Ve insan haddini aşıyor - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

03 Aralık 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 05:24
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ve insan haddini aşıyor

Engel olunamaz hatta engel olunmasını mantıksızlık olarak kabul ettiğim Dijitalleşme, freni patlamış kamyon misali üstümüze doğru gelmektedir. Neredeyse her gün teknolojinin farklı bir evreye doğru, yeni bir ilerleme hızıyla hareket ettiğini görmekteyiz.

            Derin bir nefes alın. Bu yazı biraz uzun olacak.

            Transhümanizm MRna aşıları, deneysel gen terapileri, çipler, Haarp teknolojisi, zihin kontrolü, Dna aşısı, 3G-4G-5G derken 6G tartışmaları, akıllı telefonlara adapte olmakta zorlanırken akıllı evlerin peyda olması, yapay zeka ve yapay zekaya bağlı sosyal medya uygulamaları, robotlar, nesnelerin interneti ve internetin nesneleri haline dönüşenler, sentetik et üretimi, insansız hava araçlarında devrimlere ‘aaaa’ derken insansız deniz araçları ile kara araçları, uçan arabalar, Endüstri 4.0, İnsanlık 2.0’ın yanında bir sürü komplo teorisi ile birlikte geldiğimiz noktada “İnsan Nereye Gidiyor?” sorusunun önemi. 

            Engel olunamaz hatta engel olunmasını mantıksızlık olarak kabul ettiğim Dijitalleşme, freni patlamış kamyon misali üstümüze doğru gelmektedir. Neredeyse her gün teknolojinin farklı bir evreye doğru, yeni bir ilerleme hızıyla hareket ettiğini görmekteyiz. Aslında dijitalleşme dediğimiz şey bir nevi teknolojik gelişmeler ve teknolojiye bağlı sistemlerin sanallaşmasıdır. Teknolojik gelişme iyi bir şeydir. Ancak iyi ellerde, iyi şeyler için kullanılır ise…

            Küreselleşen dünyada kendini küreselciler olarak isimlendiren elit grup, üzülerek belirtmek isterim ki tüm teknolojiyi ellerinde tutmaktadırlar. Karşılarında ise ULUSALCILAR adıyla küreselci kesimin faşist tutumlarına karşı duran farklı bir grup bulunmaktadır. Aslında ULUSALCI dediğimiz tayfa dijitalleşmeye karşı değil, yukarıda belirttiğim gibi iyi ellerde olması gerektiğini düşünen tarafdır diyebiliriz. Bu kadar girizgahtan sonra konudan uzaklaşmadan devam edelim. Zaten buraya kadar olan kısmı, biliyorsunuz.

            Bir grup elit insan (grup diyorum aslında sayıları dünya nüfusunun 10’da 1’i kadar bile değildir) ellerinde bulundurduğu teknoloji ve para sayesinde dünyayı bir nevi kölelik sistemine entegre etmek istemektedirler. Asıl amaçları ise TANRILAŞMA yada TANRIYI DEVRE DIŞI BIRAKMA (HAŞA) heveslerinden kaynaklanmaktadır. Bu grubu din kisvesi altında değerlendirmek doğru olmaz. Çünkü teknik olarak semavi (İslam, Hristıyanlık ve Musevilik) yada batıl dinlerin herhangi birini tam olarak kabul etmemektedirler. Teknolojiyi bu amaçla kullanmanın yanındaki çabaları, tüm insanlığı ‘Konrol edilebilir insan projesi’ne dahil edebilmektir. Hatta yeni dinlerinin CHRİSLAM  olacağını okudum. Tek dünya devleti, tek din, tek millet vs…

            Hatta bilgisayarcı Gates efendi geçen bir konuşmasında ‘tanrının işini yapıyorum’ diyerek kendi elit grubuyla üstlendiği misyonun tam bir şeytani deccalizm olduğunu itiraf etti. Soruyorum, hangi kitapta Bill isimli bir peygamber geleceği söylenmiş, tanrı sana ne ara böyle bir görev vermiştir. Hatta ne ara tanrıyla konuştun bi deyiver bakayım. Yoksa senin tanrın tatile çıktı da, kullarına şu işlerimi hallediverin mi dedi. Apaçık bu beyan kendini tanrı yerine koymasındandır.

            C-19 plandemisinden dolayı bu dönem adını sıkça duyduğumuz mRna aşısı ile İsrail Tel-Aviv Üniversitesinde geliştirilen DNA aşısı marifetiyle, insanın genetik kodlarına müdahale etmeye çalıştıklarını düşünüyorum. Gen dizilimini değiştirebilirlerse, insan bile yapabileceklerini (haşa) düşündükleri ayan beyan ortadadır. Bu noktada size CRİSPR teknolojisinden bahsetmek isterim. CRISPR teknolojisi, genomları düzenlemek için basit ama güçlü bir araçtır.  Potansiyeli çoktur, genetik kusurları düzeltmek, hastalıkları tedavi etmek ve yayılmasını önlemek, mahsulleri iyileştirmek gibi işlevleri  vardır. Ancak etik kaygıları da beraberinde getirir. CRISPR, dünyayı değiştiren moleküler makas setidir. DNA’yı kesen bir ennzimdir. 2012’de bilim adamları ucuz, etkili olan CRISPR molekülünü gen düzenleme için kullanabileceklerini anladılar, bir parça RNA (DNA’ya yapışan ince bir genetik materyal şeridi) ile yönlendirmeniz yeterli.  Özetle genetik hastalıkların önüne geçebilecek kadar ilerleyebilirler ise (ki teknolojide epey bir ilerleme kaydedilmiş), insanın genetik özelliklerine de müdahale edilebilecektir. Mesela geleceğin dünyasında kendi bebeğini tasarlayabilecek (göz rengi, saç rengi, yüz yapısı ve belki boyu) insanlar haline dönüştürülecektir. Bu noktada ise ‘biz insan bile yapabiliyoruz’ kibrine kapılacak olan insanoğlu için size şu kısa hikayeyi anlatmak isterim.

Hikaye bu ya;

Teknoloji çok gelişmiş ve insanoğlu artık etten kemikten insan yapar duruma gelmiş.

Hatta (haşa) Allah C.C. katına kadar bir heyetle çıkmışlar.

İçlerinden birisi Allah’a (C.C.) nida ederek

– Ey ulu yaratıcı. Artık sana gerek kalmadı (haşa). Biz artık insan bile yapabiliyoruz.

Allah (C.C.) buyurmuş

Hadi yapın da görelim demiş.

Öne çıkan bir temsilci eğilerek yerden bir avuç toprak almış.

Tam bu sırada Allah (C.C.)

– Dur! diye emretmiş

-Kendi toprağından yap, benim toprağımdan değil..

            Fıtrat (yaratılış) olarak ademoğlu, gözünün görmediği şeyleri hayal edemez. Eğer hayal edebilseydi, yaratma (yoktan var edebilme) özelliği olurdu. HAŞA… Bu sıfat sadece Allah C.C. mahsustur. Demek ki insanoğlu kısıtlı olan beyin yapısına sahip. Bir sineğin kanadını yoktan var edebilme becerisine sahip insaoğlunu felakete götürecek sebep ise KİBİR’dir. Kendini sürekli yaratıcı ile kıyaslamaya çalışan hatta haddini aşıp alemleri kusursuz yaratan yüce yaratıcıyı eleştirme cüretine kapılan, hatasız rahmani sistemleri kendi eliyle bozan, kendisini ilahlaştırmaya çalışan, güç müptelası yaratığa (yaratılmış olan demek) ŞEYTAN, yolundan gidenlere de ŞEYTANİ denir.

            Değerli okur,

            ALLAH’ın (C.C.) yarattığı sistemlere bir göz atın. Tek bir hata bulamazsınız. Hatalı sistemleri ise insan üretir. Aslında gelişen teknoloji de değildir, insandır. İnsan gelişmeseydi, teknoloji de gelişmezdi. Bu kadar gelişebilen insan ya ALLAH’ı bulacaktır yada kendi sonunu getirecektir. Sanırım bu sona KIYAMET diyorlar.

Selam ve Dua ile

Okan AŞCI

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Stefan Kuntz’a birileri Türk’ün gen haritasını anlatmalı

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

ankara escort