Eğiticilerin eğitimi - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

21 Ekim 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 12:46
İstanbul 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Eğiticilerin eğitimi

Öğrencilerden önce öğreticilerin eğitiminin büyük önem arz ettiğini düşünüyorum. Tabi tüm öğretmenler böyledir demiyorum. Geneli işinin ehli olan değerli hocalarımızı saygı ile anıyorum. Ancak içlerindeki bu kaba saba adamları ya eğitmek ya da yol kenarına bırakıp yola öyle devam etmeleri gerekiyor.

Yeğenimin oğlu, adı Hamza. Hamza adı ona muhtemelen Hz. Hamza’ya olan sevgiden, onun gibi olsun, ona benzesin, onun yolunda olsun diye konulmuş olmalı. 

Bizim Hamza on dördüne yeni girmiş bir Anadolu delikanlısı. Daha bıyıkları terlememiş aslında henüz bir çocuk o. Hayatın siyah beyaz yönleriyle tanışmamış, insan yavrusuna toz pembe renklerin en çok yakıştığı yaşta.

Lise giriş sınavlarından oldukça yüksek puan alarak Anadolu İmam Hatip lisesine yazılmış. Tabi bunun için aile büyük fedakarlık yapıp dershaneye göndermiş. Aile kendi konforundan vaz geçmiş, sırf iyi yetişsin diye ailenin gelir kısmından epeyce miktar parayı ona ayırmış. 

Okulun ilk günü heyecanla okula gitmek üzere sabah erken saatte babası ile birlikte bana geldiler. Babası benden ilk gün olması, benimde eğitimci olmam hasebiyle hem dua, hem de birlikte okula götürelim ricasında bulundu. 

Bir akrabamızın ‘küçük beyi’ni liseye götürmekten büyük keyif alacağımı söyleyip yola çıktık. 

Bu arada ben de bir iki günlüğüne köyde misafirim. 

Hamza’nın ailesi köyde yaşıyor, okulu ise şehirde. Köyle şehir arası otuz dakikalık yol. 

Erkenden, heyecanla yola çıkıyoruz. Ders zili çalmasına yarım saat kala okula varıyoruz. Hamza okul bahçesinde yerini alırken biz arabanın içinde ona bakıp dua ediyoruz. 

Müdür yardımcısı olduğunu sonradan öğrendiğim zat okul bahçesinde sıra halinde dizilmiş öğrencilere heyecanlı bir konuşma yapıyor. Konuşma dememe bakmayın adeta kükrüyor. 

Arabanın camını açıp konuşulanlara kulak kesiliyorum. 

Aman Allahım, duyduklarıma inanamıyorum. Müdür yardımcısı basıyor fırçayı. Fırça lafın en hafif tabiri. Son derece kaba bir üslup ile çocuk yaştaki öğrencileri resmen tahkir ve tehdit ediyor. 

“Ya adam gibi bu okulda kurallara uyarsınız. Ya da  ….. olup gidersiniz.”

İnanamadım. Sesimi nefesimi adeta o an bıraktım. Sadece yutkunup tekrar tekrar dinledim. Tehdit dili hız kesmeden devam ediyordu. 

Öğrencilerin bulunduğu yerden beş altı basamak yüksekte, elleri cebinde, acayip kılık kıyafetiyle gözüme bir müdürden daha çok sokak kabadayısına benzeyen müdür yardımcısını şok halde izledim.  

Gitgide dozu artan konuşmasını, tavır ve verdiği olumsuz vücut dili ile söylediklerine daha fazla dayanamadım. Arabamı ters yöne sürerek oradan hızla ayrıldım. 

Tabi aklımda bin bir düşünce. Nefes alış verişim yükseldi. Okul bahçesinden fiziken ayrılsam da düşünce olarak müdür beyin söylediklerinden beynim bir türlü kurtulamadı. 

Ya hocam Allah aşkına, daha okulun ilk günü. Söylenecek o kadar güzel söz varken nefret dili de nedir?

Kaba saba konuşmalar sokaktaki bir insana yakışmazken eğitilmiş ve eğitim vermeye ehil bulunmuş bir eğitimciden, eğitimcilerin idarecisinden nasıl sadır olur inanın anlamış değilim. 

Hele de okula geldiğin ilk gün seni kovarım, okuldan atarım, okulla ilişkinizi keserim gibi ifadeler ne kadar yakışıksız.

İmam hatip lisesinin açılışında bir aşır okumak, dua ile başlamak çok mu zor. Hadi onu geçtik, bir besmele çekilip giriş yapılamaz mıydı? Onu da geçtik bir hoş geldiniz denilip, iyi dilek ve temennilerle çocuklara tatlı dil, güler yüz gösterilemez miydi? 

Halbuki söylenecek o kadar güzel sözler var ki Türkçemizde. Moral verici, motive edici, kolaylaştırıcı, destekleyici çok güzel ifadeler temenniler pekala sıralanabilirdi. 

Ne bileyim en azından çocuklar bizi ve okulumuzu tercih ettiğiniz için teşekkür ederim denilse ne kaybedilirdi. 

Sormak istiyorum sayın müdür: Korku, tehdit ve tenfir dili ile sindirilmiş, merak ve keşif duyguları söndürülmüş gençlerin yetişmesi, geleceğe yönelik yeni buluşlar yapması mümkün müdür? 

Yorucu, yıpratıcı, korkutucu, ürkütücü, cezalandırıcı tavırların eğitim öğretimde yerinin olmadığını daha kaç kurban vererek anlayacağız. 

Hamza’yı düşünürken yüreğim burkuldu. O kadar masum yüzü vardı ki bakmaya kıyamazsınız. Kirlenmemiş pırıl pırıl bir genç. 

Ya hocam, yüzlerce Hamza önünüze gelmiş, gözünüzün içine bakıyor. Sayın hocam sevgi dilinizi kullansanız, o gençleri cevher olarak görüp onları birer mücevhere dönüştürseniz ne kaybedersiniz. 

Aklıma yarım asır önce gittiğim ortaokuldaki matematik öğretmenim geldi. Hiç suçum günahım yokken gelip bana tokat atmıştı. Ve ben o tokat yüzünden okul hayatımda matematik dersinden hiç 100 tam puan alamamıştım. 100 tam puanı bırakın 90, 80,70 bile hemen hemen hiç alamadım.  Matematikten 50 ile zar zor geçtim. 

Otoritesini tüm sınıfa kabul ettirmek için beni kurban seçmesini, yaptığı kabalığın bende bıraktığı travmanın telafisinin en verimli yıllarımı aldığını düşünüyorum. Ve o anı asla unutmuyorum. Unutamıyorum. Nerde bir öğretmen kabalığı görsem aklıma maalesef o kötü an geliyor. 

Öğrencilerden önce öğreticilerin eğitiminin büyük önem arz ettiğini düşünüyorum. 

Tabi tüm öğretmenler böyledir demiyorum. Geneli işinin ehli olan değerli hocalarımızı saygı ile anıyorum. 

Ancak içlerindeki bu kaba saba adamları ya eğitmek ya da yol kenarına bırakıp yola öyle devam etmeleri gerekiyor. 

Bir insanın kötü bir öğretmene denk gelmesi onun şansızlığı olmamalı. 

Ve bunun bir vebali bir sorumlusu, bir sorumluluğu da olmalı diye düşünüyorum. 

Çınar olacak fidanları çalıya çeviren bu taş kalpli eğitimin yüz karalarının bu kutlu camiadan ayıklanması gerekir. 

Pilavın içindeki bir taş dişinizi kırdıktan sonra yedirdiğiniz yemeğin makbule geçer bir yanı yoktur. 

H. İbrahim ÇORAKLI

2 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ne zaman birlik olacağız

HIZLI YORUM YAP

2 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.