Baklava Karteli (11) - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

18 Haziran 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 39.169.892 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Baklava Karteli (11)

Sessizliği Ece bozdu, "Hadi sahilde biraz yürüyelim" dedi. Kafeden çıkıp rıhtımdan Moda yönüne yürümeye başladılar. Kadıköy, Moda sahil manzarasıyla özellikle gün doğumu ve batımı sırasında kalbinde bir parça umut olan herkesi kendine hayran bırakacak güzelliğe sahipti.

Bölüm 11:

Sessizliği Ece bozdu,

-“Hadi sahilde biraz yürüyelim” dedi.

Kafeden çıkıp rıhtımdan Moda yönüne yürümeye başladılar. Kadıköy, Moda sahil manzarasıyla özellikle gün doğumu ve batımı sırasında kalbinde bir parça umut olan herkesi kendine hayran bırakacak güzelliğe sahipti. Denizi izleyerek hiç konuşmadan yürüyorlar, ellerini sıkıca tutuyor, bırakmıyorlardı. Sıkıca tutulan bu kenetlenme aslında bir sözleşme bir yemin gibiydi. Genç akıllarınca ‘senden başkasını sevemem, tek aşkım sensin’ demenin en kolay yoluydu onlar için. Yıllar yıllar sonra bu bedelin bu kadar basit olmadığını, saçlarda beyazlar gönüllerde yaralar olmadan ödenmediğini onlar da anlayacaklardı. Bir banka oturup denizin dinginliğini daha huzurlu izlemek istediler. Adaların üstünden arkaya ufuk çizgisine inmişti güneş, ayrılık vaktini de gösteriyordu. Hava öylesine açık, öylesine huzur vericiydi ki bu manzara karşısında şiirler okumak, şarkılar söylemek geliyordu içlerinden ama sadece izlediler, sessizce izlediler. Belki de bu ortamın mükemmel oluşuna saygıdan çıtları çıkmadı. Banka otururken, arkadaki bisiklet yolunun biraz gerisinde ajan gözlüklü adamı yine fark etti Can. Nejdet komiserdi. Can, ne yapacağını bilmiyordu. akıl yürütmeye çalıştı; “Tutuklanmam gerekse böyle takip edilmem, peki polis değilse kim olabilirdi ki?” Çok fazla ihtimal düşünüyordu Can. Ajan yerfıstığının adamı olabilir miydi? Kartel’in onu takip etmesi için bir neden yoktu. Kesin polis teşkilatındandı. Bunu öğrenmek, sonlandırmak için bir şeyler yapmalıydı.

Ece,

-“Artık dönmemiz gerekiyor. Eve geç kalırsam izin almakta zorlanırım anlıyorsun değil mi?” dedi.

Can,

– “Tabi ki anlıyorum. Tamam, hadi seni eve bırakayım” dedi. Birlikte otobüs duraklarına yürüdüler. Moda’da deniz manzaralı bir evde oturuyordu Ece’nin ailesi. Apartmanın onlara ait olduğunu söylemişti bir konuşmasında. Bu kadar parayı nereden buluyorlardı diye defalarca kafasında sorgulamış ama cevap bulamamış, bir süre sonra vazgeçmişti. Önemli olan Ece’nin onunla birlikte vakit geçirmesiydi, para önemli değildi. Önemli olduğunu sonradan anlayacağı birçok şeyin arasında sayacaktı parayı da saçları beyazladığı yıllarda. Çan çın çon tramvayına binmek için cami aralığından ve kitapçının önünden geçtiler. Kitapçıyı dönerken arkasına baktı Can. Ajan gözlüklü adam, caminin önünden hala onları takip ediyordu. Ece’ye hissettirmemek istiyordu. Onun fark etmesi felaket olurdu, belki korkar bir daha onunla görüşmek istemeyebilirdi. Adam hala onları takip ediyordu. Neden gününü berbat etmeye çalışıyordu bu adam?! Tramvay, tiyatro önünden çan çın çon sesleri çıkararak geldiğini görünce,

-“Hadi koşalım” diye bağırdı Can.

-“Hadi koşalım” diye Ece de ona katıldı ve koşmaya başladılar. Tramvayla aynı hızda gidiyorlardı. Tramvayın içindeki genellikle yaşlı kölelerin ebeveynleri olma ihtimali çok yüksek insanlar, onlara bakıp tebessüm ettiler. Bu tebessüm aslında bir hayıflanmaydı “ahh bir zamanlar biz de genç olduk ama dur sus otur kalk hayır dan başka bir şey görmedik. Biz de mutlu olabilirdik” ezikliğiydi.

Tramvayla aynı anda durağa ulaştılar ve hemen atladılar içeriye. Onlardan başka yolcu olmadığından hareket etti tramvay. Ajan gözlüklü adam simitçinin yanından onlara pis pis bakıyordu. Can, onu atlatmanın mutluluğuyla Ece’yi tutup yanağından öptü.

-“Çok güzel bir gündü, teşekkür ederim sana” dedi.

Ece de onun tutup yanağından öptü,

-“Asıl ben teşekkür ederim kurtarıcı kahramanım” dedi.

 Gözlerine dikkatlice baktı, ajan gözlüklü adamı oda mı fark etmişti diye.

Ece,

-“Beni sıkıcı hayatımdan kurtarıp kahramanım olduğun için” dediğinde rahatladı Can. Çan çın çon tramvayı Altıyol’a oradan boğaya selam vererek Moda’ya yöneldi. Sırıtan yüzüne yavaş yavaş hüzün düşüyordu Can’ın çünkü sona yaklaşıyorlardı. Ayrılacaktı, bitecekti bu tatlı kısacık rüya. En azından harika bir gün geçirdik, her şey çok güzeldi avuntusuyla inecekleri durağa geldiler. Moda Kız Lisesi’nden aşağıya yürümeye başladılar. Sokak akşam telaşını için için yaşıyordu. Okulun önündeki roman sokak şarkıcıları çok sevdikleri şarkıyı çalıyorlardı ‘’ah bir gelebilsen’’ Bir süre el ele onları izleyip içlerinden tekrar ettiler şarkıyı. Can çok seviyordu sokak çalgıcılarını. Onları hem cesur hem de mutluluk dağıtıcı olarak görüyordu. Çünkü ne zaman sokakta böyle bir sanatçı grubu şarkı söylüyor olsa; etrafındaki kalabalık şarkıyı bilmese de eşlik edip, bir süre sıradan sıkıcı hayatlarından kurtulup onlarla birlikte şarkıyı söylemeye başlar, ellerinde olmadan kaçak bir gülümseme üzerlerine oturmayan bir elbise gibi yalancı bir mutluluk sarardı her yanlarını. Can, bu sokak çalgıcılarının insanların bir parça mutluluk yaşamalarına vesile oluşlarını takdir ederdi.

Şarkı bitti. Birlikte sokağın köşesine kadar yürüdüler. Köşeye geldiklerinde Ece durdu, Can’ın gözlerinin ta içine bakarak,

-“Bugün için gerçekten çok ama çok teşekkür ederim. Sende anlayamadığım bir çekim alanı var, kendimi yörüngeye girmiş bir yıldız gibi hissediyorum” derken yine bir gönderme, bilmişlik saklamıştı içine Can. Aldırmadı bu gizemli nükteye,

-“Biliyorum, zamanla anlamanı umuyorum. Ben de seninle vakit geçirmek için can atıyorum. Bu, sevdiğin bir şarkının ritmine karışmak gibi bir şey; hem söyler hem de her zerrenle eşlik edersin ya sen öylesin benim için…”

Ece elini sıktı, gözlerini devirip başını biraz geriye atıp hızlıca evlerine doğru yürüdü. Apartmanlarına varana kadar bekledi, gözleriyle takip ediyordu. Kapıya ulaştığında arkasını dönüp yürümeye başladı artık eve natural hayatına dönmeliydi. Bir yıldız kaymıştı bile…  

Telif hakkı yazara aittir

muammergece@gmail.com

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Gelin kendimizi hakka davet edelim

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.