Baklava Karteli (4) - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

18 Haziran 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 39.169.892 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Baklava Karteli (4)

-Haa öyle mi peki evladım sana iyi günler, dediğinde yine çok rahatladı, hemen bahçeye çıktı. Latife hanımın yetiştirdiğini düşündüğü güllerden bir tanesini çaktırmadan kopardı ve kokladı harika bir kokuydu, yıllar sonra kokuların psikolojide olumlama etkisini de öğrenecekti.

Haa öyle mi peki evladım sana iyi günler, dediğinde yine çok rahatladı, hemen bahçeye çıktı. Latife hanımın yetiştirdiğini düşündüğü güllerden bir tanesini çaktırmadan kopardı ve kokladı harika bir kokuydu, yıllar sonra kokuların psikolojide olumlama etkisini de öğrenecekti. Moda’ya gitti. Bir şeyler içmeliydi artık, bunu hak etmişti.

Akşam güneşi kocaman kentin bütün dertleri, insanların koşturmacaları, telaşlarının arasından adeta sıyrılarak görevini yapıyor, diğer yarım küredeki kendi alanına doğru hareket ediyordu. Birçok insan bunu “batmak” olarak algıladığı gibi şarkılara da konu etmişlerdi, oysa ki yer değiştiriyordu güneş; Can öylesine derinlemesine bakıyordu ki güneş ışınlarıyla denizin birleştiği harika noktaya, adeta kendini kaybetmişti. Denizin üzerindeki kızıl yansıma, ufuk çizgisindeki kızıllıkla birleşiyor, muhteşem manzara, Can’ın içinde bir endişe bırakıyordu. Birçok duygusuna anlam veremediği gibi akşam güneşinin de kendi üstündeki etkisine anlam verememişti.

Yıllar sonra bunun bir kaygı sendromu olduğunu anlayacak, hatta anlamsızca korkulara kapılmasına hayıflanacak -Çocukluk işte yapacak birşey yok, diyerek kendini teselli etmeye çalışırken kaybettiği yıllara acıyacaktı. Büyüdüğünü sandığında öğrenmişti acıları, kaygıları ve onları yönetmeyi ama bunların bedelleri olmuştu. Coşku kaybı, boş vermişlik, kadavra seviyesine ulaşan sukunet eğilimi ve buna benzer şeylerdi bedeli. Gençliğini boşa geçirdiğine çok üzülecek, karşılık olarak az konuşmakla cezalandıracaktı kendini. Bir cezası olmalıydı bu yaptıklarının çünkü ne yaptıysa kendi kendine yapmıştı. Cezasını çekmeyi de biliyor bunun etkisinden de çay içip okuyarak ve yazarak kurtuluyordu. En çok şükrettiği gençlik yıllarında kazandığı okuma alışkanlığıydı birçok yazara minnettardı, o harika dünyaya girmesini sağladıkları için.

Hala güneşin ufuk çizgisindeki kocaman yuvarlak haline hayranlıkla bakıyor duygusallığının onu hipnotize olmuş gibi gösterdiğinin farkında olamıyordu.

Beyefendi hoş geldiniz ne arzu edersiniz buyurunuz efendim diye hitap eden ne kısa ne uzun ama oldukça tıknaz aynı zamanda yaz güneşinin etkisiyle esmerleşmiş yüzüyle uvertür taverna şarkıcılarını anımsatan garsonun yemek içmek mecburiyetini hissettiren tonlamasıyla kendine geldi. Soğuk bir içecek sipariş etti, heyecanlı bir gün geçirmiş hararetlenmişti. En son asker tipli adamın sorgulayıcı hamlesi sanırım en çok o boğazını kurutmuştu. Neyse ki hepsi geçmişti, şimdi zevkle gazozunu içip manzarayı izleyebilirdi.

Teslimat adreslerini bir kez daha kontrol etti;

Leyla, Adil, Latife, Berke Çağlayan listedeki son adrese teslimat yapmamıştı biraz endişelenir gibi oldu sandalyesinden hemen kalkıp gitmek istedi ama gazozu bitmemiş manzara geçmemişti.

Ölmez ya bu baklavayı yemese diye homurdandı. Öfkeleniyor gibiydi, stres onu çok geriyordu. Bir yudum daha aldı gazozundan -oh buz gibi ferahlatıcıydı. Manzarada stresini yenmeye çalışarak bir taraftan saate bakıyordu. Son teslimatını da yapıp eve dönmeliydi, annesi pastırmalı kuru fasulye pişirecekti. Akşam yemeğini düşününce annesinin şefkatli, sevecen, bir o kadar yöneten baskıcı yüzünü hatırladı. Ne çok seviyordu annesini, annesi bir yana dünya bir yanaydı, çok para kazanınca annesini o termal kasabaya götürecekti, kim bilir ne kadar sevinecek Can’ı ne kadar sevdiğini gösteren o hareketini yapıp yüzünü avuçlarının içine alacak ve

-Ne güzel bir çocuksun ne şanslı bir anneyim sen harikasın oğlum, deyip yanaklarından abartarak öpecekti. Ağzının kenarı sağ kulağına doğru kayarak güldüğünü fark etti. Çok mutlu olunca hep ağzı kayıyordu. Bir tek annesi fark etmişti bunu. Annesi çok bilge bir kadındı her şeyini ondan öğrenmişti. Tekrar saatine baktı artık kalkmalıydı taverna şarkıcısı kılıklı garsona işaret etti gazozunun ve manzaranın parasın ödeyip hızlıca yukarıya hareket etti. Neredeyse koşuyordu. Teslimatını yapıp annesine, kurufasulyesine yetişmek istiyordu. O kadar hızlı hareket ediyordu ki yolda bir adam ve kadına çarptığında ikisi de ona terbiyesiz, dikkatsiz kelimeleriyle saldırmışlar ama o bir an önce adrese yetişmek için aldırmamıştı. Süreyya Sineması diye hatırladığı eski yapıyı geçtikten sonra ara sokaktan yoğurtçu parkına doğru koşar adımlarla ilerledi, parka gelmeden son çıkıştan önceki sokakta teslimat adresine ulaştı.

Berke Çağlayan isimli zile bastı biraz uzun bastığını diyafondan yayılan cıvık sesle anladı!

Berke:

-Hey dostum kimsin bu kadar ısrarcı olmak zorunda mısın kamoonn, dedi.

Can:

Özel teslimat için geldim

Berke:

Dilışıs mı adamım getirdiğin, hadi söyle ve altıncı kata gel kuikli pilis beybisi, dediğinde Can,

Çattık ama umarım bulaşmaz diye geçirdi içinden.

Giriş kapısı yine o gıcık sesle açıldı, hızlıca asansöre yürüdü kata çıktı. Asansör açıldığında tam karşısındaydı Berke Çağlayan; altıgen sarı camlı gözlükler, ekose pantolon, beyaz sweatshirt… Pantolon askısı garip şekilde pantolonunun önü havaya kaldırılmış; arkası kısa saçlar, kulağında küpe… Can, “tam dayaklık biri diye düşündü. Ona doğru yürürken gülümsemeye çalışıyordu dişlerini sıktığını -Merhaba demeye çalışırken anladı.

Cebinden tereyağlı, çıtır pişirilmiş fıstıklı kokusu hemen havaya karışan baklavayı çıkardı.

O sırada

Berrrkeeee ayy aklımı yemek üzereyim aşkım, diye bir ses duyuldu. Bu sesle birlikte Can daha da sinirlendirdi.

Berke:

-Pelinsu şekerim, bebeğim şimdi nerelere uçacağız biliyor musun ohannes yani, dedi Berke…

Can ise daha fazla dayanamayarak;

Size iyi günler

deyip arkasını döndü ve asansörse yürüdü, tam asansöre girecekti ki;

İmdaaat, yetişin, kadın cinayeti olacak, kurtarın diye avaz avaz bağıran bir kadın karşı daireden kendini koridora attı. Arkasında, kocaman pazılarını açıkta bırakan kolsuz bir tişörtle yapılı bir adam göründü. Saçlarını kazıtmış mı kel mi çok anlaşılmıyordu. Kızgındı adam.

Gel buraya diye kadını çekiştiriyordu Berke ve Pelinsu çoktan toz olmuşlardı. Asansöre girip sıfıra bastı Can. Bir yandan –Lütfen akşam yemeğine yetişebileyim diye dua ediyordu. Saatine baktı beş kırk beş olmuştu, fazla zamanı yoktu.

Muammer Gece

muammergece@gmail.com

Her Hakkı Saklıdır ©

Bu sitede yer alan tüm yazılar telif hakkıyla korunmaktadır.

Yazarın yukarıdaki yazısı dahil www.theanatoliapost.com web sitesinde çıkan tüm yazıları, hikaye ve öyküleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları yazara aittir.

Yazarın www.theanatoliapost.com web sitesinde ve yine sitenin diğer tüm sosyal mecralarında (Facebook, Twitter, İnstagram vb.) yer alan yazılarının çoğaltılması, başka bir lisana çevrilmesi, saklanması veya işleme tutulması da dahil, yazarın önceden yazılı iznine tabidir. Bu sebeple işbu sitede yazara ait olan tüm hikayeler, öyküler ve her konudaki makaleler, yazarın yazılı izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz.

0 1 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kim haklı?

HIZLI YORUM YAP

0 1 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.