Işınsu Kaygusuz, Author at The Anatolia Post - Dünya'dan Güncel Haberler

28 Ocak 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a Öğle Vakti 12:13
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Işınsu Kaygusuz

Işınsu Kaygusuz

18 Ocak 2022 Salı

ABD’de Türkiye adına gurur verici bir tablo: Diyanet Center of America

ABD’de Türkiye adına gurur verici bir tablo: Diyanet Center of America
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Maryland eyaletindeki Diyanet Center of Amerika, ziyaretçilerine Türkiye’den esintiler yaşatıyor.

ABD’nin Maryland eyaletindeki Diyanet Center of America (DCA) Cami ve Külliyesi açıldığı 2016 yılından bu yana ABD’deki Müslüman cemaati kucaklıyor. Cami vakit namazları ve Cuma Namazlarında dolup taşıyor. Külliye ise 7 gün 24 saat hizmet veriyor.

İki minareli, geniş avlulu, ihtişamlı camisi, büyük bahçesi, sosyal tesisi, kültür merkezi, misafirhanesi, Türkevleri, ve tabiki Türk hamamıyla merkez, açıldığı 2016’dan bu yana Müslüman toplumun olduğu kadar diğer topluluklardan da ilgi görüyor.

alanya escort escort alanya alanya escort bayan

DCA Cami mimarisiyle Türkiye’yi anımsatıyor. Caminin avlusunda kendinizi Türkiye’deymiş gibi hissedebilirsiniz.

DCA sadece bir ibadethane değil…

DCA’daki hediyelik eşya dükkanı günün hemen hemen her saati hareketli.

Bünyesindeki sosyal tesis, restoran ve hediyelik eşya dükkanıyla da sürekli yaşayan, herkesi kucaklayan bir merkez.

Kış Değerler Eğitimi Kampında öğrenciler bazı dersleri cami içinde görüyor. Kampa katılan kız öğrencilerin dersinden…

ABD’nin ilk Türk İslam merkezi olma özelliği de bulunan merkezi öğrenciler için düzenlenen Kış Değerler Eğitimi Kampı vesilesiyle The Anatolia Post olarak biz de ziyaret ettik. Ziyaretimiz bizde de küçük bir Türkiye turu yapmışız hissi uyandırdı.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi ve Külliye’de görevlerine aşkla bağlı ekip bu nadide merkezi evleri gibi sahiplenmiş. DCA Cami İmam Hatib-i Çelebi ile hem bu eşsiz ibadethaneyi, hem de Külliye genelinde yapılan faaliyetleri konuştuk.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi.

-DCA’da sürekli devam eden eğitim programları var mı? Bilgi verir misiniz?

DCA’da öncelikle Kur’an odaklı bir Kuran Kursu ve hafızlık eğitimimiz var. Bununla beraber hafta sonları gerek millet varlığımız olan vatandaşlarımızın evlatlarına gerekse burada yaşayan diğer din kardeşlerimizin çocuklarına yönelik İslami eğitim veriyoruz. Yazları ise summer camp ile bu eğitime devam ediyoruz.

DCA’nın yaz ve kış aylarında olmak üzere yılda iki kez düzenlenen Değerler Eğitimi Kampları çeşitli eyaletlerden gençler tarafından büyük ilgi görüyor.

Ayrıca Diyanet Amerika Merkezimizin artık bir klasiği haline gelmiş olan sömestr ve yaz dönemlerinde olmak üzere senede iki defa değerler eğitimi kamplarımız oluyor ve bu eğitime Amerika’nın birçok eyaletinden öğrencilerimiz geliyor. Zaten bir defa gelen yaşı tutana kadar gelmeye devam ediyor. Yaşı dolduktan sonrada onlardan belletmen olarak yararlanıyoruz. Böylelikle yeni öğrencilerimize de rol model olmuş oluyorlar.

Kış Değerler Eğitimi Kampı’na katılan öğrencilerin sertifika töreninden…

-Hafız yetiştirme programından söz eder misiniz?

DCA açıldığından bugüne kadar devam eden bir programımız. Öğrencilerimiz gündüzlü olarak aileleri tarafından kursa getirilip götürülüyor. Hafızlık eğitimimiz ülkemizdeki gibi maalesef şuan yatılı değil ama ileriye dönük böyle bir projemiz var.

Kampa katılan erkek öğrencilerin dersinden…

Şuana kadar 20 civarı hafız mezun ettik. Mezunlarımız içerisinde Türk öğrencilerimizin de olmasını çok arzu ediyoruz.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi, Değerler Eğitimi Kampında bazı dersleri öğrencilere cami içinde uygulamalı anlattı.

-Bunun dışında yıl içinde ne gibi faaliyet, seminer ve programlar oluyor? 

Külliyemiz birçok açıdan her türlü faaliyetin yapılmasına elverişli olarak inşaa edilmiş. Daha önce belirttiğim gibi kültür merkezimizde büyük bir audotoriuma sahibiz. Burada gerek ülkemizden gerekse Amerika’dan bir çok değerli konuşmacıları davet ediyor çeşitli seminerler veriyoruz. Burada yaşayan sanatla ilgili olan arkadaşlarımızla kurduğumuz ekiple dini musiki konserleri veriyoruz.

Hatta 2021 yılının Yunus Emre yılı olması hasebiyle bu yılın son haftası Yunus Emre ilahilerinden oluşan bir konser verdik.  Bizim dışımızda burada yaşayan bazı gruplarda bir takım seminer ve toplantılarını merkezimizde düzenliyorlar. Onun için nerdeyse yıl boyu burada yoğun bir şekilde programlar düzenleniyor.    

ÜLKEMİZ ADINA GURUR VERİCİ BİR TABLO

-Açıldığından bu yana hatırı sayılır bir cemaat oluştuğunu görüyorum. ABD’de her toplumdan Müslüman kardeşlerimizi kucaklamış bir külliye var karşımızda. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz? 

Burası hakkında sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi sadece millet varlığımız için değil burada yaşayan din kardeşlerimiz içinde yapılmış bir eserdir. Biz burada fark gözetmeksizin bütün din kardeşlerimizi kuşatıcı bir hizmet vermeye çalışıyoruz.

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi.

Onlarda buraya aidiyet duygusu içinde gönül rahatlığı ile gelip her türlü ibadet ve organizasyonlarını yapabiliyorlar. Ayrıca bir çok faaliyetimizi ortaklaşa yapıyoruz. Dünyanın dört bir yanından buraya gelmiş kardeşlerimizi Cuma ve Bayram namazlarında aynı safta gördüğünüzde ülkemiz adına çok gurur verici bir tablo ile karşılaşıyorsunuz. Buna ne kadar şükretsek azdır.

Cami, vakit namazlarında hatırı sayılır bir cemaate hizmet veriyor. Cuma Namazları ise Bayram Namazı tadında geçiyor.

-Diğer Müslüman toplumlardan külliye hakkında nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Bir kere herkesin ortak fikri buranın Amerika’nın en güzel Cami ve külliyesi olduğudur. Bizim kadim mimarimizi ve estetiğimizi yansıttığı için hayranlıkla bakıyorlar. Burası aynı zamanda ülkemizin tanıtımı açısından çok güzel bir mekan. Burayı ziyaret edip benim mutlaka Türkiye’yi de görmem gerekiyor diyen ziyaretçilerle karşılaştım ve içlerinden yakın tanıştıklarım ülkemize gidip ziyaret ettiler. Burada camimizde nikah ve mühtedi merasimleri de yapıyoruz. Özellikle nikahlarını bu güzel mabedde yapmak isteyen çok insanlar var. Onlarda bu özel günlerinde burayı şahit tutarak dünya evine girmek istiyorlar.

Cami, vakit namazlarında hatırı sayılır bir cemaate hizmet veriyor. Cuma Namazları ise Bayram Namazı tadında geçiyor.

-Peki diğer toplumlardan merak edenler, “içeride ne var acaba” diyerek gelenler, gezmek isteyenler oluyor mu? 

Tabi ki burası herkese açık bir mekan. Yabancı turistlerden bile gezi rehberine burayıda ekleyip ziyarete gelen çok insanlar var. Özellikle yazları bu sayı artıyor. Biz onlara rehberlik hizmeti de veriyoruz. Rehber eşliğinde ziyaretlerini gerçekleştiriyorlar. Ayrıca zaman zaman açık kapı günleri gibi çevrede yaşayan komşularımızıda külliyemize davet ediyoruz. Onlarla iyi komşuluk ilişkileri içerisinde dinimizi ve kültürümüzü tanımalarına  imkan sağlıyoruz.  

DCA Camii İmam Hatib-i Nurullah Çelebi.

-İslamın terörle özdeşleştirildiği bir dönemde, aslında tüm bu haksızlıklara karşı yanıt oldu bu merkez. Sizin bu konudaki görüşleriniz nedir? Gerçekten, bu merkezi gören insanların kafalarındaki İslamofobi siliniyor mu? Sizin bu konudaki fikirleriniz, aldığınız dönüşler nasıl? 

Maalesef bir algı dünyasında yaşıyoruz. İnsanlar önyargılarına yenik düşebiliyorlar. Bu eser bunlara verilen en güzel cevap. Dinimizi medeniyetimizi ve İslam’ın hoşgörüsünü buraya geldiklerinde görüyorlar. Mesela birkaç defa rastladığım insanlar buradan geçerken külliyemize merak ederek uğruyorlar. Burası hakkında çok güzel duygularla buradan ayrılıyorlar. Onun için herkesin hiç çekinmeden gönül rahatlığı ile gelebileceği bir mekan burası.

-Burayı görüp etkilenip, İslamiyeti araştıranlar oluyor mu? 

Evet bazı komşularımız islamiyet hakkında zaman zaman gelip bize soru soruyorlar. Üniversitelerden veya liselerden gruplar halinde öğrenciler gelip islamiyet hakkında merak ettikleri soruları soruyorlar. Inşallah hidayetlerine vesile oluruz.

-Kışın ve yazın belirli dönemlerinde Külliye’de organize edilen Değerler Eğitimi Kampı hakkında bilgi verir misiniz? Kaç öğrenci eğitim görüyor. Neler öğreniyorlar. Burada amaçlanan şey nedir?

Değerler eğitimi diğer programlarımızdan çok farklı zira Amerika’nın birçok eyaletinden öğrencilerimiz geliyor ve burada yazın iki kışın bir hafta yatılı olarak kalıyorlar. Dini eğitimin yanında diğer alanlarda da eğitim alıyorlar. Günümüz dünyasında çocuklarımızı ve gençlerimizi yıkıcı akımlardan ve her türlü bağımlılıktan korumak, geleceğimizin umudu olan yavrularımızın kimlik ve kişiliklerini bu eğitimle inşa etmeye çalışıyoruz.

Kampa katılan kız öğrencilerin dersinden…

Çocuklar tüm gün zamanlarını planlı bir şekilde geçiriyorlar. İbadet  vakitlerinden uyku ve ders vakitlerine kadar bir programa göre hareket ediyorlar. Bu dönem 18 erkek 33 kız öğrencimiz oldu. Her dönem bu sayı daha da artıyor.  Elhamdülillah…

Öğrencilerden bazıları, serbest zamanlarında kitap okuma ve spor dışında arkadaşlarıyla özel becerilerini paylaşma imkanı da buldu.

-Kış Değerler Eğitimi Kampı sona erdi. Alanlarında uzman kaç eğitimci ders verdi? Öğrenciler dersler dışında hangi seminer ve programları izleme şansına sahip oldu? 

Kuran Meal ve Tefsir, Temel Dini Bilgiler, Peygamberler Tarihi ve Osmanlıca dersleri konusunda üç erkek ve üç bayan hocamız var. Bununla birlikte Türk kültürü ve Türkçe konusunda bir öğretmen arkadaşımız var. Öğrencilerimizi öğleden sonra seminerlere alıyoruz. Burada alanında uzman hocalarımız külliyemize gelerek onlara sunumlar yapıyorlar. Derslerin dışında geziler, müze ziyaretleri ve çeşitli spor aktiviteleri yapıyoruz. Onlarda öğrencilerimizin birbirleriyle kaynaşmalarına ve unutamayacakları bir zaman geçirmelerine vesile oluyor.   

Kampın son gününde öğrenciler için piknik düzenlendi.

“İFTİHAR EDECEKLERİ BİR ESER”

Amerika’ya gelen ve burada yaşayan herkesi külliyemize davet ediyorum. Gelip gördüklerinde iftihar edecekleri bir eser onları karşılayacak. Başta devletimizin başı sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçenlerden Rabbim ebeden  razı olsun. Bizleri de böyle bir eserde hizmet etme bahtiyarlığına kavuşturduğu için  Rabbimize sonsuz şükürler olsun.

DCA Cami ve Külliye’nin bulunduğu cadde.

BÖYLE BİR TESİS AMERİKA’DA YOK

-Son olarak Diyanet Center of America hakkında genel bilgi verir misiniz?

Daha önce DCA’nin alanında küçük bir camimiz varmış. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülke insanımızın Amerika’daki Müslüman kardeşlerimize bir hediyesi olarak bu külliye 2016 yılında yaptırılarak açılmış ve hizmet etmeye devam ediyor. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki böyle bir tesis Amerika’da yok.

Külliye içinde yer alan restoran pazartesi ve salı günleri hariç sabah 10’dan akşam 6’ya kadar hizmet veriyor. Çevre eyaletlerden de restorana ilgi büyük.

Bütün faaliyet alanlarıyla da dünyada belki birkaç tane benzeri vardır. Külliyemiz başta camimiz olmak üzere kütüphane, içinde toplantı ve konferans salonlarının bulunduğu kültür merkezi, restoran, çay ocağı, misafirhaneleri, hamamı, bakkal ve gift shopu ile beraber benzersiz bir tesis.

Külliye bünyesindeki kültür merkezi.

Bu vesile ile bu tesisin bugüne gelmesine katkı sağlayan ahirete göçmüş olanlara Mevla’dan rahmet hayatta olanlara da sıhhat afiyet diliyorum.    

Külliye içinde misafirhane olarak hizmet veren, Türk mimarisini yansıtan 20’ye yakın Türkevi var.
DCA Cami İmam Hatib-i Nurullah Çelebi kimdir?
Nurullah Çelebi aslen Samsunlu. Hafızlık dahil tüm eğitim hayatını İstanbul’da geçiren Çelebi daha sonra İstanbul’da Üsküdar Şakirin Camii ve Gülnüş Valide (Yeni Valide) Camilerinde görev yaptı. Çelebi yaklaşık 2 yıldır da Diyanet Center of America’da DCA Camii İmam Hatib-i olarak görev yapıyor.   

Devamını Oku

GastroShow New York’ta Türklere Türk yemeklerini tanıttı!

GastroShow New York’ta Türklere Türk yemeklerini tanıttı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GastroShow New York’ta Türkevi’nde yapıldı. Her ne kadar adında geçen “Show” kelimesinin içi doldurulamasa da biz Türk mutfağının ne kadar zengin olduğunu zaten biliyoruz. “Biz” biliyoruz da mesela bir Amerikalı bizim kadar bilmiyor olabilir. Zaten New York’taki bu gösteri Türk yemeklerinin yabancı dostlarımıza tanıtımı için yapılmadı mı?

Yetkili birkaç isme aynen sordum; ABD’de isim yapmış ünlü gurmeler, Michelin yıldızlı şefler nerede?

Yanıt yok…

Kim ne yapıyor belli değil.

Soru sormak için muhatap alabileceğiniz kimse yok.

Organizasyonu düzenleyen Gastronomi Turizmi Derneği’nin basınla ilişkilerini sağlayan kişiyi de bulamadım. Ya da onun mu davet edilen basın mensuplarıyla ilgilenmesi gerekiyordu; karıştırmış olabilirim tabi. Belki de derneğin bir basın birimi yok. Olabilir, ona bir şey diyemem ama şunun şurasında zaten kaç basın mensubu vardı ki orada… Dernek yetkililerinden biri de yapabilirdi bu işi.

Şovun yapıldığı alanda başkonsolosluk çalışanları yardım etmese oturacak yer dahi yoktu. Tüm yerler ‘davetlilere’ ayrılmış. Davetsiz davetli bir basın mensubu olarak notlarımı alıp ayrıldım.

Ben alandan ayrılırken Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin konuşmasını bitirmiş, Dr. Ender Saraç yeni konuşmaya başlamıştı. Yemek servisi başlamasaydı daha kalır, dinler, Sayın Saraç’ın anlattıklarını sizlerle paylaşırdım ama sitem ettiğim için bana zorla yer verilen o yerde kalıp, ikram edilen yemeklerin tadına bakıp, deneyim yazacak değildim. Bu, ayakta çalışan ve arada oturacak sandalye bile verilmeyen diğer basın mensubu arkadaşlara da ayıp olurdu.

Zaten organizasyonu yapanlar da gösteriyi halka tam olarak anlatmamızı isteselerdi eğer, basın mensuplarına da masada yer verirlerdi sanırım.

Her neyse…

Bu tarz yurt dışı organizasyonlarda eğer tanıtım yapılıyorsa tanıtımın yapılacağı kişiler iyi seçilmeli.

Mesela daha fazla yabancı basın, alanında isim yapmış kişiler vs. vs., davetli listesinde olabilir…

Bunları teker teker yazmanın faydası var mı bilemiyorum.

Çünkü Türkiye’den ABD’ye bir şeyler tanıtmaya gelenlerin ya da bırakın Türkiye’den gelmeyi ABD’de yerleşik Türklerin yaptığı organizasyonlardaki en büyük eksiklik “Çalanın da oynayanın da yine biz Türklerden oluşması”…

E hani kendimizi tanıtıyorduk. O başka zaman…

İşte, GastroShow’da gözlemlediğim de tam olarak buydu.

70 “seçkin” konuk arasında iki bilemedin üç Amerikalı davetli vardı. Tanıtım kime yapıldı? Mutfağının zengin olduğunu bilmeyen (!) biz Türklere mi? Amerikalı dostlarımıza mı? Kim kime dumduma tabiri işte tam da buraya göre…

Bu tarz şovlara, fuarlara, festivallere Türkler davet edilmesin demiyorum ama bizim yurt dışında Türkleri ve Türkiye’yi tanıtmaya daha fazla ihtiyacımız var.

Diğer türlü, yurt dışında yapılan Türk günlerinin ya da festivallerin Türkiye’ye de Türk insanına da faydası olmuyor ne yazıkki.

Amerika’da Türklerden, daha organize organizasyonlar görebilme umuduyla…

Işınsu Kaygusuz

Devamını Oku

Mimarlar Odası habercilikte ‘hakikati’ PKK kanalında buldu!

Mimarlar Odası habercilikte ‘hakikati’ PKK kanalında buldu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gece gece yazmayım dedim ama bu açıklamayı izleyip de iki satır karalamadan geçmek istemedim. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan hanımefendi, PKK’nın kanalı Jin TV’ye verdikleri ‘Uluslararası Televizyon Haberciliği’ ödülüne de candan bir savunma yapmış. Hanımefendinin katıldığı tv programının kaydından kısa bir bölüm izledim. Candan Hanım, oda olarak PKK yandaşı kanala verdikleri ödülü öyle candan savunuyor ki; sanki dünyada başka hiçbir kanal kalmamış ve gerçek habercilik sadece Jin TV’de yapılıyor sanırsınız. “Biz bu basın ödüllerini gazetecilikte ısrar eden gazetelere veriyoruz. Yani habercilikte gerçekten o hakikati arayanlara veriyoruz” diyor candan candan… Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Terör örgütü yandaşı bir kanala ödül ver ve verdiğin o ödülü “habercilikte hakikati arayanlara veriyoruz” sözleriyle savun. Ödül vermek için bu “gerçekçi”  yaklaşımlarından ötürü tebrik ediyoruz kendilerini. Ama keşke gerçekten söyledikleri gibi “hakikati arayanlara” verselerdi bu basın ödülünü. On binlerce masumun kanına giren terör örgütü yandaşı PKK kanalına değil.

Mimarlar Odası’na göre demek ki Türkiye’de ve dünyada gerçeği arayan tek bir haber kanalı kalmamış ‘Uluslararası Televizyon Haberciliği’ ödülünü alacak… Teröre destek olmanın da bahanesi bu olsa gerek: “Gazetecilikte ısrar eden gazetelere ödül veriyoruz”…

Yazık ki ne yazık…

Zaten Mimarlar Odası’nın “basın” ödülü dağıtması da ayrı bir konu. Sanki, teröre çanak tutmak için özellikle yapılmış bir organizasyon…

Candan Hanım’ın ödülle ilgili savunması bir kenara ben bir de “İktidar çevrelerinin tetikçilerine vermiyoruz” sözüne takıldım.  Aslında bu cümleye karşılık sorulacak onlarca soru beynimi kemirdiği için yazdım bu yazıyı…  Hanımefendi bu cümleyi benim yanımda kursa bir sürü soru sorardım ama İsmail Küçükkaya sormayı tercih etmemiş. E, PKK’ya ödül vermek gibi bu soruları sormak da tercih meselesi tabi.

Terör örgütü PKK destekçisi kanala verdiği ödülü “Biz bu basın ödüllerini gazetecilikte ısrar eden gazetelere veriyoruz. Yani habercilikte gerçekten o hakikati arayanlara veriyoruz” sözüyle savunan birinden mantıklı bir cevap beklemezdim tabi ama sormadan da edemezdim.

Ne mi sorardım?

Mesela;

-İktidar çevrelerinin tetikçilerine ödül vermiyoruz” dediniz. Peki, PKK’nın tetikçilerine ödül vermeye nasıl karar verdiniz? Sizin bakış açınıza göre soracak olursak ödül yine bir yandaşa gitmiş olmuyor mu?

derdim.

Sonra;

-Ödül verdiğiniz Jin TV’nin hangi çevrenin tetikçisi olduğu apaçık değil mi?

diye sorardım.

Sonra;

-Terörü destekleyen bir kanal nasıl yansız, tarafsız ve doğru habercilik yapabilir. Ve siz nasıl oluyor da teröre çanak tutan bir kanala “Hakikati arayanlara ödül verdik” diyebiliyorsunuz? Hakikat size göre masumların öldürülmesi mi?

derdim.

Devamında;

-Sonuçta masumların kanına giren terörü desteklediği belli olan bir kanala ödül verdikten sonra bunu “hakikati arayanlara ödül verdik” kılıfıyla kapatmak içinizi sızlatmıyor mu?

Diye sorardım.

Ve,

-Yayınlarında terörü destekleyen bir kanal sizce “hangi tür gazetecilikte ısrar ediyor” olabilir ya da bu kanal “hangi tür bir hakikati arıyor” olabilir?

Derdim…

Hanımefendinin bu savunmasına karşılık soru kombinasyonları bitmez. Sayfalar dolusu soru çıkar.

Siz PKK’nın haber kanalını, terörü, terör yandaşını, candan biçimde savunmaya ve avanelerine mavi boncuk dağıtmaya devam edin. Hiç utanmadan; bu ülkenin bayrağı altında yapın bir de bunu. İçiniz sızlamadan; Mehmetçik, siz huzur içinde yaşayın diye terör örgütü PKK kurşunuyla can verirken yapın bunu.

Siz sözde ödüllerinizi terör yandaşlarına dağıtırken, PKK’nın kalleş saldırısında şehit olan Mehmetçiğin, öğretmenin ve on binlerce masumum yakınlarının ahı tutar sizi nasıl olsa…

Devamını Oku

Savunma sen de saldır!

Savunma sen de saldır!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Köşemi bu evsiz fotoğrafı ile yayınlamak istedim. Fotoğraf İngiltere’den. Köşemin konusu ise editöryal fotoğraf seçimi. Biliyorum, seçtiğim konu, başlık ve fotoğraf çok alakasız. Ama dünya medyasında yeni trend bu; haberlere alakasız fotoğraflar seçmek ve öyle servis etmek. Haber konusu vahim, seçilen fotoğraflar Türkiye’den ise tadından yenmez. Hele bir de aynı çerçevede “Vah vah Türkiye’nin haline bak” dedirten bir kare yakalandıysa yemede yanında yat.

Koskoca ajansın Kovid-19 kısıtlamalarının 1 Temmuz’dan itibaren esnetileceğini duyurduğu haberinde Türkiye için seçtiği fotoğraf dillere destan oldu. “Bir kepenk ve önünde kağıt toplayıcı”…

Dünyanın en büyük ajanslarından birinin, 769 bin 630 kilometre karelik içinde yüzbinlerce güzelliği barındıran Türkiye’yi anlattığı fotoğraf karesi bu; ‘kapalı kepenk ve kağıt toplayıcı genç’. Bunların kara zihniyetini zaten biliyoruz. Onca yazı yazsak ne olur, sokaklara çıkıp bağırsak, çağırsak ne olur… Harika bir algı yönetimi, tebrik ediyorum.

Türkiye’yi karalamayı görev edinen bir kısım dünya medyası benzer seçimleri başka haberlerde de yapmışlardı, hatırlayanlar vardır. New York Times geçen sene ABD’nin koronavirüse karşı aldığı uçuş yasağını Türkiye’nin fotoğrafını kullanarak servis etti. Oysa yasaklı ülkeler listesinde Türkiye’nin adı dahi yoktu.

Hemen ardından BBC, Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun eşi Sophie Gregoire Trudeau’nun Kovid-19 testinin pozitif çıktığı haberini anlamsız bir şekilde Türkiye fotoğrafıyla yayınladı. Kadın sanki koronavirüsü Türkiye’de kapmış gibi…

Bunlar Türkiye’yi, değersiz, kötü, göstermek, çirkinliklerin barındığı bir ülkeymiş havası yaratmak için yapılan algılar… Bu belli de, çıkıp uzun uzadıya açıklama yapmak tepki göstermek bir işe yaramıyor işte…

Bu fotoğraf karesi “Basın meslek örgütleri, gazeteciler ve Türk halkından büyük tepki toplamış”, haberlerde yazmışlar. Peki sonra… Sonrası her zamanki gibi işte; 2 gün sonra unutulur.

Oysa bizim medya organlarımız böyle bir fotoğraf seçimi yapmayı akıllarına bile getirmez. Mesela, İngiltere’de Kovitle ilgili bir haberde, benim yukarıda yaptığım gibi evsiz, sokakta yatan İngilizlerin fotoğrafını servis etmez. Bunu ne hükümete yakın medyada görebilirsiniz ne de muhalif medyada… Hani o çok laf ettikleri medyamızın dünya haberlerinde böyle algıları yaptığına ben hiç rastlamadım.

Ama madem bu kadar eleştirildi, o halde gelin hep birlikte aynısını biz de yapalım. Aynı sidik yarıştırır gibi; nasıl muamele görüyorsak aynı muameleyi biz uygulayalım. Algıysa algı… Bizim de ajansımız yok mu? Ya da dünyada takip edilen büyük gazetelerimiz?

Biz işte böyle tepki gösterip savunmada kaldıkça bu sistem değişmeyecek. Yani kısaca “Savunma sen de saldır” en iyi taktik bu.

****

Konu algıdan açılınca basının ve sosyal medyanın aslında ne kadar güçlü olduğunu ‘olumlu’ yanıyla görebileceğimiz başka bir haber var ABD’den. Siyahi George Floyd’un ölümüne neden olan polis memuru Derek Chauvin, 22 yıl 6 ay ceza aldı. Bunu duyduğumda ilk aklıma gelen basın ve sosyal medyanın gücü oldu. Floyd’un, polisin dizi altında öldüğü görüntülerin sosyal medyada jet hızıyla yayılması, bu acı olayın olduğu 25 Mayıs 2020’den bu yana basın ve medyanın hemen her gün bir Floyd haberi yayınlaması bana göre kararı büyük oranda etkiledi. Oysa ABD’de polisin neden olduğu benzer onlarca ölüm var. Aynı etkiyi o davalarda göremiyoruz.

Benim ilk aklıma gelen olaylardan biri de geçen yıl eylül ayında Dijon Kizzee adlı bir siyahinin yine polis tarafından öldürülmesi… Kizzee’nin Los Angeles’ta kanunsuz bir şekilde bisiklet sürdüğü iddiasıyla durdurulmak istendikten sonra bisikletini bırakıp kaçtığı ileri sürüldü ve polis tarafından vurularak öldürüldü.

Amerikalı savcılar, Kizzee davası için geçen ay George Floyd cinayeti davasını emsal göstererek hakimden ağırlaştırıcı faktörleri değerlendirmesini istedi ve daha büyük bir ceza talep etti. Basının ABD’de çok da üzerinde durmadığı bir dava… Floyd gibi haberlerde sıkça yer almadı. Ama Kizzee’nin ölümüne neden olan polis Floyd davasındaki kararla az bir cezayla kurtulamayacak gibi görünüyor.

Şu aşağıda paylaştığım haberi okumanızı ve videoyu izlemenizi istiyorum. Burada da polis gözaltına almak isterken aynı Floyd gibi bir gencin ölümüne neden oluyor. İzlerken insanın kanı donuyor. Bu olayda da polisin ne ceza alacağı muamma. Chauvin kadar ceza alır mı bilemeyiz.

Dedim ya, ABD’de polis şiddeti ile ilgili onlarca örnek var. Ama Floyd davasında olduğu gibi gündemden düşmeyen olaylarda cezalar ne kadar caydırıcıymış gibi görünse de ABD’deki polis şiddeti biter mi işte buna inanmak çok güç. Zira basının ilgi göstermediği davalarda caydırıcı olabilecek kararları görmek pek de mümkün olmuyor.

Işınsu KAYGUSUZ

Devamını Oku

Aydın-lık masken, sen hep karanlıktasın

Aydın-lık masken, sen hep karanlıktasın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kendini aydın sanan zavallı, halktan kopuk, kendini milletinden üstün gören sen, evet sen! Söylesene sen nerenin aydınısın!

Bir milletin tarihine, değerlerine, kültürüne, yaşayış tarzına burun kıvıran, yıllarca dalga geçen, hala da dalga geçmekten vazgeçmeyen, küçümseyen, memleketini hep aşağıda gören, saçma sapan bahaneler, yalanlar uydurarak koskoca bir ülkenin gerçek tarihini inkar eden, inkar etmekle kalmayıp milleti de yıllardır yalanlarla uyutmaya çalışan sen;

Evet SEN! Söylesene sen hangi ülkenin aydınısın!

“Aydın”, “aydınlık” kelimeleri dahi utandı senin şerrinden!

Sen hep karanlıktasın, ay-dın-lık senin masken. Karanlığının da çukurundasın.

Fikrin çamur. Ağzından dökülen irin. Kağıdına “fikrim” diye akıttığın mürekkep masumun kanı; sen iyi bilirsin.

Sen… Sen, bile bile can alana yalaka, vatana siper olup can verene alenen düşmansın. 37 yıldır da düşmandın.

Eskiden hücre evinde olana arkadaştın şimdi mecliste olan “o hainlere” kardeş. 37 yılda 30 bin masumun kanına giren kalleşe kardeş.

İte, köpeğe dost. Merhamet ettiğin leş yiyicilerle aynı masadasın. Hayalinle böldün, fikrinle parçaladın, doymadın; kanlı eylemlere çanak tuttun, vazgeçmedin.

Mehmedime, şehidime, oturduğun yerden dil uzattın, yetmedi.  

Orada, şehit evladının ardından gözyaşı dökene uzak, döktüğü masum kanlarda boğulası teröriste yakın. İşte, sen böyle bir KARANLIK-SIN. Sen mi aydınsın?

Çocuk katili, kan bağımlısı, hain, alçak, aşağılıktan da aşağılık PKK terör örgütünün vahşetini dahi görmezden gelen “PKK yaptı” diyemeyen sen, sen mi aydınsın? Sen mi, ülkesini seven, milletini düşünen aydınlıkçısın?

Sen kendini aydın sanan zavallı; o meclisteki siyasi dostların, kardeşlerinle ne güzel anlaşırsın. Aynı telden, aynı dilden muhalif… Sizin yol arkadaşlığınızdan, leş yiyiciliğinizden halk usandı. Bıktı.

Harfler dahi bir araya getirdiğiniz, kurduğunuz cümlelere ağladı.

Ya sen, kendini aydın sanan zavallı siyasi figüran… Sana ne demeli. Sözde aydın siyasetçi, müthiş zeka, süper muhalif tayfa, karanlığın ta kendisi sen! Evet sen! Bu olan bitene rağmen bir güzel kurulduğun o masanda açıklama yaparken “Kahrolsun PKK” dahi diyemeyecek kadar satılıksın, anladık.

Peki söylesene sen hangi ülkenin hizmetkarı politikacısın, hangi ülkenin aydın siyasetçisisin? Neye hizmet edersin.

Karanlık ellerin, hangi cephelerin hendeğinde geziyor gördük. Hangi boğazları besliyor zaten biliyoruz. Adiliğinin fotoğrafını çektin yine dün!

Sen diyemedin ama yüzbinler dedi şehitlerin ardından haykıra haykıra. “ŞEHİTLER ÖLMEZ”, Kahrolsun PKK, Kahrolsun “Kahrolsun PKK” diyemeyenler…

Işınsu Kaygusuz

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

ankara escort