Mektubun var... Bölüm 3 - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

25 Ocak 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 12:13
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Mektubun var… Bölüm 3

Ben de bunu görmekten çok mutlu olmuştum. Çünkü dünya artık yaşayan ölülerle dolu gibiydi. Mutlu olmakla coşkulu bir yaşamla ilgili, hiçbir paylaşım, dışa vurum yoktu, insanlar basit, sıradan ve mutsuz hayatlar yaşıyorlardı.

Feribotumuz iskeleye yanaştı ve iniş için bütün yolcular harekete geçmişti, çıkış kapısında beklerken yanıma uzun etekli kadın yaklaştı ve

-Size bir şey sorabilir miyim dedi ?

-Tabi buyurun dedim.

-Ben Gönen’de Necip Fazıl Ortaokulu’na gitmek istiyorum, nasıl gidebilirim bana yardım eder misiniz dedi?

– Ben de Gönen’de bir arkadaşımı göreceğim birlikte gidebiliriz isterseniz dediğimde gözlerinde bir ışık yandı şimdiye kadar çok az insanda gördüğüm, muhteşem samimi bir mutluluğu ifade eden ışıktı. Ben de bunu görmekten çok mutlu olmuştum. Çünkü dünya artık yaşayan ölülerle dolu gibiydi. Mutlu olmakla coşkulu bir yaşamla ilgili, hiçbir paylaşım, dışa vurum yoktu, insanlar basit, sıradan ve mutsuz hayatlar yaşıyorlardı. Bir araç kiralayıp yola çıktık. Çok küskün bir hali vardı ve ben daha adını bilmiyordum. Başından neler geçmişti ya da geçiyordu, bir derdi vardı bu kadının. Kendi kendime yeter artık başkalarının işine burnunu sokmaktan vazgeç sen mi kurtaracaksın insanlığı dedim ve yüzüme tokat gibi kendi cevabım patladı:

-Evet ben kurtaracağım, yıllardır sen bunun için mücadele etmiyor musun? Nasıl şimdi bir ihtiyaç sahibine sırtını dönebilirsin cevabı canımı acıtmıştı, haklıydım. Uzun etekli dertli kadına dönüp

-Bana henüz adınızı söylemediniz önce tanışalım benim adım İsa dedim. Bana öyle bir bakışla dönüp baktı ki bir anda kendimi sanık sandalyesinde oturan bir suçlu gibi hissettim.

– Ben Melek, psikoloğum dedi.

Az önce fırlattığı bakıştaki sorgulayan baskıcı anlamı gizlemeyi başaran bir sakinlik ve ciddiyet taşıyan ses tonu beni daha da meraklandırmıştı. Kesinlikle gizleyemeye çalıştığı bir sır vardı. Bu benimle de ilgili bir durum taşıyor olmalıydı, sezgilerim hiçbir zaman beni yanıltmamıştı ve bunu öğrenmek için harekete geçmeliydim. Ancak karşımda akrep burcu olduğu gittikçe belirginleşen hiç kolay olmayan bir kadın vardı, üstelik çokta güzeldi. Karşıma çıkan bu kadınla birlikte içine girdiğim durumun iki yönü beni zorlayacak konuların başında geliyordu. Birincisi merakım ve çözüm üretme isteğimden kaynaklı zayıflığım, ikincisi akrep burcu güzel kadınlara olan zaafım. Endişelenmek gölgesi aklımdan şöyle bir geçerken ılık bir heyecan vücudumu kapladı. En kötüsü buydu, ne zaman böyle bir duygu içimden geçse muhteşem bir maceranın içinde buluyordum kendimi.

-Angel mırıltısı çıktı dudaklarımdan,

-Jesus dedi anında.

Birbirimize dönüp kahkahalarla gülmeye başladık bu kadar mı yakışırdı bir kadına gülmek, gözleri kısılıyor, daha da çekik bir hal alması onun gizemli bir havaya sokuyordu, dudaklarındaki şekilli kıvrım güldüğünde geriliyor şefkatle şehvet arası bir Michelangelo tablosunu andırıyordu.

Jesus Jesus diyerek kahkahalarını devam ettirmek isteğinin onu ele geçirdiğini fark etmişçesine aniden durdu ve o karamsar ifadesi tekrar yüzüne oturdu. Böyle bir ifadeyle çok sıkıcı görünüyordu ama elinde değildi, içinde bulunduğu durumun onu bu hale soktuğunu anlamamak mümkün değildi.

Ben Melek psikoloğum, psikoloğum, psikoloğum tekrarlarıyla birlikte gözyaşlarına boğuldu, hıçkırıkları vücudunu sarsarken ben hemen bir kenara çektim arabayı ve Melek hanım sakin olun güvendesiniz korkmayın sakin olun dedim ve elinin üzerine elimi koyup her şey geçmek zorundadır bunu en iyi bilenlerden biri siz olmalısınız Melek hanım dedim.

Bana dönüp gözyaşlarının darma duman ettiği yüzüyle bakmak istedi ama gözlerini yere indirip haklısınız ancak kolay değildir bazı şeylerden kurtulmak diyebildi. Zorlamadım anlatması için o da çok konuşmadı biraz sakinleşince şurada bir çay kahve içelim iyi gelir dedim başını salladı. Yol kenarı kafelerden olan bu az gelişmiş kafeye girdiğimizde güler yüzlü, biraz tombul kırmızı yanaklı, yüzünde gerçekten samimi bir tebessümle hoş geldiniz diyen hanımefendi karşıladı bizi. Tezgahın arkasında düzgün kesilmiş bıyıkları ve saç kesimiyle standart yaşamı benimseyen koca modeliyle duran adam

–Bu sene kesin Galatasaray şampiyon olacak göreceksiniz hissini veren bir tavırla hoş geldiniz dedi.

Melek biraz daha iyi görünüyor ama yüzünde korkunun gölgesi dolaşıyordu evet artık çok açıktı Melek bir şeyden ya da birinden kaçıyordu. Türk kahvelerimizi içerken;

-Umarım daha iyisindir diye sorduğumda başını salladı yine sonra fincanla oynamaktan vazgeçer bir tavırla başını kaldırdı ve

-Nezaketiniz için teşekkür ederim dedi. Tam zamanıydı başından geçenleri neyden kaçtığını sormak için biraz düşündüm sonra vazgeçtim. Korkuya kapılmış bir kadını yeniden bir duygu hezeyanı içine sürüklemenin bir anlamı yoktu.

-Gönen’deki okulda bir tanıdığınız mı var diye sordum?

Evet Sevda hoca benim eski, çok iyi bir dostumdur onun yanına gidiyorum dedi.

-Yaklaşık on beş dakika sonra orada oluruz inşallah dedim.

 -İnşallah dedi.

Arabaya binip yola devam ettik. Sevda hocayı telefonundan aradığında konuşmalar arasında ağlamamak için kendini zor tuttuğu görülüyor, sürekli gelince anlatacağım diyordu. Okula vardığımızda Sevda hoca bahçe kapısının dışında bekliyordu bizi. Tam bir eğitimciydi, beyaz önlüğü, uzun sayılabilecek geniş eteği, kısa boğazlı bağcıklı botları, topladığı saçları, dik duruşu gerçekten bilge oluşunu yansıtıyordu. Bu duruşun ona kibirle değil öğretme aşkıyla gelmiş olması kaşlarının ortasında v şeklinde derinleşmiş çizgilerden anlaşılıyordu.

 (telif hakları yazara aittir muammergece@gmail.com)

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Çok mu zor bu vatanı sevmek?

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

ankara escort