Bekle bizi İsrail, Selahaddin Eyyübiler geliyor - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

18 Haziran 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 39.468.090 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Bekle bizi İsrail, Selahaddin Eyyübiler geliyor

Bütün dünya dilleri bir yana, genelde delikanlıca diye adlandırılan bir lisan vardır, üstelik tek kelimelik. Bu kelime tüm nezaket kurallarını, resmi duruş ve durumları bir yana bırakıyorum, -bak gözünün üstüne geliyor bir yumruk- gibi birçok anlam muhteva etmesinin yanı sıra ne ilginçtir ki samimiyetin de göstergesidir

Bütün dünya dilleri bir yana, genelde delikanlıca diye adlandırılan bir lisan vardır, üstelik tek kelimelik. Bu kelime tüm nezaket kurallarını, resmi duruş ve durumları bir yana bırakıyorum, -bak gözünün üstüne geliyor bir yumruk- gibi birçok anlam muhteva etmesinin yanı sıra ne ilginçtir ki samimiyetin de göstergesidir. Nefretin de öfkenin de samimiyetin de içerdiği bu sözün kaderini kişinin tavrı yani edası belirler. Neyse çok uzatmayalım lafı, bu kelime dilimizde “Ulan” diye yazılır ve aynı şekilde de dile getirilir. Finale doğru sözde devlet, özde terörist olan İsrail için bolca kullanacağımız için kimse bizi kalın uçlu kalem kullanıyor zannetmesin diye bu açıklamayı yaptım. Çünkü bütün anayasaların önünde diz çöken yazılı olmayan kural şunu söyler; bahse konu insanın can güvenliği ise yapılacak her şey mubahtır, yemişim yazım kurallarını, etikliği, nezaketi, çünkü artık mızrak çuvala, içimiz dışımıza sığmıyor bu “Ulan İsrail” yüzünden! Ulan İsrail, çünkü sadece İsrail yazarsak bir peygamberin ismini telaffuz ederiz, oysaki biz Orta Doğu’nun şımarığı Ulan İsrail’den bahsediyoruz. Bu Ulan İsrail’in günümüz fingirdeklerini, okuyan gözlerin nurlarına kir sıçratmadan hemen yazalım; nedir bu şımarık hadsizlerin dertleri? Zira yapılanlar zaten malumunuz…

Ulan İsrail ki bundan kelli biz onlara kısaca Ula İso diyelim ki okuyanlar da yanılıp düşüp de bu hadsizleri devlet zannetmesinler, efendime söyleyeyim biz bunların dertlerinin ne olduğunu biliyoruz aslında, bunların derdinin Kudüs olduğunu, Kudüs’ü anlamadan, değil Ula İso’nun derdini, dünya tarihini dahi anlayamayacağımızı anlamamız lazım.

Önce kısaca bir Kudüs tarihi üzerinden geçelim ki Siyonistlerin kuyruğu Evanjelizm müritlerinin de beraber nasıl iş tuttuklarını anlayalım. Tarihten Kudüs’ü çıkartırsanız geriye ne kalır diye sorarsanız, koca bir hiç demek öyle pek de abartılı olmaz.

Hz Musa’nın yaptığı veya yaptırdığına inanılan ahit (Söz) sandığı içerisinde Kapadokya dağlarından, Süveyş Kanalına kadar; İran, Irak, Suriye ve hatta Türkiye’nin de bir kısmının bulunduğu vaat edilmiş topraklara dair sözleşme olduğuna inanılıyor. Teodor Herzl tarafından başlatılan modern Siyonizm akımıyla, Kudüs’te çoktan yıkılmış olan ve Davut Aleyhisselam tarafından yaptırılan Süleyman mabedinin içerisinde olduğuna inanılan Ahit Sandığı bahane edilerek, Ula İso sözde devleti işgale başlamıştır. Yani kendilerine ideolojik bir bahane bulan Siyonistler, çoktan yıkılan Süleyman mabedinde olmayan ahit sandığını bulmak bahanesi ile tüm Yahudileri kandırmış, işgali kendilerine mubah görür nesiller yetiştirmişlerdir, elbette ki orada kendilerinden başka kimsenin yaşama hakkına el vermeden.

Oysa ki tarihte Nabukatnezar ismiyle bilinen Asur Kralı Kudüs’ü işgal ettiğinde Süleyman mabedini yıktırıp, altında bu sandığı arayıp zaten bulamamıştır. Mabedi yıktırırken ulaşabildiği bilgileri Yahudilerin ileri gelenlerine ezberleten kral -ki bunların Kürtler olduğu söylenir-, onları Kudüs’ten Babil’e sürüyor ve kabileler Pers Kralı Kiros, Kudüs’ü tekrar alana kadar da orada kalıyorlar. Perslerin torunu olan İranlıların Ula İso seviciliği de kuvvetle muhtemel buradan geliyor. Zira Hz. Ömer, Kudüs’ü fethedene kadar da bu böyle devam ediyor.

Dikkat ediniz! İran Müslüman bir ülkedir ama Ömer ismi asla hoş karşılanmayan, sevilmeyen bir isimdir. Hz Ömer’den sonra Yahudi ve Müslümanların elinden birkaç defa alınmaya çalışılmış anca 1099 yılında haçlılar yetmiş bin Müslüman ve Yahudi’yi bir gün içerisinde katledip alıyorlar.

Peki niye bu kadar önemliydi Kudüs üç semavi din için de? Müslümanların ilk kıblesi, Peygamberimizin ilk miraca çıkış noktası olmasının yanı sıra, Hz. İsa’nın çarmıha (onların inancına göre) gerildiği yerdir, Hristiyanlar orada hacı olurlar. Özellikle 52 kuşatma, 23 işgal görmüş şehrin tarihine bakınca insan anlıyor ki dünya dinler tarihi bu topraklarda yazılmış. Peki bu Siyonistlerin kuyruğu yok mu? Onlar sadece Yahudiler midir ya da bu sapkın ideolojiyi gütmek için Yahudi olmak şart mıdır? Dünya genelindeki Yahudilerin dünyaya hükmetmesi, vaat edilmiş toprakları alabilmeleri ve İsrail Krallığını kurmaları tek başlarına mümkün mü? Şımarıklığın dezavantajlı en büyük getirisi ödlekliktir. Gücünü aldığı arkasında sağlam bir dayanak varsa, o dayanağın yıkılması elzemdir, peki bu Siyonistler sadece Yahudiler değilse başka kimlerdir, arkalarına kimleri almışlardır?

Biliyorsunuz ki Hz. İsa, kıyamete doğru tekrar dünyaya gönderilecektir, bu hem bizim hem de Hristiyan dünyasının inançlarında var. Kendinden yeterli gücü bulamayan Siyonist Yahudiler, 19. yy John Nelson Darby isimli Protestan papaza; “İsa Mesih’in gelmesini bekliyorsunuz ama gerçekleşmesi gereken olaylar var” diyorlar ve ikna ediyorlar. Sonrasında papaz yeni İncil’e şu maddeleri ekliyor;

            . İsrail Oğulları yeryüzünde itibarlı olacak

            . İsrail Devleti kurulacak

            . Vaat edilmiş topraklar gerçekleşecek

            . Süleyman mabedi yeniden inşa edilecek

Ki İsa Mesih yeniden gönderilsin. Protestanların kalesi Amerika’dır ve Birleşmiş Milletlerin en güçlü pozisyonuna sahiptirler, Evanjelistlerdir. Bir papazın uydurarak İncil’e eklediği maddeler uyarınca inançlara sahiptirler. Çıkar birliği yapan Yahudiler ve Protestan Hristiyanlar Siyonizm ideolojisini bu fikirlerle beslerken muhtemeldir ki; İsrail Krallığı kurulduktan sonra -kim takar İsa Mesih’i- diyen Yahudilerle, -İsa Mesih geldikten sonra herkes Hristiyan olacak nasılsa- diyen Hristiyanların ortak çıkarları sonucunu doğuruyor.

İsrail devleti kurulduktan bir süre sonra, özellikle İsraillilere yönelik bazı saldırılar gerçekleşiyor. Ne hikmetse Allah-u Ekber diyerek kendini patlatan sözde Müslümanlar peyda oluveriyor. Kendini yok etmek pahasına intihar saldırısı çok şükür bizim mezhebimizde yok, en son İsmail’i yani Caferiliğin bir kolu olan Hasan Sabbah döneminde vardı bu sözde Müslümanlar. Bilin bakalım günümüz Caferileri kimler? Aynı zamanda perslerin torunları olan İranlı, Sünni düşmanı İranlılar. Tarihe bakın, diğer insanlara iftira etmek pahasına, Yahudiler kimlere iftira etmemişler ki ve kendi dindaşlarını nasıl katletmişler görünüz.  

1948 yılından bu yana gün yüzü görmeyen orta doğu coğrafyasının kanları kimlerin eline bulaşmış, hangi çıkarlar doğrultusunda o masumlar katledilmiş az çok belli olmaya başladı umarım. Amerika’nın rolü mü dediniz?

Daha dün seçilen Biden’in seçim konuşmasındaki şu sözü manidardır;

“Ben Yahudi olmayan siyonistim” ya da Trump’ın;

            “Ben Yahudi dostuyum” diyen açıklaması.

Siyonist olmak için onların birbirleriyle farklı inançlarla düşman olmaları yerine, dost olmaları, biz Müslümanların ise bunca ortak paydadan kendimize hisse çıkartamamış olmasının mahsulü ortaya kısa adıyla O.D.Ş.İ, uzun adıyla “Orta Doğu’nun Şımarığı İsrail’i” çıkartmıştır.

Bu şımarıklık sadece onların müttefikliklerinin mahsulü değil, bizlerin de fitne ile yol ayrımlarına girmiş olmamızdır. ŞİMDİ, DERHAL VE DE HEMEN BİRLEŞMEMİZ GEREKİYOR. MERKEZİ DİN YÖNETİMİ İLE TIPKI VATİKAN GİBİ BİZLER DE İSTANBUL’DA BİRLEŞMELİ, TÜM DÜNYA MÜSLÜMANLARINI HALİFELİK SİSTEMİNE GEÇİRMELİYİZ. Anayasal devlet düzenine aykırı olmayan, sadece gerektiğinde Müslümanlar ve Hatta Turan Birliği ile Türk Dünyasının  derhal toparlanmasına öncülük etmeliyiz. Batının Birleşmiş Milletler’de “kınamadan öteye gitmeyen” açıklamaları, resmi gargaralarını silip süpüren şu sözle sonlandırmak istiyorum en delikanlı, kaba ve tam Türkçesi ile;

            “Bekle bizi Ulan İsrail, beklenen Selahaddin Eyyübiler geliyor” Kılıç kınından çekildi ve siyah cübbe kuşanıldı. Ne Arakan ne Filistin, dünyada zulüm görmeyen tek bir insan kalana kadar bekle, tamamımız ölene, zulüm bitene kadar bekle!”

Mustafa Sefa GÜVENİR

m.sefam@gmail.com

0 1 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İlişkilerdeki biz: Bağlanma stilleri

HIZLI YORUM YAP

0 1 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.