Işınsu Kaygusuz, Author at The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

bettilt giriş

01 Ekim 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

ataşehir escort
a İkindi Vakti 16:09
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Işınsu Kaygusuz

Işınsu Kaygusuz

27 Ağustos 2022 Cumartesi

Toparlan kendine gel sen İBB Başkanısın!

Toparlan kendine gel sen İBB Başkanısın!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şarkıcı Gülşen tutuklandı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konu hakkında açıklama yapmakta gecikmedi; “Sonsuz mücadeleye kararlıyım…”

Konuşan: Ekrem İmamoğlu. Makamı: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Ama o muhalefet partisi genel başkanı gibi konuşuyor. Gerçek makamını unutmuş.

O kürsüden İstanbul ile ilgili saatlerce, günlerce konuşsa “Adam İBB başkanı konuşur tabi” derim de bu açıklaması dikkatimi çekti.

Şehirle uzaktan yakından alakası olmayan bir olayla ilgili halkın onu çıkardığı kürsüyü meşgul etmiş. İBB Başkanı olarak şehirle alakası olmayan bir konuda hukukla mücadeleye kalkışmak da nedir?

İmamoğlu tuhaf bir şekilde gündemin en tepesindeki her konuyla ilgili kendisinin de bir çift laf etmesi gerektiğini düşünüyor.

Gündeme ilişkin bu ilgisini İstanbul karla, selle, afetlerle boğuşurken gösterseydi keşke. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ya ne de olsa.

Kıyasıya siyaset, siyasilerin hoşlandığı bir şey olabilir. Ama insan duracağı yeri de bilmeli.

“16 milyon İstanbullunun belediye başkanı olarak söz veriyorum ki, sonsuz mücadeleye kararlıyım” diyor kürsüden.

Kiminle mücadele edecek, hangi sıfatla? Belediye başkanının işi başkanı olduğu kenti yönetmek değil mi?

Daha kenti doğru dürüst yönetemiyorken, oy verenler tarafından bile eleştiriliyorken, kalkıp bir de alakasız konularda sırf millete yaranmak için olur olmaz sözler verebilmenin saçmalığını anlamasını beklemek… Bu da saçmalık sanırım.

“Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var” sözü hala kulaklarımda ve bu heyecanı bu gençliği İstanbul’a kullanmak için hala biraz vakti var. Çünkü o uzun yol da giderek kısalıyor artık.

Devamını Oku

“Müslüman ailenin helal olmayan restoranda ne işi var”

“Müslüman ailenin helal olmayan restoranda ne işi var”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Işıl Barutçu Ulutaş, New York’ta yaşayan bir okurumuz. Geçen ay komşu eyalet New Jersey’de en güzel günlerinde ailecek başlarına gelen olay ise hepimize pes dedirtti.

Ulutaş ailesinin sevgili kızları Eda Ulutaş için bir restoranda düzenledikleri kına gecesi, ABD gibi özgürlüklerin ve hakların söz edildiği bir ülkede olmaması gereken olaylara sahne oldu. Editörümüz Elif Yeşil’in yaptığı haberi okuyanlar bilir; kına gecesinde konuklara yemek sözleşmesinde olmamasına rağmen domuz eti servis edildi. Bu, ABD gibi bir ülkede hatanın da ötesinde bir olay.

Restoran sahipleri sözlü olarak defalarca uyarılmasına, emaillerde de “No Pork” ibaresine defalarca yer verilmesine hatta ve hatta yazılı sözleşmede kalın harflerle “NO PORK” yazılmasına rağmen konuklara domuz pirzolası sunuldu. Bu nasıl bir hata? Bu hatanın telafisi olur mu?

Restoran sahipleri bu hata karşısında bırakın aileden özür dilemeyi bir de dalga geçer gibi konuşmuş. Işıl Hanım şöyle diyor; “Bize ‘Et normalde içki ile pişirilir ama biz sizin yemeğinizi içki olmadan pişirdik, hata bu olur. Şimdi size paranızı iade etsek yediğiniz domuz etleri ne olacak ki’ gibi laflar ettiler. Oysa beklediğimiz sadece samimi bir özürdü.”

Işıl Hanım Restorana dava açmaya hazırlanıyor. Konunun yargıya intikali söz konusu olduğundan restoranın adını şimdilik yazamıyoruz. Ama NJ Paramus’ta bir Yunan restoranı olduğunu yazmakta sakınca görmüyorum.

Şimdi gelelim bu konuya neden bu köşede de yer verdiğime. Bazı okurlarımız “Yunan restoranında yemekli tören yapmasalarmış, Müslüman ailenin Helal olmayan restoranda ne işi var” demiş.

Birçok insan böyle düşünebilir. Ancak ABD yasaları bizlere böyle düşünmeme hakkını da veriyor. Yani Müslüman olduğunuzu söyleyip menüde domuz eti istemediğinizi belirttiğiniz anda ABD’de her nerede olursanız olun size kimse domuz ikram edemez. Müslümanlık bir kenara herhangi bir nedenle ya da nedensiz olarak da bir şeyi yemek istemiyorsanız mazeretiniz güçlü ya da güçsüz, dinle alakalı ya da alakasız olsun kimse yemek istemediğiniz o şeyi size veremez.. İşte; gıda işi ile ilgilenenler bunu bildiği için, bir yiyeceğin içinde ne olduğu en ufak detayına kadar üzerine yazar ya da menüde belirtir. O yüzden ABD’de Helal-Koşer sertifikası almak kolay değildir.

Koşer demişken; eğer bu yaşananlar ABD’de bir Yahudi’nin başına gelseydi Amerika’da yaşayan herkes gibi ben de olacakları ve yankılarını hayal edebiliyorum. ABD’de bu durumu haber yapmayan yayın organı kalmazdı. Bu konu günlerce konuşulur, Yahudi cemaati liderleri açıklamalar yapar ve bu hata her nerede olduysa o firma büyük tazminatlarla karşı karşıya kalırdı. İşte burada bir topluluğun güçlü olmasının ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Nitekim Işıl Hanım da bunun farkında. Telefon konuşmamızda bana dava açma hazırlığında olduklarını söyledikten sonra şunları ekledi; “Bu durum bizim değil de Yahudi cemaatinden birinin başına gelseydi yer yerinden oynardı. Yahudi cemaatinden birine koşer olmayan bir yiyecek verseler bunu duymayan kalmazdı. Onlar da özür dileyip telafi etmek için ellerinden gelen her şeyi yapardı. Biz de hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bu ciddiyetsizliği herkes duysun. Herkes işlerini ciddiyetle yapmadıklarını bilsin.”

Pew Araştırma Merkezi’nin bu yılın başlarında yayımladığı bir çalışmaya göre, ABD’deki Müslüman nüfus 2050 yılı itibarıyla 8,1 milyona ulaşacak; böylece Yahudi nüfusu da geçerek ülkedeki en büyük ikinci dinî grup konumuna yükselecek. Ama bir nüfusun fazla olmasından çok topluluk bilincinin oluşması önemli. ABD’de Yahudi cemaatin yaptırımları göz önüne alındığında bu daha iyi anlaşılır. Söz sahibi olmak için önce toplum bilincinin sağlanması gerek. Peki biz ABD’deki Türkler bu toplum bilincine ne kadar sahibiz? Sanırım biraz da bunu düşünmeliyiz?

“Müslüman bir ailenin helal olmayan restoranda ne işi var” kısmına gelince… İsteyen istediği yere gitmekte özgür. Müslüman biri herhangi bir zamanda yemek yemek için helal olmayan bir restoranı tercih etmeyebilir. Bu o kişiye kalmış. Ama aile özel bir gün için bu restoranı tutmuş ve Müslüman konukların hassasiyetine göre özel bir menü hazırlamış, kararlarına saygı duymak gerek. Böyle üzücü bir durum yaşandıktan sonra ailenin orayı neden tercih ettiğini sorgulamak yerine, restoranın hatasını sorgulamak daha doğru olur. Sanırım böyle durumlarda da eleştirmek yerine topluluk olarak doğru tepkiyi vermek daha doğru. Çünkü burada yanlış olan ABD gibi bir ülkede Yunan restoranının tercih edilmesi değil, tüm uyarılara rağmen yapılan servis hatasıdır. Diğer türlü düşünmek ise kolay yolu tercih etmekten öteye gitmez.

Işınsu Kaygusuz/NY

Devamını Oku

ABD’de Türkiye adına gurur verici bir tablo: Diyanet Center of America

ABD’de Türkiye adına gurur verici bir tablo: Diyanet Center of America
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Maryland eyaletindeki Diyanet Center of Amerika, ziyaretçilerine Türkiye’den esintiler yaşatıyor.

ABD’nin Maryland eyaletindeki Diyanet Center of America (DCA) Cami ve Külliyesi açıldığı 2016 yılından bu yana ABD’deki Müslüman cemaati kucaklıyor. Cami vakit namazları ve Cuma Namazlarında dolup taşıyor. Külliye ise 7 gün 24 saat hizmet veriyor.

İki minareli, geniş avlulu, ihtişamlı camisi, büyük bahçesi, sosyal tesisi, kültür merkezi, misafirhanesi, Türkevleri, ve tabiki Türk hamamıyla merkez, açıldığı 2016’dan bu yana Müslüman toplumun olduğu kadar diğer topluluklardan da ilgi görüyor.

alanya escort escort alanya alanya escort bayan

DCA Cami mimarisiyle Türkiye’yi anımsatıyor. Caminin avlusunda kendinizi Türkiye’deymiş gibi hissedebilirsiniz.

DCA sadece bir ibadethane değil…

DCA’daki hediyelik eşya dükkanı günün hemen hemen her saati hareketli.

Bünyesindeki sosyal tesis, restoran ve hediyelik eşya dükkanıyla da sürekli yaşayan, herkesi kucaklayan bir merkez.

Kış Değerler Eğitimi Kampında öğrenciler bazı dersleri cami içinde görüyor. Kampa katılan kız öğrencilerin dersinden…

ABD’nin ilk Türk İslam merkezi olma özelliği de bulunan merkezi öğrenciler için düzenlenen Kış Değerler Eğitimi Kampı vesilesiyle The Anatolia Post olarak biz de ziyaret ettik. Ziyaretimiz bizde de küçük bir Türkiye turu yapmışız hissi uyandırdı.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi ve Külliye’de görevlerine aşkla bağlı ekip bu nadide merkezi evleri gibi sahiplenmiş. DCA Cami İmam Hatib-i Çelebi ile hem bu eşsiz ibadethaneyi, hem de Külliye genelinde yapılan faaliyetleri konuştuk.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi.

-DCA’da sürekli devam eden eğitim programları var mı? Bilgi verir misiniz?

DCA’da öncelikle Kur’an odaklı bir Kuran Kursu ve hafızlık eğitimimiz var. Bununla beraber hafta sonları gerek millet varlığımız olan vatandaşlarımızın evlatlarına gerekse burada yaşayan diğer din kardeşlerimizin çocuklarına yönelik İslami eğitim veriyoruz. Yazları ise summer camp ile bu eğitime devam ediyoruz.

DCA’nın yaz ve kış aylarında olmak üzere yılda iki kez düzenlenen Değerler Eğitimi Kampları çeşitli eyaletlerden gençler tarafından büyük ilgi görüyor.

Ayrıca Diyanet Amerika Merkezimizin artık bir klasiği haline gelmiş olan sömestr ve yaz dönemlerinde olmak üzere senede iki defa değerler eğitimi kamplarımız oluyor ve bu eğitime Amerika’nın birçok eyaletinden öğrencilerimiz geliyor. Zaten bir defa gelen yaşı tutana kadar gelmeye devam ediyor. Yaşı dolduktan sonrada onlardan belletmen olarak yararlanıyoruz. Böylelikle yeni öğrencilerimize de rol model olmuş oluyorlar.

Kış Değerler Eğitimi Kampı’na katılan öğrencilerin sertifika töreninden…

-Hafız yetiştirme programından söz eder misiniz?

DCA açıldığından bugüne kadar devam eden bir programımız. Öğrencilerimiz gündüzlü olarak aileleri tarafından kursa getirilip götürülüyor. Hafızlık eğitimimiz ülkemizdeki gibi maalesef şuan yatılı değil ama ileriye dönük böyle bir projemiz var.

Kampa katılan erkek öğrencilerin dersinden…

Şuana kadar 20 civarı hafız mezun ettik. Mezunlarımız içerisinde Türk öğrencilerimizin de olmasını çok arzu ediyoruz.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi, Değerler Eğitimi Kampında bazı dersleri öğrencilere cami içinde uygulamalı anlattı.

-Bunun dışında yıl içinde ne gibi faaliyet, seminer ve programlar oluyor? 

Külliyemiz birçok açıdan her türlü faaliyetin yapılmasına elverişli olarak inşaa edilmiş. Daha önce belirttiğim gibi kültür merkezimizde büyük bir audotoriuma sahibiz. Burada gerek ülkemizden gerekse Amerika’dan bir çok değerli konuşmacıları davet ediyor çeşitli seminerler veriyoruz. Burada yaşayan sanatla ilgili olan arkadaşlarımızla kurduğumuz ekiple dini musiki konserleri veriyoruz.

Hatta 2021 yılının Yunus Emre yılı olması hasebiyle bu yılın son haftası Yunus Emre ilahilerinden oluşan bir konser verdik.  Bizim dışımızda burada yaşayan bazı gruplarda bir takım seminer ve toplantılarını merkezimizde düzenliyorlar. Onun için nerdeyse yıl boyu burada yoğun bir şekilde programlar düzenleniyor.    

ÜLKEMİZ ADINA GURUR VERİCİ BİR TABLO

-Açıldığından bu yana hatırı sayılır bir cemaat oluştuğunu görüyorum. ABD’de her toplumdan Müslüman kardeşlerimizi kucaklamış bir külliye var karşımızda. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz? 

Burası hakkında sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi sadece millet varlığımız için değil burada yaşayan din kardeşlerimiz içinde yapılmış bir eserdir. Biz burada fark gözetmeksizin bütün din kardeşlerimizi kuşatıcı bir hizmet vermeye çalışıyoruz.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi.

Onlarda buraya aidiyet duygusu içinde gönül rahatlığı ile gelip her türlü ibadet ve organizasyonlarını yapabiliyorlar. Ayrıca bir çok faaliyetimizi ortaklaşa yapıyoruz. Dünyanın dört bir yanından buraya gelmiş kardeşlerimizi Cuma ve Bayram namazlarında aynı safta gördüğünüzde ülkemiz adına çok gurur verici bir tablo ile karşılaşıyorsunuz. Buna ne kadar şükretsek azdır.

Cami, vakit namazlarında hatırı sayılır bir cemaate hizmet veriyor. Cuma Namazları ise Bayram Namazı tadında geçiyor.

-Diğer Müslüman toplumlardan külliye hakkında nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Bir kere herkesin ortak fikri buranın Amerika’nın en güzel Cami ve külliyesi olduğudur. Bizim kadim mimarimizi ve estetiğimizi yansıttığı için hayranlıkla bakıyorlar. Burası aynı zamanda ülkemizin tanıtımı açısından çok güzel bir mekan. Burayı ziyaret edip benim mutlaka Türkiye’yi de görmem gerekiyor diyen ziyaretçilerle karşılaştım ve içlerinden yakın tanıştıklarım ülkemize gidip ziyaret ettiler. Burada camimizde nikah ve mühtedi merasimleri de yapıyoruz. Özellikle nikahlarını bu güzel mabedde yapmak isteyen çok insanlar var. Onlarda bu özel günlerinde burayı şahit tutarak dünya evine girmek istiyorlar.

Cami, vakit namazlarında hatırı sayılır bir cemaate hizmet veriyor. Cuma Namazları ise Bayram Namazı tadında geçiyor.

-Peki diğer toplumlardan merak edenler, “içeride ne var acaba” diyerek gelenler, gezmek isteyenler oluyor mu? 

Tabi ki burası herkese açık bir mekan. Yabancı turistlerden bile gezi rehberine burayıda ekleyip ziyarete gelen çok insanlar var. Özellikle yazları bu sayı artıyor. Biz onlara rehberlik hizmeti de veriyoruz. Rehber eşliğinde ziyaretlerini gerçekleştiriyorlar. Ayrıca zaman zaman açık kapı günleri gibi çevrede yaşayan komşularımızıda külliyemize davet ediyoruz. Onlarla iyi komşuluk ilişkileri içerisinde dinimizi ve kültürümüzü tanımalarına  imkan sağlıyoruz.  

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi.

-İslamın terörle özdeşleştirildiği bir dönemde, aslında tüm bu haksızlıklara karşı yanıt oldu bu merkez. Sizin bu konudaki görüşleriniz nedir? Gerçekten, bu merkezi gören insanların kafalarındaki İslamofobi siliniyor mu? Sizin bu konudaki fikirleriniz, aldığınız dönüşler nasıl? 

Maalesef bir algı dünyasında yaşıyoruz. İnsanlar önyargılarına yenik düşebiliyorlar. Bu eser bunlara verilen en güzel cevap. Dinimizi medeniyetimizi ve İslam’ın hoşgörüsünü buraya geldiklerinde görüyorlar. Mesela birkaç defa rastladığım insanlar buradan geçerken külliyemize merak ederek uğruyorlar. Burası hakkında çok güzel duygularla buradan ayrılıyorlar. Onun için herkesin hiç çekinmeden gönül rahatlığı ile gelebileceği bir mekan burası.

-Burayı görüp etkilenip, İslamiyeti araştıranlar oluyor mu? 

Evet bazı komşularımız islamiyet hakkında zaman zaman gelip bize soru soruyorlar. Üniversitelerden veya liselerden gruplar halinde öğrenciler gelip islamiyet hakkında merak ettikleri soruları soruyorlar. Inşallah hidayetlerine vesile oluruz.

-Kışın ve yazın belirli dönemlerinde Külliye’de organize edilen Değerler Eğitimi Kampı hakkında bilgi verir misiniz? Kaç öğrenci eğitim görüyor. Neler öğreniyorlar. Burada amaçlanan şey nedir?

Değerler eğitimi diğer programlarımızdan çok farklı zira Amerika’nın birçok eyaletinden öğrencilerimiz geliyor ve burada yazın iki kışın bir hafta yatılı olarak kalıyorlar. Dini eğitimin yanında diğer alanlarda da eğitim alıyorlar. Günümüz dünyasında çocuklarımızı ve gençlerimizi yıkıcı akımlardan ve her türlü bağımlılıktan korumak, geleceğimizin umudu olan yavrularımızın kimlik ve kişiliklerini bu eğitimle inşa etmeye çalışıyoruz.

Kampa katılan kız öğrencilerin dersinden…

Çocuklar tüm gün zamanlarını planlı bir şekilde geçiriyorlar. İbadet  vakitlerinden uyku ve ders vakitlerine kadar bir programa göre hareket ediyorlar. Bu dönem 18 erkek 33 kız öğrencimiz oldu. Her dönem bu sayı daha da artıyor.  Elhamdülillah…

Öğrencilerden bazıları, serbest zamanlarında kitap okuma ve spor dışında arkadaşlarıyla özel becerilerini paylaşma imkanı da buldu.

-Kış Değerler Eğitimi Kampı sona erdi. Alanlarında uzman kaç eğitimci ders verdi? Öğrenciler dersler dışında hangi seminer ve programları izleme şansına sahip oldu? 

Kuran Meal ve Tefsir, Temel Dini Bilgiler, Peygamberler Tarihi ve Osmanlıca dersleri konusunda üç erkek ve üç bayan hocamız var. Bununla birlikte Türk kültürü ve Türkçe konusunda bir öğretmen arkadaşımız var. Öğrencilerimizi öğleden sonra seminerlere alıyoruz. Burada alanında uzman hocalarımız külliyemize gelerek onlara sunumlar yapıyorlar. Derslerin dışında geziler, müze ziyaretleri ve çeşitli spor aktiviteleri yapıyoruz. Onlarda öğrencilerimizin birbirleriyle kaynaşmalarına ve unutamayacakları bir zaman geçirmelerine vesile oluyor.   

Kampın son gününde öğrenciler için piknik düzenlendi.

“İFTİHAR EDECEKLERİ BİR ESER”

Amerika’ya gelen ve burada yaşayan herkesi külliyemize davet ediyorum. Gelip gördüklerinde iftihar edecekleri bir eser onları karşılayacak. Başta devletimizin başı sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçenlerden Rabbim ebeden  razı olsun. Bizleri de böyle bir eserde hizmet etme bahtiyarlığına kavuşturduğu için  Rabbimize sonsuz şükürler olsun.

DCA Cami ve Külliye’nin bulunduğu cadde.

BÖYLE BİR TESİS AMERİKA’DA YOK

-Son olarak Diyanet Center of America hakkında genel bilgi verir misiniz?

Daha önce DCA’nin alanında küçük bir camimiz varmış. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülke insanımızın Amerika’daki Müslüman kardeşlerimize bir hediyesi olarak bu külliye 2016 yılında yaptırılarak açılmış ve hizmet etmeye devam ediyor. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki böyle bir tesis Amerika’da yok.

Külliye içinde yer alan restoran pazartesi ve salı günleri hariç sabah 10’dan akşam 6’ya kadar hizmet veriyor. Çevre eyaletlerden de restorana ilgi büyük.

Bütün faaliyet alanlarıyla da dünyada belki birkaç tane benzeri vardır. Külliyemiz başta camimiz olmak üzere kütüphane, içinde toplantı ve konferans salonlarının bulunduğu kültür merkezi, restoran, çay ocağı, misafirhaneleri, hamamı, bakkal ve gift shopu ile beraber benzersiz bir tesis.

Külliye bünyesindeki kültür merkezi.

Bu vesile ile bu tesisin bugüne gelmesine katkı sağlayan ahirete göçmüş olanlara Mevla’dan rahmet hayatta olanlara da sıhhat afiyet diliyorum.    

Külliye içinde misafirhane olarak hizmet veren, Türk mimarisini yansıtan 20’ye yakın Türkevi var.
DCA Cami İmam Hatib-i Nurullah Çelebi kimdir?
Nurullah Çelebi aslen Samsunlu. Hafızlık dahil tüm eğitim hayatını İstanbul’da geçiren Çelebi daha sonra İstanbul’da Üsküdar Şakirin Camii ve Gülnüş Valide (Yeni Valide) Camilerinde görev yaptı. Çelebi yaklaşık 2 yıldır da Diyanet Center of America’da DCA Camii İmam Hatib-i olarak görev yapıyor.   

Devamını Oku

GastroShow New York’ta Türklere Türk yemeklerini tanıttı!

GastroShow New York’ta Türklere Türk yemeklerini tanıttı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GastroShow New York’ta Türkevi’nde yapıldı. Her ne kadar adında geçen “Show” kelimesinin içi doldurulamasa da biz Türk mutfağının ne kadar zengin olduğunu zaten biliyoruz. “Biz” biliyoruz da mesela bir Amerikalı bizim kadar bilmiyor olabilir. Zaten New York’taki bu gösteri Türk yemeklerinin yabancı dostlarımıza tanıtımı için yapılmadı mı?

Yetkili birkaç isme aynen sordum; ABD’de isim yapmış ünlü gurmeler, Michelin yıldızlı şefler nerede?

Yanıt yok…

Kim ne yapıyor belli değil.

Soru sormak için muhatap alabileceğiniz kimse yok.

Organizasyonu düzenleyen Gastronomi Turizmi Derneği’nin basınla ilişkilerini sağlayan kişiyi de bulamadım. Ya da onun mu davet edilen basın mensuplarıyla ilgilenmesi gerekiyordu; karıştırmış olabilirim tabi. Belki de derneğin bir basın birimi yok. Olabilir, ona bir şey diyemem ama şunun şurasında zaten kaç basın mensubu vardı ki orada… Dernek yetkililerinden biri de yapabilirdi bu işi.

Şovun yapıldığı alanda başkonsolosluk çalışanları yardım etmese oturacak yer dahi yoktu. Tüm yerler ‘davetlilere’ ayrılmış. Davetsiz davetli bir basın mensubu olarak notlarımı alıp ayrıldım.

Ben alandan ayrılırken Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin konuşmasını bitirmiş, Dr. Ender Saraç yeni konuşmaya başlamıştı. Yemek servisi başlamasaydı daha kalır, dinler, Sayın Saraç’ın anlattıklarını sizlerle paylaşırdım ama sitem ettiğim için bana zorla yer verilen o yerde kalıp, ikram edilen yemeklerin tadına bakıp, deneyim yazacak değildim. Bu, ayakta çalışan ve arada oturacak sandalye bile verilmeyen diğer basın mensubu arkadaşlara da ayıp olurdu.

Zaten organizasyonu yapanlar da gösteriyi halka tam olarak anlatmamızı isteselerdi eğer, basın mensuplarına da masada yer verirlerdi sanırım.

Her neyse…

Bu tarz yurt dışı organizasyonlarda eğer tanıtım yapılıyorsa tanıtımın yapılacağı kişiler iyi seçilmeli.

Mesela daha fazla yabancı basın, alanında isim yapmış kişiler vs. vs., davetli listesinde olabilir…

Bunları teker teker yazmanın faydası var mı bilemiyorum.

Çünkü Türkiye’den ABD’ye bir şeyler tanıtmaya gelenlerin ya da bırakın Türkiye’den gelmeyi ABD’de yerleşik Türklerin yaptığı organizasyonlardaki en büyük eksiklik “Çalanın da oynayanın da yine biz Türklerden oluşması”…

E hani kendimizi tanıtıyorduk. O başka zaman…

İşte, GastroShow’da gözlemlediğim de tam olarak buydu.

70 “seçkin” konuk arasında iki bilemedin üç Amerikalı davetli vardı. Tanıtım kime yapıldı? Mutfağının zengin olduğunu bilmeyen (!) biz Türklere mi? Amerikalı dostlarımıza mı? Kim kime dumduma tabiri işte tam da buraya göre…

Bu tarz şovlara, fuarlara, festivallere Türkler davet edilmesin demiyorum ama bizim yurt dışında Türkleri ve Türkiye’yi tanıtmaya daha fazla ihtiyacımız var.

Diğer türlü, yurt dışında yapılan Türk günlerinin ya da festivallerin Türkiye’ye de Türk insanına da faydası olmuyor ne yazıkki.

Amerika’da Türklerden, daha organize organizasyonlar görebilme umuduyla…

Işınsu Kaygusuz

Devamını Oku

Mimarlar Odası habercilikte ‘hakikati’ PKK kanalında buldu!

Mimarlar Odası habercilikte ‘hakikati’ PKK kanalında buldu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gece gece yazmayım dedim ama bu açıklamayı izleyip de iki satır karalamadan geçmek istemedim. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan hanımefendi, PKK’nın kanalı Jin TV’ye verdikleri ‘Uluslararası Televizyon Haberciliği’ ödülüne de candan bir savunma yapmış. Hanımefendinin katıldığı tv programının kaydından kısa bir bölüm izledim. Candan Hanım, oda olarak PKK yandaşı kanala verdikleri ödülü öyle candan savunuyor ki; sanki dünyada başka hiçbir kanal kalmamış ve gerçek habercilik sadece Jin TV’de yapılıyor sanırsınız. “Biz bu basın ödüllerini gazetecilikte ısrar eden gazetelere veriyoruz. Yani habercilikte gerçekten o hakikati arayanlara veriyoruz” diyor candan candan… Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Terör örgütü yandaşı bir kanala ödül ver ve verdiğin o ödülü “habercilikte hakikati arayanlara veriyoruz” sözleriyle savun. Ödül vermek için bu “gerçekçi”  yaklaşımlarından ötürü tebrik ediyoruz kendilerini. Ama keşke gerçekten söyledikleri gibi “hakikati arayanlara” verselerdi bu basın ödülünü. On binlerce masumun kanına giren terör örgütü yandaşı PKK kanalına değil.

Mimarlar Odası’na göre demek ki Türkiye’de ve dünyada gerçeği arayan tek bir haber kanalı kalmamış ‘Uluslararası Televizyon Haberciliği’ ödülünü alacak… Teröre destek olmanın da bahanesi bu olsa gerek: “Gazetecilikte ısrar eden gazetelere ödül veriyoruz”…

Yazık ki ne yazık…

Zaten Mimarlar Odası’nın “basın” ödülü dağıtması da ayrı bir konu. Sanki, teröre çanak tutmak için özellikle yapılmış bir organizasyon…

Candan Hanım’ın ödülle ilgili savunması bir kenara ben bir de “İktidar çevrelerinin tetikçilerine vermiyoruz” sözüne takıldım.  Aslında bu cümleye karşılık sorulacak onlarca soru beynimi kemirdiği için yazdım bu yazıyı…  Hanımefendi bu cümleyi benim yanımda kursa bir sürü soru sorardım ama İsmail Küçükkaya sormayı tercih etmemiş. E, PKK’ya ödül vermek gibi bu soruları sormak da tercih meselesi tabi.

Terör örgütü PKK destekçisi kanala verdiği ödülü “Biz bu basın ödüllerini gazetecilikte ısrar eden gazetelere veriyoruz. Yani habercilikte gerçekten o hakikati arayanlara veriyoruz” sözüyle savunan birinden mantıklı bir cevap beklemezdim tabi ama sormadan da edemezdim.

Ne mi sorardım?

Mesela;

-İktidar çevrelerinin tetikçilerine ödül vermiyoruz” dediniz. Peki, PKK’nın tetikçilerine ödül vermeye nasıl karar verdiniz? Sizin bakış açınıza göre soracak olursak ödül yine bir yandaşa gitmiş olmuyor mu?

derdim.

Sonra;

-Ödül verdiğiniz Jin TV’nin hangi çevrenin tetikçisi olduğu apaçık değil mi?

diye sorardım.

Sonra;

-Terörü destekleyen bir kanal nasıl yansız, tarafsız ve doğru habercilik yapabilir. Ve siz nasıl oluyor da teröre çanak tutan bir kanala “Hakikati arayanlara ödül verdik” diyebiliyorsunuz? Hakikat size göre masumların öldürülmesi mi?

derdim.

Devamında;

-Sonuçta masumların kanına giren terörü desteklediği belli olan bir kanala ödül verdikten sonra bunu “hakikati arayanlara ödül verdik” kılıfıyla kapatmak içinizi sızlatmıyor mu?

Diye sorardım.

Ve,

-Yayınlarında terörü destekleyen bir kanal sizce “hangi tür gazetecilikte ısrar ediyor” olabilir ya da bu kanal “hangi tür bir hakikati arıyor” olabilir?

Derdim…

Hanımefendinin bu savunmasına karşılık soru kombinasyonları bitmez. Sayfalar dolusu soru çıkar.

Siz PKK’nın haber kanalını, terörü, terör yandaşını, candan biçimde savunmaya ve avanelerine mavi boncuk dağıtmaya devam edin. Hiç utanmadan; bu ülkenin bayrağı altında yapın bir de bunu. İçiniz sızlamadan; Mehmetçik, siz huzur içinde yaşayın diye terör örgütü PKK kurşunuyla can verirken yapın bunu.

Siz sözde ödüllerinizi terör yandaşlarına dağıtırken, PKK’nın kalleş saldırısında şehit olan Mehmetçiğin, öğretmenin ve on binlerce masumum yakınlarının ahı tutar sizi nasıl olsa…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

ankara escort escort ankara