Yanlış üslup - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

18 Haziran 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 39.468.090 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Yanlış üslup

Kelime anlamı olarak tarz, şekil, biçim anlamına gelen üslup aslında her kişi özeldir sözünün ne kadar doğru olduğunu anlatır bizlere.

Kelime anlamı olarak tarz, şekil, biçim anlamına gelen üslup aslında her kişi özeldir sözünün ne kadar doğru olduğunu anlatır bizlere.

Her insan kendine has davranışlarıyla üslubunu oluşturmuş olur. Her insan oluşturduğu üslubuyla kişiliğini dışa vurur, her insan böylece üslubuyla vücut bulur.

İnsan düşüncede özgür, söylem ve eylemde sınırlıdır. Sınırsız özgür düşünce içerisinden süzülerek hazırlanan fikirlerin ifadesinde bağlayıcı olan, karşı tarafa saygısızlık etmemektir.

Sınırsız özgünlük, sınırsız özgürlük hakkı vermez.

Mühim olan üslubun, içerisinde yaşanılan toplumun genel ahlak kurallarına ters düşmemesidir. İfadeler ve eylemlerin başkalarının özel alanlarına girilmeden sunulması, onların saygınlıklarına zarar verilmeden oluşturulmasıdır.

Hele de toplum önünde bir görev yapıyorsanız üslubunuz çok daha önem arz eder. Yani siz bir sanat, siyaset, ilim, bilim ya da din adamı iseniz ortaya koyacağınız üslubun çok daha nezih olması gerekir. Ayrıca topluma karşı sorumluk gereği örneklik oluşturması gereken hususiyetler barındırması da gerekir.

Gerek ana akım medya, gerek sosyal medyadan binlerce, milyonlarca takipçisi olanların paylaşımlarına çok dikkat etmesi gerekir. İfade edilen fikirlerin birleştiren, bütünleştiren, saran sarmalayan bir tarafı da olmalı. Bunun zıttı olan bölen, parçalayan, paralayan, karalayan, yaralayan bir tarafı olmamalı.

Hem kendisine özgün, hem değeri olan eserleri ortaya koyanlar yıllarca hayırla yâd edilmişlerdir. İnsanlık kendilerine yol gösteren, yoluna ışık tutan, rol model olan, ayakları altına yol olan şahsiyetleri asla unutmazlar.

İşte o yüzdendir ki tarihe mal olmuş kişiler yıllar yılı bu milletin yüreğinde yer bulmuş, nesilden nesile hatırlana gelmiştir. Bir Yunus, bir Mevlana, bir Hacı Bektaş-ı Veli sanki ölmemiş gibi hala aramızda değil midir?

“Efendim ne olursa olsun ben doğruyu söylerim etkisine tepkisine karışmam, sunduğum acı da olsa, sunulanın canını acıtsa da bildiğimi söylerim” sözü sadece kendini tatmindir. Sanki büyük bir marifetmiş gibi söylenen bu sözlerin kimseye bir faydası yoktur. Önemli olan doğruyu acı söylemek değil, acıyı tatlı söyleyebilmektir.

Söylemde amaç kendine değil, topluma faydalı olabilmektir. Eylemde marifet eksiği kendinde, erdemi başkasında arayabilmektir. Bunu başarabilmek bambaşka bir seviyedir.

Günlük hayatımızda içinde yaşadığımız toplumun yanlış inanışları, yanlış davranışları varsa tatlı dil, güler yüz ve saygı çerçevesinde, muhatabı ezmeden, kırmadan, o nu yok etmeden düzeltme yoluna gidilmelidir.

Ve tebliğ edenlerin kendilerini sonuçtan değil, süreçten sorumlu görmeleridir. 

Evrensel normlardan, İslami nezaketten, insani vasıflardan uzak, aşağılaycı, suçlayıcı, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı uzaklaştırıcı, tenfir (nefret) dili, asla tebliğ dili olamaz. Dostoyevski’nin de dediği gibi sesini değil sözünü yükseltmeli insan.

Tenfir dili yerine tebşir (sevindiren) dili çok daha etkili ve sonuç almaya matuftur. Özellikle gençler üzerinde. Seven, sevdiren ve sevindiren sevgi dili, inanılmaz olumlu neticeler doğurur.

Geçenlerde namaz kılmak için bir camiye girdim. Dış kapıda korona virüse dikkatleri çekmek niyetiyle yazıldığı belli olan bir uyarı yazısı vardı. Yazıda şöyle diyordu:

“Maskesiz girmeyiniz”

Bana göre yazı anlam olarak doğru, anlatış olarak yanlıştı. Doğru anlamın doğru ifadesi şöyle olmalıydı.

“Maske ile giriniz.”

Yine; namaz kılmayanlar için Allah onları cehennemin ortasında çatır çatır yakacak demek ile cennet namaz kılanlara Allah’ın ne güzel vaadidir demek arasında ciddi farklar olduğunu düşünüyorum.

Eğer insani ya da İslami bir gayeniz varsa ve siz bir doğruyu anlatmak, bir hakikati göstermek istiyorsanız bunun için doğruyu doğru ifade etmelisiniz.

Değerli bir fikri yine değerli bir üslup ile sunmalısınız. Şayet değerli bir fikri değersiz bir üslup ile sunarsanız en başta savunduğunuz fikri katletmiş olursunuz. Zira Sadi Şirazi’nin dediği gibi, “Yanlış üslup doğru sözün celladıdır”.

Günümüzde Hz. İbrahim’in putlara tapan babasını, nezaketini bozmadan “babacığım” diye başlayan, içerisinde sevgi ve saygı barındıran ifadelerine ihtiyaç var.

Peygamberi metotlarla, nezahet, nezaket üslubuyla birbirimize yol göstermeye gerçekten ihtiyaç var.

Sadece Allah’tan kullarına din getiren değil, kullara rol model olan peygamberlerin üslubuna her zamankinden çok ama daha çok ihtiyaç var.

H.İbrahim ÇORAKLI

1 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hz. Mevlânâ ve Edep (VII)

HIZLI YORUM YAP

1 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.