa mümin ayağına taş değse sebebini kendinde arardı…

Unuttum!

★★★

Babam aradı şimdi;

“Bütün dünya hapishane olmuş kızım, millet hala suçlu arama peşinde” dedi…”

Bütün dünya hapishane olmuşsa ve hapishaneye de sadece suçlular giriyorsa, içinde olan herkes de SUÇLUDUR…

★★★

“Yaşın yanında kuru da yanar” diye bir atasözümüz var ya, yok öyle yağmaaa…

“Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır” diye de bir söz var. Bu hadis midir bilmiyorum. Ama büyüklerimiz derlerdi.

Haksızlık yapanı haksızlık yaptığına dair ikaz etmemişsen, görmemezlikten gelmişsen sen masum musun?

Biri umreye gitmiş fotoğraf çekmiş, biri bebek bilmem ne partisi vermiş, öteki onu yapmış, bunu demiş. Bunları yapmadın diye günahsız mısın? Yok mu af dileyecek başka günahın?

★★★

Ben tertemizim!

Çünküüü;

Bütün kabahatlerimi ama’larla örttüm…

★★★

Bu yazıyı okurken, (ki çoğunuz okumayacaksınız.) Yıldız itiraf da bulunmuş demeyin.

Ben bu yazının neresindeyim diye düşünün… ★

Yıldız SEÇEN

Bu sitede yer alan tüm yazılar telif hakkıyla korunmaktadır.

Yazarın yukarıdaki yazısı dahil www.theanatoliapost.com web sitesinde çıkan tüm yazıları, hikaye ve öyküleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları yazara aittir.

Yazarın www.theanatoliapost.com web sitesinde ve yine sitenin diğer tüm sosyal mecralarında (Facebook, Twitter, İnstagram vb.) yer alan yazılarının çoğaltılması, başka bir lisana çevrilmesi, saklanması veya işleme tutulması da dahil, yazarın önceden yazılı iznine tabidir. Bu sebeple işbu sitede yazara ait olan tüm hikayeler, öyküler ve her konudaki makaleler, yazarın yazılı izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz.

Devamını Oku

Çocuk istismarı!

Çocuk istismarı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Başlık bile hepimizin canını sıkmaya kafi!

İlk aklımıza gelen çocuklara yapılan bedensel fiiller geliyor. Oysa oldukça geniş kapsamlı bir konu…

Çocuk tecavüzcüleri için idamın geri gelmesini en çok isteyenlerdenim…

Ama bu yazımızda çocuk istismarının başka bir yönünden bahsedeceğim.

★★★

Ülkemizde çocuk çalıştırmanın yasak olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve hepimiz çocukların çalışmak zorunda olmalarından üzüntü ve esef duyuyoruz…

Lakin çocuk oyuncular, çocuk şarkıcılar hiç değişmeden yıllardır ekranlarda, sahnelerde çalıştırılmaya devam ediyor. Birkaç senedir de, Youtube kanallarında ebeveynler, küçük hatta bebek denecek yaşlardaki çocuklarını kameralara çekip, üzerlerinden para kazanır olmuş…

★★★

Birkaç gün önce, küçük çocuğu olan bir arkadaşımın yanına uğradım. Biz muhabbet ederken, küçük oğlu video seyrediyordu. Gelen sesleri merak ederek çocuğun ne izlediğine baktım.

Bir baba küçük kızının odasında, bir sürü oyuncağın içinde, çocuğu oynatıyor ve oynuyor rolü yapan çocuğunu kameraya çekiyor. Ve çektiği videoyu kanala yükleyip, yabancı insanların seyrine sunuyor. Kanala yüklenmiş başka videolara göz attım. Çokluğu beni dehşete düşürdü. Bir anne iki oğlunu -ki oğullarının biri 3 diğeri 5 yaşlarında- üç yaşında olanın uykusu gelmiş ağlıyor, anne hadi piş piş uyutalım diyerek çekime devam ediyor. Örnekler istemediğiniz kadar çok, ama en üzücü tarafı izlenme rekorları kırıyor kanallar…

Haberde kayıttayken çocuğuna canım diyen bir anne, söylediklerini yapamayan çocuğuna bağırıyordu…

★★★

Aklıma çocukken tanık olmak zorunda kaldığım, sokaklarda oynatılan ayılar geldi.

“Kocakarılar hamamda nasıl bayılır, göster tosunum”, “göbek at tosunum” gibi yönlendirmelerle sokaklarda oynatılırdı zavallı ayıcıklar. Bunların bu komutları yerine getirmeleri için, burunlarına halkalar takılır, ateşler üzerinde yürütülürlermiş. Bunu duyduğumda, çocuk ruhum çok incinmişti ayılar adına…

Şimdi de bir anne olarak.

Çocuklarının üzerinden para yahut şöhret kazanmak amacıyla, çocuklarının en özel ve en güzel hallerini çekip. Hatta çocuklar istediklerini yapamadıklarından azarlayıp. Hazırladıkları seyirlikleri YABANCI İNSANLARA SUNMALARI da, o ayıcıklar için hissettiklerimin aynısıdır…

★★★

Çocuğu teşhir etmek ve üzerinden para kazanmak da bana göre çocuk istismarıdır!

Önümüzdeki neslin tek hedefi, ÜNLÜ OLMAK!★

Yıldız Seçen

Devamını Oku

Başım göğe ermiş

Başım göğe ermiş
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Ebû’l-Feth”

“Çağ Açan Hükümdar”

“Kayser-i Rûm”

Peygamber övgüsüne mahzar olan, gemileri karadan yürütmeyi düşünecek kadar geniş ufuklu, 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethederek 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu’na son verdi…

29 Mayıs 1453 sabahı İstanbul surlarına dayanan Osmanlı ordusu öğlen namazı vakti olmadan İstanbul’u fethetmişti…

Şehre girdikten sonra atı ile Ayasofya’ya kadar gelen Fatih, içeriye girdi. Ayasofya’nın yağmasını yasakladı, içini gezdi, kubbesine çıktı. Kubbesinden şehri seyrederken şu mısraları söylediği duyulmuştu: “Kisra’nın Sarayı’nda örümcek perdedârlık ediyor, Efrasiyab’ın Kalesi’nde baykuş nevbet vuruyor”.

İlk Cuma Namazına kadar Ayasofya’nın hazır olmasını emretti. Cuma günü namaza kadar Ayasofya hazır hale getirilmişti. Namazı kıldırması için cemaate seslendi Fatih; “Ömrünce ikindi namazının sünnetini hiç terk etmeyen kıldırsın namazı” dedi. Herkes büyüklerin gözüne baktı, en sonunda Akşemseddin hazretlerine döndü bütün yüzler. Maalesef o da bir kez terk etmişti ikindi namazının sünnetini. Cenk ederken dahi hiçbir namazının vaktini bırakmamış olan, Fatih Sultan Mehmet Han kıldırmak için mihraba geçti.

İki kez tekbir aldıktan sonra bozdu namazı, ancak üçüncü denemesinde kıldırabildi. Hızır Aleyhisselam en arkada saf tutmaya gelirken, parmağı ile Ayasofya’nın yönünü kıbleye doğru çevirmişti. Böylece ilk Cuma namazı kılınmıştı Ayasofya da…

Artık Ayasofya kilise değil Camiydi!

***

Yıllarca Ayasofya camisini müze olarak izledik. Bırakın hayal etmeyi, rüyalarımızda dahi göreceğimize inanmazdık, yeniden Ayasofya camisinde namaz kılabileceğimize…

***

Ve artık;

Ayasofya Camisinin minaresinden yükselen o nida (ALLAHU EKBER), içinde okunan Kuran tilaveti ile sanki yeni iman etmiş, İslamiyet’le yeni tanışmış bir mümin gibi, coşku doldurdu içime…

Geçmişe zaman yolculuğu yapabiliyor olsaydık, İstanbul’un fethine gitmeyi isterdim. Ayasofya Cami’sinin ibadete açılmasıyla, sanki İstanbul yeniden fetih edilmişti. Sanki Fatih, atının üzerinde surlardan yeniden içeriye girmişti. Şanı büyük tarihime bir zafer daha yazılmıştı…

Ve ben şükürle doldum!!!

***

Başımı secdeye götürdüm.

Farkettim ki;

Başım göğe ermiş… ★

Yıldız SEÇEN

Devamını Oku

Aşure gibi

Aşure gibi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aşurenin içine konulan her bir malzeme, önce ayrı ayrı kaplarda, ayrı ayrı pişirilir. Nedeniyse, her bir malzemenin, kendi öz lezzetlerini korumasını sağlamaktır. Buğdayı, nohudu, fasulyesiyle aş, aşure olur. Sonra büyük kazanlarda bir araya getirilir, şeker ilave ederek tatlandırılır…

Buğdayın içine nohut, fasulye, kaysı, dut vs. konulmazsa, o sadece buğday çorbası olur…

İşte, dünyayı büyük bir kazan olarak düşünürsek, içinde yaşam hakkı sunulmuş her varlık, dünyaya ayrı bir lezzet katmak amaçlı yaratılmış birer malzemedir…

Kötü olmadan iyiyi, karanlık olmadan ışığı, gece olmadan gündüzü, soğuk olmadan sıcağın ne anlama geldiğini bilemeyiz…

Her bir varlık kendi özünü yitirmeden, bir diğerinin özgürlüğünü, hakkını çiğnemeden, birlik olarak yaşayabilmelidir…

“Can birdir” demiş Yunus Emre, kuşunki de bir, kurdunki de. İnsanınki de bir, hayvanatınki de…

Ne insan kuş gibi ötebilir, ne kuş insan gibi türkü söyleyebilir…

Her can kendi kimliği, kendi yaratılış şekliyle güzeldir…

Öyleyse;

Diyebiliriz ki;

Kimsenin kimseden hiçbir üstünlüğü, yahut hiçbir eksiği yoktur…

İşte bu yüzden biz, dünya kazanında kaynayan, aşure gibiyiz… ★

Yıldız SEÇEN

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.