Edep Gazeli - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

11 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Edep Gazeli

Geçen hafta yayınladığımız Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(ks)’nin edep hakkındaki gazelinin ilk beytini kelime kelime şerh etmeye çalışalım. İnşAllah edep konusunda derinliğe ulaşalım, bunun için âlemlerin Rabbi Allah(cc)’tan nusretlerini niyâz edelim.

Geçen hafta yayınladığımız Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(ks)’nin edep hakkındaki gazelinin ilk beytini kelime kelime şerh etmeye çalışalım. İnşAllah edep konusunda derinliğe ulaşalım, bunun için âlemlerin Rabbi Allah(cc)’tan nusretlerini niyâz edelim.

Hâce der-yâb ki can der ter-i insan edebest

Hâce envâr-ı dil u dîde-i merdân edebest

“Ey kişi, bilmiş ol ki, insanın tâzeliği içindeki can edeptir.[1]

Allah erlerinin gözü ve kalplerinin nûrunun aydınlığı, edeptir.”

İnsanlar esfel-i sâfilînde iken, emmâre nefislerinin hevâsını ilâh edinirler, şeytana kulluk ederler, “geçici, aldatıcı ve oyalayıcı” dünyânın süslerine kalbî muhabbetle bağlanırlar ve de tanrılaştırdıkları benliklerine taparak “bencilce” hayât sürerler. Tevhitten uzaklaştıkça zulmü kalınlaştırırlar, “sevgisizce”, “esfel-i sâfilîn” bataklığında çamura saplanmış merkepler gibi çırpınırlar.[2] Esfel-i sâfilîndeki bir kişinin rûhu, hevâsının boyunduruğu altında emmâre nefsinin esîridir. Tutulduğu yer ise, günâhlardan dolayı zulmet (siyah noktaların kalbi kaplamasından dolayı oluşan karanlık) ile dolmuş kalbin içinde, benlik duvarının ardındadır. Bu duvar yıkılmadıkça, rûh, hürriyetine kavuşamaz. Ayrıca benlik duvarının arkasından rûhun sesi pek işitilmez.

Allah(cc) erleri, Allah(cc)’ın dostları, yalnız âlemlerin Rabbi Allah(cc)’a kulluk edenler, Hz. İnsân olanlardır. Hz. İnsân olmuş kişi, benliğine çâre bulmuş, emmâre nefsini tezkiye etmiş, kalbini tasfiye etmiş, şeytandan Allah(cc)’a istiâze etmiş, dünyâ ve ukbâyı terk etmiş bir hâlde iken rûhunu emmâre nefsin esâretinden kurtarmıştır.  

“Allah, göklerin ve yerin nûrudur (aydınlatıcısıdır). O’nun nûrunun temsîli, içinde lamba bulunan bir kandil misâlidir. O lamba bir billûr içindedir; o billûr da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispet edilemeyen mübârek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruyla hidâyete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misâl verir; Allah her şeyi bilir”[3] âyetindeki billûr lamba, müminin kalbidir; nûr ise zulmeti giderip kalbi aydınlatandır. Dünyâ gözü güneşin aydınlığı ile; kalp gözü ise Allahü Teâlâ(cc)’nın nûrunun aydınlığıyla görür. İbn Abbas(ra) ve İbn Mesud(ra) da bu âyetle alâkalı olarak: “Bir müminin kalbindeki Allah nûrunun ifâdesi için yapılan bir teşbîhtir” demişlerdir.[4] Hz. İnsânın kalbinde Allahü(cc) Teâlâ(cc)’nın nûru hasıl olur, bu nûr ile kalpler aydınlanır.  Boyunduruk altında olmayıp nûra kavuşan rûh, kıpır kıpır ve tap tâzedir. Bu hürriyetin sebebi edeptir. Çünkü edebin kemâli, kişi ihsân derecesinde amel etmeye gayret ederken, düşüncesizce davranmakla hatâ edip kendi bünyesinde ve etrâfında tevhîdi bozduğunu fark edince, kalbinde duyduğu hayâ hissidir.  Bu hissi pişmanlık, nedâmet olarak da niteleyebiliriz. Pişmanlık ve nedâmet duymak benlik duvarından kerpiç koparmakla rûhun sesinin duyulduğunun işâretiyken, akabinde akan göz yaşları rûhun sürûrudur.

Edep sâyesindedir ki, hayâ hissi ile kişi tövbe eder, kalbindeki günâhları göz yaşları ile yıkar, siler.  Böylelikle kalpte Allah(cc)’ın nûru hasıl olur ki, bu nûr gözlerden nazarla yayılır.[5]

Allah(cc)’a emânet olun.

Mustafa TINMAZ


[1] Nasıl rûhsuz bir bedene can denilemezse, işte onun gibi edep, rûh gibidir.

[2] Mesnevî, 1/115: “Aşkın şerhinde akıl, çamura saplanmış eşek gibi yattı kaldı.”

[3] Nûr 35

[4] M. Esed, Kur’ân Mesajı 2/715

[5]  “Müminin ferâsetinden sakının! Çünkü o Allah’ın nûruyla bakar.”

 اِتَّقُوا فِرَاسَةَ الْمُؤْمِنِ فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِاللّٰهِ

[1] Nûr 35

[1] M. Esed, Kur’ân Mesajı 2/715

[1]  “Müminin ferâsetinden sakının! Çünkü o Allah’ın nûruyla bakar.”

 اِتَّقُوا فِرَاسَةَ الْمُؤْمِنِ فَإِنَّهُ يَنْظُرُ بِنُورِاللّٰهِ

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kavga ve gerginlikten beslenenler görev başında

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.