Işınsu Kaygusuz, Author at The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

08 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Işınsu Kaygusuz

Işınsu Kaygusuz

16 Şubat 2021 Salı

Aydın-lık masken, sen hep karanlıktasın

Aydın-lık masken, sen hep karanlıktasın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kendini aydın sanan zavallı, halktan kopuk, kendini milletinden üstün gören sen, evet sen! Söylesene sen nerenin aydınısın!

Bir milletin tarihine, değerlerine, kültürüne, yaşayış tarzına burun kıvıran, yıllarca dalga geçen, hala da dalga geçmekten vazgeçmeyen, küçümseyen, memleketini hep aşağıda gören, saçma sapan bahaneler, yalanlar uydurarak koskoca bir ülkenin gerçek tarihini inkar eden, inkar etmekle kalmayıp milleti de yıllardır yalanlarla uyutmaya çalışan sen;

Evet SEN! Söylesene sen hangi ülkenin aydınısın!

“Aydın”, “aydınlık” kelimeleri dahi utandı senin şerrinden!

Sen hep karanlıktasın, ay-dın-lık senin masken. Karanlığının da çukurundasın.

Fikrin çamur. Ağzından dökülen irin. Kağıdına “fikrim” diye akıttığın mürekkep masumun kanı; sen iyi bilirsin.

Sen… Sen, bile bile can alana yalaka, vatana siper olup can verene alenen düşmansın. 37 yıldır da düşmandın.

Eskiden hücre evinde olana arkadaştın şimdi mecliste olan “o hainlere” kardeş. 37 yılda 30 bin masumun kanına giren kalleşe kardeş.

İte, köpeğe dost. Merhamet ettiğin leş yiyicilerle aynı masadasın. Hayalinle böldün, fikrinle parçaladın, doymadın; kanlı eylemlere çanak tuttun, vazgeçmedin.

Mehmedime, şehidime, oturduğun yerden dil uzattın, yetmedi.  

Orada, şehit evladının ardından gözyaşı dökene uzak, döktüğü masum kanlarda boğulası teröriste yakın. İşte, sen böyle bir KARANLIK-SIN. Sen mi aydınsın?

Çocuk katili, kan bağımlısı, hain, alçak, aşağılıktan da aşağılık PKK terör örgütünün vahşetini dahi görmezden gelen “PKK yaptı” diyemeyen sen, sen mi aydınsın? Sen mi, ülkesini seven, milletini düşünen aydınlıkçısın?

Sen kendini aydın sanan zavallı; o meclisteki siyasi dostların, kardeşlerinle ne güzel anlaşırsın. Aynı telden, aynı dilden muhalif… Sizin yol arkadaşlığınızdan, leş yiyiciliğinizden halk usandı. Bıktı.

Harfler dahi bir araya getirdiğiniz, kurduğunuz cümlelere ağladı.

Ya sen, kendini aydın sanan zavallı siyasi figüran… Sana ne demeli. Sözde aydın siyasetçi, müthiş zeka, süper muhalif tayfa, karanlığın ta kendisi sen! Evet sen! Bu olan bitene rağmen bir güzel kurulduğun o masanda açıklama yaparken “Kahrolsun PKK” dahi diyemeyecek kadar satılıksın, anladık.

Peki söylesene sen hangi ülkenin hizmetkarı politikacısın, hangi ülkenin aydın siyasetçisisin? Neye hizmet edersin.

Karanlık ellerin, hangi cephelerin hendeğinde geziyor gördük. Hangi boğazları besliyor zaten biliyoruz. Adiliğinin fotoğrafını çektin yine dün!

Sen diyemedin ama yüzbinler dedi şehitlerin ardından haykıra haykıra. “ŞEHİTLER ÖLMEZ”, Kahrolsun PKK, Kahrolsun “Kahrolsun PKK” diyemeyenler…

Işınsu Kaygusuz

Devamını Oku

YouTube ve Özgürlükler (!)

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Işınsu Kaygusuz

Değerlerini ifade ve bilgi edinme özgürlüklerine dayandıran YouTube, bu özgürlükleri içerik üreticilerine ve kullanıcılarına sağlıyor mu?

YouTube’un kuruluşunun üzerinden tam 16 yıl geçti. YouTube, 16 yıl önce şubat ayında internet üzerinde ilk penceresini açtığında hiçbirimiz bu uygulamanın bu kadar büyüyeceğini tahmin bile edemezdik.

Bana göre; elektronik haberleşme ağı dünyasında, bir devrin kapanıp yeni bir devrin başlamasını sağladı YouTube.

Sosyal medyada görüntülü içerik paylaşımı konusunda bir anda ilklerin dahi önüne geçti.

Hatta yıllar içinde para kazandıran bir platform haline geldi; YouTuberlık diye bir meslek doğdu.

TV’lerin sunduğundan daha fazlasını bulabilen, istediği içeriğe bir tıkla anında ulaşabilen kullanıcılar tarafından çok sevilen web sitesi, tüm bu cazibesi sayesinde grafiğini kısa sürede yükseltti ve bugün en çok ziyaret edilen ikinci web sitesi koltuğunda oturuyor.

Bugün, internet üzerinde izi olmayan kurum ve kuruluş sayısı çok az. YouTube hesabı olmayan kurum da neredeyse kalmadı.

Kişiler, özel şirketleri geçtim, devlet kurumları dahi Youtube’a içerik üretiyor.

Yoğunluk nedeniyle herkesi, her içeriği incelemenin bu kadar güç olduğu YouTube’un topluluk kuralları ve politikaları ilk bakışta net görünüyor.

Çıplaklık, zararlı veya tehlikeli içerikler, nefret söylemleri, şiddet barındıran veya görsel açıdan rahatsız edici içerikler, taciz ve siber zorbalık, çocuk güvenliği, spam, yanıltıcı meta veriler ve dolandırıcılık gibi içeriklerin kaldırılacağı, hatta yayınların feshedileceği Youtube’un topluluk kurallarında uzun uzun anlatılıyor.

***

Misyonlarını “Herkese sesini duyurma ve dünyayı tanıma şansı vermektir” diye anlatan YouTube; “değerlerimiz” başlığında belirledikleri 4 temel özgürlüğü ilke edindiklerini öyle güzel anlatmış ki, okuduğunuzda dünyanın en demokratik platformunda hissediyorsunuz kendinizi…

Altında vurucu ifadelerle açıklamaları yazılan “İfade Özgürlüğü, Bilgi Edinme Özgürlüğü, Fırsat Özgürlüğü ve Aidiyet Özgürlüğü” ile değerlerini bu özgürlüklere dayandıran YouTube, süslü cümlelerle bezeyerek savundukları bu değerleri, ne yazık ki ABD seçimlerinde hiçe saydı. Tıpkı diğer sosyal medya platformları gibi…

Aslında, Youtube’un savunduğu bu değerlere ters düşeceği yönündeki ilk sinyalleri, geçen aralık ayında almıştık. Yani ABD seçimlerinin üzerinden 1 ay geçtikten sonra YouTube, içerik üreticilerinin e-postalarına “Başkanlık Seçiminde Dürüstlük Politikası” başlığıyla bir duyuru yayınladı.

“Başkanlık Seçiminde Dürüstlük politikamızı 2020 ABD başkanlık seçimi sürecinde uygulamaya geçirdik” ifadeleri ile başlayan duyuruda YouTube, “9 Aralık tarihinde veya daha sonra yüklenen içeriklerden, geniş çapta sahtekarlığın veya hataların 2020 ABD Başkanlık Seçiminin sonucunu değiştirdiğini ileri sürenleri kaldırabileceğiz. 7 Ocak 2021 tarihinde veya daha sonra yüklenen ve politikayı ihlal eden yeni içerikler için ihtar vermeye başladık” diyordu.

YouTube, yaşanılanları önceden haber almış olacak ki (!) böyle bir duyuruyla önceden önlemini aldı, kendi fikirlerine aykırı yayınlar için hesapları kapatmanın yolunu da açmış oldu.

***

The Anatolia Post’un hesabı feshedildi

YouTube’un bu konudaki tavrından biz de nasibimizi aldık. Yaklaşık 30 bin abonemizin olduğu The Anatolia Post YouTube hesabı Kongre baskını sonrası bize hiçbir bilgi verilmeden feshedildi. Yayınladıkları “ABD seçimlerindeki dürüstlük politikası”na anında uyan YouTube’u bu “dürüst” hareketinden dolayı çok tebrik ettik tabi (!)

Oysa, YouTube’nin o güne kadar ifade ve “bilgi edinme özgürlüğü” gibi güzel ilkeleri vardı. 1000’in üzerinde videonun bulunduğu kanalımız kapatıldığında bu kanaldan haber alanların “Bilgi edinme” bizim de “ifade özgürlüğümüz” kısıtlanmış oldu.

Peki YouTube, hesabımızı nasıl/neden kapattı?

YouTube’un hesabımızı kapatmasına neden olan video Trump’ın Kongre baskınının ardından “Eve dönün” çağrısı yaptığı videoydu. Bu videoyu yayına verdiğimizde videonun altında daha önce YouTube’da hiç görmediğimiz bir uygulamayla karşılaştık. Videonun altında çıkan bantta “Seçim kurulu Joe Biden’ın başkan seçildiğini doğruladı” yazıyordu. Bu aşamada “kendi kurallarına aykırı” buldukları bu videoyu yayından kaldırmadıkları gibi bize de bir uyarıda bulunmadılar.

Ertesi gün kanal yoktu

Biz bir sürü haber kanalının yaptığı gibi sadece Trump’ın konuşmasını “haber” olarak vermiştik oysa… İşte bu video yüzünden ertesi gün uyandığımızda kanalımız artık yoktu. Binlerce haber kanalının verdiği bu video, YouTube için “Spam, yanıltıcı meta veriler ve dolandırıcılık” hakkındaki topluluk kurallarına ters düşmüştü. Bunu kanal kapandıktan sonra YouTube ile yaptığımız yazışmalar sayesinde öğrendik. Yani “gerçek” bir kişinin konuşması “Spam, yanıltıcı meta veriler ve dolandırıcılık” sayılıyordu…

***

Şirketler, devleti yönetenlerden daha mı güçlü?

Bugün tüm dünya hala Donald Trump’ın sosyal medya hesaplarının kapanmasını konuşuyor. Ama bence esas konuşulması gereken böyle bir güce şirketlerin nasıl sahip olduğu… Bunun ürkütücü sonuçlarının olmasından giderek daha da korkuyorum.

Yani bugün sosyal medya platformları devlet eliyle kapandığında infial oluyorsa ama aynı sosyal medya, sevmediği devletin, devlet başkanının, hesabına müdahale edip kapatıyorsa bu yaşananları nasıl yorumlamalıyız? Olayları hep iki tarafıyla da değerlendirmek gerek. Artık toplumları yöneten, yönlendiren büyük güç kimin elinde, basının mı, TV’lerin mi, parti liderlerinin mi ya da devletlerin mi? Hiç sanmıyorum. Güç artık sosyal medyada. Bunu sokaktaki çocuk bile biliyorken hala bu büyük gücün tek merkezde kalması sizi de korkutmuyor mu? Devletler üstü bir güç. Gelecekte bizi neler bekliyor Allah bilir?

***

Aslında Twitter, Facebook, Snapchat, Instagram hatta Shopify’ın söylenildiği gibi demokratik olmadığını, kullanıcılarına “sonsuz özgürlük” sunmadığını hepimiz biliyoruz. Bunların özgürlük algısı çok farklı işliyor.

Sosyal medyanın bu tavrının Kongre Binasına gerçekleştirilen baskının ardından böyle olduğunu söylemek yalan olur. Toplumları etkileyen başka konularda ses çıkarmayan sosyal ağların işine geldiği gibi davrandığı ortada. Bazı kullanıcılar için bu sansürcülük olarak yorumlanıyor.

***

Madem konu Trump ve sosyal medya hesapları, bir araştırma ile kapatalım.

ABD merkezli bir düşünce kuruluşu olan Pew tarafından yapılan “Kongre isyanı sonrası sosyal medya” araştırmasının sonuçları yayınlandı. 19-24 Ocak’ta yapılan yeni ankete göre; Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, sosyal medya şirketlerinin Trump’ı yasaklaması konusunda anlaşmazlığa düşmüş durumda.

Demokratlar yasakları destekliyor, Cumhuriyetçiler karşı

Yaklaşık on Cumhuriyetçiden sekizi, sosyal medya şirketlerinin Trump’ın hesaplarını yasaklamasının yanlış olduğunu düşünüyor; Demokratların büyük çoğunluğu yasakları destekliyor.

Cumhuriyetçilerin ve Cumhuriyetçi eğilimli bağımsızların sadece yüzde 21’i, sosyal medya şirketlerinin Trump’ın hesaplarını yasaklama kararlarının yapılacak doğru şey olduğunu söylerken, yüzde 78’i yanlış olduğunu söylüyor. Buna karşılık, Demokratların ve Demokratların yanlılarının büyük çoğunluğu (yüzde 89) bu yasakların yapılacak doğru şey olduğunu söylüyor. Demokratların yalnızca yüzde 11’i, sosyal medya şirketlerinin Trump’ın hesaplarını yasaklamasının yanlış bir karar olduğunu düşünüyor.

Işınsu Kaygusuz

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.