Baklava Karteli (19) - The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

27 Temmuz 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 13:08
İstanbul 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Baklava Karteli (19)

Balkotik masasında hummalı bir çalışma devam ediyor, dosyalar hazırlanıyor, talimatlar veriliyor, büyük bir operasyon hazırlığı yapılıyordu.

Balkotik masasında hummalı bir çalışma devam ediyor, dosyalar hazırlanıyor, talimatlar veriliyor, büyük bir operasyon hazırlığı yapılıyordu. Bütün bu olanlardan ne Ece’nin ne de Can’ın haberi vardı. Kimsenin de haberi yoktu, olmaması gerekiyordu. Çünkü Baklava Karteli’ne yapılacak, ülke içindeki eş zamanlı dehşetli bir operasyondu hazırlanan. Ajan Necdet, operasyonu müdürüyle birlikte yönetecekti ama işin başındaki Ajan Necdet’ti. Baklava Karteli’nin zayıf noktalarını, dağıtım ağını en iyi o biliyordu. Son olarak Kartel’e giren genç muhbirler, operasyondaki başarılarına ciddi destek sağlayacaktı. Aslında içerden bilgi alamazlarsa operasyonun başarı ihtimali zayıftı. Can’ın bunlardan hiç haberi yoktu ve teslimat görevi vermedikleri bir hafta bitmişti. Haftanın ilk günü teslimatlara başlaması gerekiyordu.

Ajan Necdet, operasyonu tehlikeye sokmamak için pazartesi ilk teslimatından sonra Can ile konuşmayı planlamıştı. Bir hafta devam edecek izlemeler, takipler, delil toplamaları tamamlandıktan sonra imalathaneye ve eş zamanlı olarak dağıtım noktalarına baskın düzenlenecek, herkes gözaltına alınacaktı. Can’ın da teslimat sırasında veya sonrasında gözaltına alınması gerekiyordu. Uzun süredir planlanan operasyon, son bir haftadır kalabalık bir ekiple toplantı salonunda tekrar ediliyordu. Balkotik Masası sekiz ekibe ayrılmış, tespit edilen noktalar için görevleri harfiyen anlatılmış, ekiptekilerde defalarca tekrar etmişlerdi. Hata yapma şansları yoktu. Bu nedenle son bir haftayı neredeyse tiyatral bir sahne haline getirdikleri toplantı salonunda geçiriyorlardı. Yapılacak bu baskında silahlı çatışma çıkma ihtimali çok yüksekti. Vurulma, ölme durumunda kimin yerine kim geçecek belirlenmiş, her şey hesaplanmıştı. Ajan Necdet bir yıldır bu işi planlıyordu. İmalathanenin yeri tespit edilmiş, giriş için optik şifre kırıcı kullanılmasına karar verilmişti. İmalathaneye yapılacak baskın sırasında eş zamanlı olarak dağıtım noktalarına da baskın yapılacak, teslimat yapılan birkaç kullanıcı da gözaltına alınacaktı. Kullanıcıların gözaltına alınması, delil ve ispat açısından çok önemliydi. Baklava Karteli’nin ülkedeki imalat ve dağıtım yapılanmasının çökertilmesi için her şey hazırdı. Can’ın pazartesi yapacağı ilk teslimat sonrasında operasyonun düğmesine basılacak, Can’ın her gittiğinde imalathane ile ilgili ihtiyaç duyulan bilgileri aktarması sağlanacaktı. 

Can, dar sokaklar arasında yürüyerek evine ulaştı. Annesinin yaptığı kabak yemeğinin kokusunu kapının önünden bile alıyordu. Galiba yanında tarhana çorbası da vardı. Koklayarak içeri girdi Can. Annesi, mutfaktan geldiğini duyunca “hoş geldin evladım” diye seslendi.

-“Hoşbulduk anacım! Hemen geliyorum” dedi Can. Ellerini yıkarken, yarınki işleri düşünüyordu. Öncelikle imalathaneye gitmeli, yeni işleri almalıydı. Kafasında sorularla mutfağa geldiğinde, yüzüne kafandan neler geçiyor senin ifadesiyle bakan annesine,

-“Ne var anacığım, bir şey mi oldu?” diye sorarken ukala bir ifadeyle baktı.

Annesi,

-“Yok evladım, ne olsun? Düşünceli gördüm seni. Bir şey mi oldu diye baktım.”

-“Hıı, tamam o zaman. Bir şey yok anacağım. Ne olsun, hep aynı şeyler” dedi Can.

Can, yemekten sonra hemen odasına geçip plan yapmaya başladı. Okul mu iş mi diye yüz kere belki sordu kendi kendine. Her defasında iş cevabını alıyordu. Karmakarışık bir kafayla sabahı zor etti. Kahvaltı bile etmeden fırladı, çıktı dışarı. İmalathaneye ulaştığında kalbi yerinden fırlayacaktı sanki. Otobüs durağında QR kodu okutup şifreyi girdiğinde, bank yana doğru fıısss diye bir ses çıkararak hareket etti ve merdivenler açıldı. Aşağı indi. Seyahat çantası tipindeki güvenlik görevlisi her zamanki yerinde duruyor, ona bakıyordu. Gerçekten içine gereğinden fazla eşya tıkıştırılmış gibi duran yüzü Can’ı görünce adeta aydınlandı ve

-“Hoş geldin çaylak kuşu” dedi

Can,

-“Hoş bulduk yürüyen çanta” dedi

Güvenlik görevlisi, sırıtır gibi dişlerini gösterirken dudaklarını da büzüştürdü. Sert bir şey söyleyecekmiş gibi bakıyordu ama hiçbir şey söylemedi. Can, Ajan Yerfıstığı’nın kapısına gelip tıklattı.

-“Geel” sesini duyunca içeri girdi ve selam verdi.

-“Gel bakalım delikanlı. Sana bugün dört teslimat veriyorum ve her güne dört teslimat alacaksın. Göreyim seni” dedi ve o meşhur kraliyet selamına benzeyen el hareketiyle kapıya yönlendirdi her zaman ki gibi. Telefonuna da aynı anda adres mesajları gelmişti.

Üretim bölümüne geçtiğinde buradaki boksör, eskisi ürün sorumlusu da kapıdaki güvenlik görevlisi gibi küçümser bir ifadeyle

-“Oooo geleceğin bağımlısı da ballı kaymaklı mallarımızı almaya gelmiş” diye su motoru kahkahasını patlatmıştı. Hiçbirine aldırmıyordu Can işini yapmalıydı, öylede yaptı.

Bir adet şöbiyet; üstü kızarmış fıstıkları kenarından yeşil yeşil görünürken, şerbetinde davet akıyordu. Bu kokusu insanın beynine kadar gidiyor, dilinde bir sulanmaya neden oluyordu. Bir adet baklava, kat kat dizilmiş arasında ki fıstıklar görünüyor, kızarmış üst kısmındaki bir tutam fıstık da yeşil bir gamze gibi duruyordu. Onun da kokusu sulandırıcı bir etki bırakıyordu. Bir adet kadayıf, çıtır çıtır görünen kızartılmış yüzeyinde şerbetin bıraktığı parlak yansımalar onun da kokusuyla birlikte sulandırıyordu damakları. Bir adet havuç dilimi! Havuç dilimi de öyle harika pişirilmişti ki ısırıldığında çıtırdak bir melodi çıkaracağı kesindi. Can, tek tek çantasına malları yerleştirirken derin bir nefesi de içine çekti. Bayılıyordu buranın kokusuna. Boksör eskisi gözlerini ondan hiç ayırmadığı için sanki bu nefesi bekliyormuş gibi yine kesik kesik gülerken gülüşlerinin arasına,

-“Çek bakalım çek. Taa içine çek. Kokularapotansiyel bağımlı müşterimiz”diyerek gülmesine devam ediyordu. Can, mallarını alıp merdivenlerden dışarı çıktı. Hemen gelen metrobüse bindi. Ktabını çıkarıp okumaya başladı. Martin Eden, yazmaya öyle odaklanmıştı ki hayatında başka bir şey neredeyse yok gibiydi. Parasız olması nedeniyle beslenmesini bile iki günde bir yapabiliyordu. Binlerce hikaye yazmak için gece gündüz çalışıyordu. Can, Martin Eden’a hayrandı. Ruth’la kavuşmalarını çok istiyordu. Kitabı bitirmeli ve onların kavuşmalarını okumalıydı. Metrobüs, Kadıköy’e gelene kadar okudu. Yaşayan ölülere aldırmadan okudu. Ne kadar çoktu yaşayan ölüler. Hepsi de bir işe gidiyor, çalışıyor, metrobüsle evlerine dönüyor ama ölü olduklarını bilmiyorlardı. Acıyordu onlara! Kitabına devam etti ama Martin ve Ruth hala kavuşamadılar. Kadıköy’de inip adreslere tek tek teslimatları yapmaya başladı. Son teslimatı yaptı ve bir kafede dinlenmeye karar verdi. Yolunun üzerinde Ece ile her zaman gittikleri kafe vardı ama Ajan Necdet korkusu da vardı. Yine de gitti. Terasta oturup soğuk gazozunu içmeye başladı. Korkmakta haklı olduğunu Ajan Necdet’in gelip karşısına oturduğunda anladı.

-“Merhaba Can nasılsın?” dedi Ajan Necdet

Can,

-“Teşekkür ederim. İyiyiyim. Siz nasılsınız?”

Ajan Necdet,

-“Teşekkürler, ben de iyiyim. Bu hafta seninle çok sık görüşeceğiz. Planımızı uygulayacağız hazır mısın?” dedi.

Can, hızlı hızlı nefes alıyordu. Ffarkında değildi, korkuyordu.

-“Evet, hazırım” dedi.

Ajan Necdet,

-“Korktuğunun farkındayım ama korkma. İnan bana her şeyi çok kolay yöneteceğiz. Sana bir dosya hazırladım. Bu dosyadaki sıralamaya bağlı kalarak imalathanedeki bazı detayları bize aktarmanı istiyorum. Yarın yine burada buluşup ikinci görevi konuşacağız anlaştık mı?”

Can,

-“Tamam. Anlaştık efendim “dedi. Ayaklarının titremesini dizlerinden tutarak bastırmaya çalıştı Can, korku dolu bir hafta onu bekliyordu.

Telif hakkı yazara aittir muammergece@gmail.com

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kudüs’ün Gözyaşları (3)

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.