Vah, vah, vah, benim güzel memleketimi ne hale getirdiler (!) - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

18 Haziran 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 39.421.431 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Vah, vah, vah, benim güzel memleketimi ne hale getirdiler (!)

Bir zamanların sıra dışı âdemi, ünlü işadamı rahmetli Sakıp Sabancı’nın da dediği gibi; “Vah, vah, vah, benim güzel memleketimi ne hale getirdiler, vah ki vooaaah!!!”

Bir zamanların sıra dışı âdemi, ünlü işadamı rahmetli Sakıp Sabancı’nın da dediği gibi;

“Vah, vah, vah, benim güzel memleketimi ne hale getirdiler, vah ki vooaaah!!!”

Memleket işte o hallerinden çıkarılmaya çalışılırken, saflar acayip bir biçimde netleşiyor, ifadeler keskinleşiyor, atlar ve itlerin izlerini kimler bırakıyor anlaşılıyor. Mesele ne atı yermek, ne de iti yargılamak, ümmi bir bakış açısı ile doğruyu ortaya koymak. Çünkü fıtrat, vicdani bir meleke ile paraleldir, içgüdüseldir ve tıpkı güneş tutulması gibi akıl tutulur, o konuşunca. Dünya görüşlerimiz, bakış açılarımız, olayları değerlendirmelerimiz, fikir çamuruna saplanır kalırsa, debelendikçe içine gömülür ve insani her değeri boğar son kertede. Kabul etmek gerekir ki, fikirler, insanın kendi içinde tonajlı bir malzemedir lakin dostlar, vicdan filtresi iyi iş görmüyorsa çamurlaşır. Neticesin de ise az önce de belirttiğimiz gibi o çamurun içerisinde boğar.

Haydi, bu tezimizi iddia noktasında bırakmak yerine, örnekle taçlandırıp, altına da imzamızı atalım mı? İsmi lazım değil sanatçılardan bir kısmı, sosyal medya hesaplarımda ekli durumdalar, demokrasi adına, demokrat naralar atıyor, atıflarda bulunuyor, devletlerine ve kendi milletlerine sayıp, savuşturuyorlar paylaşımlarını. Bu üsluplarını bozmadıkları sürece gayet demokratik bir haktır, sanatçının da asli görevidir. Çünkü devlet adamı da olsa, devlet de olsa hata yapması mümkündür, gazetecinin, sanatçının ve aydınların var oluş sebebi de bu değil midir zaten. Demokrasi adına naralar atan bu abla ve ağabeylerin durum güncellemelerine cevap veriyor, yorum yapıyorsunuz. Genel taktik şu; bir süre sessiz kalmak, sonunda (sanırım bir hayli düşünüyorlar cevap vermek için) cevap yazıyorlar, verdikleri cevaba bakıp, bir cevap daha yazıyorsunuz. Her cevaplarında az önceki teşbih de olduğu gibi çamura saplanıyor ve giderek içine gömülüyorlar. Biraz sonra bir bakıyorsunuz, ya sizi engellemiş, ya bildirimleri silmiş, özel mesajlar ile demagoji makamına geçmiş. E hani yana yakıla savunduğun demokrat duruş, e hani devletten beklediğin demokrasi anlayışı? Daha kendi duruşun içerisinde sergileyemediğin adabı, hangi ahlak ile yüzsüzce talep ediyorsun devletinden? İşte bu samimiyetsiz duruş ile bıçak sırtı yalayıcılığından öteye gidemiyorsun ki. Ve inan ki bu hiç heyecan verici değil, dil senin dilin, ister keskin tarafını yala, ister sırtını, idrakini derin dondurucudan çıkartmadığın sürece, ne yenilir ne de yutulur olmayacaktır.

Bize ‘cehaleti gidermenin en kestirme yolu okumaktır’ diye öğretildi, ancak okumaktan kasıt renklendirilmiş cümleleri kelimeler ile okumak mıydı? Yoksa fikir aktarımı için birbirine söz satma sanatı mıydı? Bu şekilde sadece bilgi sahibi olursunuz, kelime dağarcığınız genişler. O ideoloji içerisine bir nebze de olsa vicdan kondurmamışsanız, idrak koca bir güneş tutulması gibi tutulur. Ne olur peki bunun neticesinde? Onca fikir, bilgi koca bir çöp olur, kokuşur, içeriden dışarı sızım, sızım sızdırır pisliğini. Eşek yükü ile kitap okumuş olsan ne olmasan ne sonucunda eşek olacaksan?

İnsanları kitleler halinde öldüren silahları üreten mühendisler, hangi sistemin ürünü sanıyorsunuz? Hitleri ve yolundan gidenleri, bugün binlerce insanı, çoluk çocuk demeden öldürenler hangi sistemin bir tezahürü? Vicdan ile muhakeme etmeyen akıl, işte bu noktada kişinin dostu değil, düşmanı oluveriyor.

1127 akademisyen (Ki bu zavallılar için böyle yazmak kalemin kibarlığıdır) 356 imza toplar, gider uluslararası platformda şikâyet ederler sizi. Bunu demokrasi adına yapar üstelik. Oysa şikâyet ettikleri kişi/ler ve kurumlar aynı demokrasi vasıtası ile seçilmiş tercihleridir milletin.

Efendiler, demokrasi sizin fikrinizde olanlar için gelmemiştir, sizin gibi düşündürme ve aynı fikriyata sahip oldurma, edindirme temayülü de değildir. Demokrasi dağda çobanlık yapan Hasan’a da, Bakkal Süleyman Amcaya da, Hatice Teyzeye de verilen haktır. Eğer bu insanların cahil olduklarına inanıyor, kandırıldıklarını düşünüyorsanız, haydi siz de bu kadar kolay ikna edilebilen salt çoğunluğu sevk ve idare edin, kandırın veya ikna edin. Madem babalığına, anneliğine soyundunuz bu milletin, evladına laf yetiştiremeyen cahil ebeveyn misali çocuklarınızı değil, derhal beyninizi tokatlayın. Eğer tasması kırmızı çizgilerin dışında kalan, Türk milleti ideolojileri ile alakası olmayan teröristlere sahip çıkıyor, safında yer alıyorsanız, size değil, sizi içimize sızdıran sisteme yazıklar olsun.

Zira; Hz. Ali r.a.’nın dediği gibi “Düşmanın bizden olmayanı değil, bizdenmiş gibi görüneni daha tehlikelidir”.

Benim aziz milletim, değerli Türkiye Cumhuriyeti’nin asil evlatları, bizim daha çok farkında olmaya, daha çok bilgilenmeye, daha daha daha haklarımızın ne olduğunu anlamaya ihtiyacımız var. Kimse sizden akıllı, bilgili, bilinçli, kültürlü ve üstün değildir. Aklın haritayı çizdiğini, ancak rotayı vicdanın belirlediği insani değerlerinizi asla kaybetmeyin. Bu millet vakardır, azizdir ve inşallah payidardır. Unutmamak gerekir ki, bu bozuk mamulleri üreten yine bizim yozlaştırılmış sistemimizdir. Bozuk sistemin neticesi olan ve fıtratının gereğini yerine getiren mamullere kızmayın, onları üreten fabrikaları bulun ve bilin yeter. Allah doğrularla beraber olmuştur, olacaktır vesselam… 

Bir gün toplum olarak “vooaaah vooooaahhh vooooaahh” demememiz temennilerimle…

Mustafa Sefa GÜVENİR

m.sefam@gmail.com

2 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Sentetik mi, et mi?

HIZLI YORUM YAP

2 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.