16 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Merve Adıgüzel

Merve Adıgüzel

09 Nisan 2021 Cuma

3 soruda kurallı-serbest oyun karşılaştırması

3 soruda kurallı-serbest oyun karşılaştırması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yapılandırılmamış oyun-oyuncak ne demektir?

Yapılandırılmamış oyun belli bir kurala bağlı olmayan, sınırları önceden belirlenmemiş, tüm senaryonun çocuk tarafından oluşturulduğu ve belli bir hedefin konmadığı oyundur.

Yapılandırılmamış oyuncak, bu tür oyunlarda kullanılabilen, doğal materyallerden elde edilen oyuncaktır. Su, kum, sopa, toprak gibi pek çok amaca hizmet edebilecek, çocuğun yaratıcılığıyla şekillenebilecek malzemelerdir.

  • Yapılandırılmamış oyun-oyuncak neden çocuğun gelişimi için önemlidir?
  • Yaratıcılık

Yapılandırılmamış oyun ve oyuncaklar, öncelikle çocuğun yaratıcılığının gelişmesine büyük ölçüde katkı sağlar. Örneğin parktaki bir kaydırakta çocuğun yaratıcılığını kullanarak ortaya koyabileceği fazla bir oyun çeşitliliği yoktur. Kaydıraktan düz veya tersten kayabilir, kaydırağın üzerinde yürümeyi deneyebilir veya bir arkadaşıyla arka arkaya kayabilir. Aynı şekilde uzaktan kumandalı bir arabayı kumandasıyla yönlendirmekten veya elle yerde sürmekten başka bir şey yapması mümkün değildir. Öte yandan su ve toprakla oynanan bir oyunda çocuk, elde ettiği çamurla yemek veya deney yaptığını hayal edebilir. Kaleler inşa edebilir veya çukurlar kazabilir.

  • Sosyal Beceriler

Yapılandırılmamış oyun ve oyuncakların bir diğer faydası, çocukların problem çözme becerisine fazlasıyla katkıda bulunmasıdır. Önceki yıllarda sokakta oynama şansı bulmuş çocuklar, bu tip sosyal becerileri geliştirebilecekleri zengin bir alana sahiptiler. Ancak bu çağın çocukları her bir detayı yetişkinler tarafından düşünülmüş, yapay alanlara hapsolmuş durumdadırlar. Bu ortama bağlı sınırları yok edilirse, sosyal gelişime de o ölçüde katkı sağlanmış olur.

  • Zihinsel Beceriler

Doğal ortamlar ve sınırları belirlenmemiş oyunlar çocukların bilişsel pek çok becerisinin gelişimine katkı sağlar. Dil, düşünme, mekânsal akıl yürütme bu bilişsel alanlardan bazılarıdır. Nörobilim alanında yapılan araştırmalar bu bilgileri desteklemektedir. Kanada’da yapılan araştırmalar, yapılandırılmamış oyun oynayan zihnin daha esnek ve değişime daha açık olduğunu, Minnesota Üniversitesi’nde yapılan bir başka çalışma ise serbest oyunun kurallı oyuna kıyasla beyin gelişimini daha çok desteklediğini ortaya koymuştur.

  • Duygusal Gelişim

Oyun çocuğun duygusal sağaltımını yapabileceği, sembolik olarak yetişkinler tarafından onaylanmayacak duygularını dahi ifade edebileceği bir araçtır. Çocuklar oynayarak rahatlar ve sakinleşir. Amerika’da yapılan bir araştırmada uzmanlar, 15 dakika boyunca oyun oynayan ve yine aynı süre hikâye dinleyen 2 grup çocuğun kaygı düzeyleri arasında ciddi bir fark olduğunu kanıtlamıştır. Oyun oynayan çocukların kaygı düzeyi, hikâye dinleyen çocuklara kıyasla 2 kat daha düşüktür.

Öte yandan anne-babanın çocuklarıyla aralarında köprü kurabilmeleri ve iletişim ağını açık tutabilmeleri için mükemmel bir araçtır. Çocuğun dili oyundur ve anne-baba çocuğun dilinden konuşmaya başladığında, onunla oyun oynayıp keyif aldığında çocuğun ebeveynleriyle arasında güçlü bir bağ oluşur. Bir de bu serbest oyun olursa çocuk tüm duygularını içinden geldiği gibi ifade edebilir ve duygularının anne-babası tarafından kabul gördüğüne şahit olur. Çevresine veya kendisine zarar vermediği sürece çocuğun oyunu sınırlandırılmamalıdır.

  • Yapılandırılmamış-doğal oyuncaklar nelerdir?

“Doğa”da bulunan maddeleri düşündüğümüzde “doğal” oyuncakları da bulmuş oluruz. Toprak, kil, çamur, su, sopa, taş, kum, yaprak gibi maddeler en doğal ve şekillendirilebilir olanlardır. Bunların yanı sıra dönüştürülebilen maddeler de yaratıcılığa katkı sağlar. Pet şişe kapakları, karton kutular, ip, şişe, poşet, ambalaj paketleri, kullanılmış kâğıt, içecek kutusu, kullanılmayan kumaş parçaları, tuvalet kâğıdı ruloları gibi materyalleri harmanlayarak pek çok şey elde etmek mümkündür.

Merve Adıgüzel

Uzman Psikolog/Aile Danışmanı

Devamını Oku

“Eyvah! Çocuğum yalan söylüyor!”

“Eyvah! Çocuğum yalan söylüyor!”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bundan emin misiniz? Çocukların gerçeklik algılarının 6 yaşından önce tam olarak gelişmediğini biliyor musunuz? Peki gerçeklik algılarının tam gelişmediği bu dönemde yaratıcılıklarının ve hayal güçlerinin etkisiyle olayları, durumları süsleyerek ve eklemeler yaparak anlatabildiklerini? Çocukların bazen sadece dikkat çekebilmek için yalan söylediğini de unutmayalım. Yani çocukların yalan söylediğini düşünmeden önce bu noktaları değerlendirmek gerekir. Çocuklar arkadaşları arasında kabul görmek, çevresindekileri etkilemek, gerçekleşmesini çok istedikleri bir şeyi gerçekleşmiş gibi anlatarak mutlu hissetmek için gerçekten de yalana başvurabilirler.

Peki ne yapmalıyız? İşte cevaplar;

  • Çocuğu “yalancı” olarak itham etmekten kaçının,
  • Kime, hangi koşullarda, ne sıklıkla yalan söylediğine dikkat edin. Yalanın nedenini ve buna göre çözümünü bulun,
  • Cezalandırıcı, mükemmeliyetçi veya baskıcı anne-baba tutumu da çocuğu yalana iter. Çocuğunuz her koşulda, her türlü durumu sizinle konuşabileceğini bilmelidir. Hata yaptığında cezalandırılmayacağını ona hissettirin,
  • Çocuklar taklit yoluyla öğrenir. Anne-babanın söylediklerini değil, yaptıklarını yapar. Asla çocuğunuzun yanında yalan söylemeyin,
  • Suçlayıcı ve yargılayıcı olmayın. Çocuğunuz kendisini anne-babasına karşı koruması gerekiyormuş gibi hissetmemelidir,
  • Çocuğunuzun karşılayamayacağı ve onda kaygı yaratabilecek düzeyde büyük beklentileriniz olmasın. Anne-babayı hayal kırıklığına uğratma endişesi de çocukların yalana başvurmasına neden olur,
  • Gereken durumlarda çocuğunuza yalanın güven duygusu ve ilişkiler üzerindeki etkisinden bahsedin,
  • Çocuğunuzu asla başka çocuklarla kıyaslamayın,
  • Kurallarınızı, çocuğunuzdan beklediklerinizi ve isteklerinizi net bir şekilde dile getirin. Söylediklerinizde tutarlı olun,
  • Yüzme kursuna gitmek istemeyen çocuğunuz ısrarlarınız sonucunda “Karnım ağrıyor.”, “Midem bulanıyor.”, “Hastayım.” gibi şeyler söyleyerek yalana başvurabilir. Çocuğunuzu yapmak istemediği şeyler için zorlamayın. Düşüncelerini önemseyin ve saygı duyun,
  • 6 yaşından itibaren çocuk gerçekle hayali, yanlışla doğruyu birbirinden ayırabilmeye başlar. Buna rağmen çocuğunuz halen sıklıkla yalana başvuruyorsa, bir uzman desteği almanız faydalı olacaktır.

Merve Adıgüzel

Uzman Psikolog/Aile Danışmanı

Devamını Oku

Anaokulu çocuklarında hazzı erteleme becerisinin önemi

Anaokulu çocuklarında hazzı erteleme becerisinin önemi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2-6 yaş döneminde çocuklar ince-kaba motor, sosyal, duygusal ve fiziksel olmak üzere pek çok açıdan gelişim gösterirler. 2 yaşında, karşımızda grup oyunu oynayamayan, ince motor aktivite gerektiren hareketleri istediği gibi yapamayan, “hayır” kelimesini istediği herhangi bir şey için cevap olarak kabul etmeyen bir çocuk görürüz. 5-6 yaş dönemine gelindiğinde kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen, muhakeme becerisi gelişmiş, sosyal ve aktif bir bireyle karşılaşırız. Bu becerilerin yanında gelişmesi gereken önemli bir özellik daha vardır ki; bu özelliğin önemi son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır: hazzı erteleme becerisi.

Özellikle 2-4 yaş arası dönemde çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden istedikleri herhangi bir şeyi elde etme noktasında beklemek, sabretmek, hazzı ertelemek oldukça zordur. “15 dakika sonra evden çıkacağız” veya “1 saate evde olurum” gibi açıklamak onlar için bir şey ifade etmeyecektir. Ancak çocuğun yaşına uygun açıklamalar yapmak ve bekleyecekleri zamanı onlar adına somutlaştırmak bu konuda size yardımcı olacaktır. Örneğin; “Yemeğini bitirip ödevini yaptıktan sonra parka gideceğiz” gibi.

Hazzı erteleme becerisinin önemi son yıllarda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Çocukların bu beceriyi beklenen düzeyde kazanamamalarının en önemli nedenleri teknoloji, teknolojinin ortaya çıkmasıyla birlikte gelen sınırsız sosyal etkileşim, çocukların istediklerinin hemen yerine getiriliyor olması, çocukların monoton işlerden uzak tutulması ve çok sayıda eğlence araçlarının olmasıdır.

HAZZI ERTELEME BECERİSİ NASIL GELİŞİR?

Hazzı erteleme becerisini tek bir değişkene bağlamak doğru olmayacaktır. Pek çok beceri gibi hazzı erteleme de hem doğuştan getirdiğimiz mizaç özellikleriyle hem de ailenin tutumu ve çevresel faktörlerle yakından ilişkilidir. Bir çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerden biri sabırsız oluşu ise ve buna ailenin çocuğun isteklerini anında yerine getirme, herhangi bir şey için çocuğun beklemesine müsaade etmeme ve sabretmeyi öğretmeme gibi davranışlar da eklenirse, o çocuğun hazzı erteleyebilen bir yetişkine dönüşmesini beklemek yanlış olacaktır.

Hazzı erteleme becerisinin gelişimini desteklemek için yapılabilecekler:

  • Çocuklarla duygusal etkileşimde bulunarak duygusal bağ kurduğunuz zaman dilimini arttırmak önemlidir. Son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkan “kaliteli zaman geçirmek” deyişi tam olarak budur. Ancak bunun için öncelikle teknolojik araçların aradan çıkması gerekir. Çünkü bu aletler sosyal etkileşime ket vurmaktadır. Teknolojik aletlerin ekranlarındaki ışık çakmaları, ses yükselmeleri, çok canlı ve renkli görüntüleri çocuklardaki dikkat eşiğini oldukça yükseltmektedir. Bu dozda uyarana maruz kalan ve alışan bir çocuk, günlük yaşamda karşılaştığı uygun dozda uyaranlara dikkatini vermekte zorlanmaktadır. Okul çağı çocuklarında görülen dikkat dağınıklığının sebeplerinden biri de budur. Sanal gerçeklikle kıyaslandığında günlük yaşam çocuklara sıkıcı gelmektedir. Bu nedenle teknolojik aletlerle geçirilen süreyi kısıtlamak ve bunun yerine çocuklarla etkili zaman geçirmek önemlidir. Arabada veya restoranda beklemesi gereken bir durumda teknolojik aletleri bekleme aracı olarak kullanmamak gerekir. Bunlar çocuğun sıkılması ve kendini oyalayacak bir şeyler bulması için birer fırsattır.
  • Hazzı ertelemelerine fırsat vermek önemlidir. Çocukların herhangi bir şeyi istemeleri takdirde “İstiyorum” dedikleri zaman ile “Elde ediyorum” dedikleri zaman arasındaki mesafeyi arttırmak gerekir. “Sıkıldım” dedikleri anda önlerine teknolojik bir alet vermek veya onlar için bir eğlence aracı bulmak bu beceriye ket vurur. Sıkılmak yaratıcılığın ilk adımıdır. Çocukların zaman zaman sıkılmalarına da fırsat verilmesi gerekir. Ebeveynlerin en önemli görevi çocukların sıkılmasını engellemek veya çocuklarını devamlı eğlendirmek değildir.
  • Sınır koymaktan çekinmeyin. Yemek, uyku, teknoloji saatleri belli olmalıdır. Onların “ne istediklerini” düşünmek yerine onlar için neyin “iyi olduğunu” düşünün. Çocuklar sınırları olmazsa kaybolurlar ve belirgin sınırlar içinde olmayı severler. Çocukların her istediği her zaman onlar için iyi olan şey değildir ve çocuklar bunu sorgulayacak yaşta olmadıkları için ebeveynlerin rehberliğine ihtiyaç duyarlar. Rehberliğinizi çocuğunuzun isteklerine göre yönlendirmek doğru olmayacaktır. Aksi takdirde siz çocuğunuza değil, çocuğunuz size rehberlik eder duruma gelir.
  • Küçük yaşlardan itibaren tekrarlayan işleri çocuklara yaptırmak bu beceriyi geliştirmek için önemlidir. Market torbalarını boşaltmak, oyuncakları toplamak, yatağını düzeltmek, masayı kurmak gibi… Bunun yanı sıra “teşekkür etmenin”, “lütfen” demenin, başkalarına iltifat etmenin öneminden bahsedilmelidir. Çocuklar yeri gelince sırasını beklemeyi, kazanmayı-kaybetmeyi ve paylaşmayı öğrenmelidir. Monoton işler beyni “can sıkıntısı” içindeyken bile çalışabilir ve faal olma konusunda eğiten temel işlerdir. Aynı “kas” okulda “öğretilebilir” olmak için de gereklidir. Okula geldiklerinde el yazısı zamanı geldiğinde cevapları “Ben yapamam. Çok zor. Çok sıkıcı” olur. Çünkü çalışabilir “kas” sonsuz eğlenceyle eğitilemez. Ancak çalışmakla eğitilir.
  • Çocuğunuza karşı sabırlı davranarak rol model olmak da oldukça önemlidir. Sabır yapıyla alakalı olduğu kadar öğretilebilen bir şeydir. Çocuğumuzla olan ilişkimizde gözlemlemeden verdiğimiz ani tepkiler, hemen kızıp bağırmak, kendisini ifade etmesine fırsat vermeden ihtiyacını anında karşılamak çocuğa tam da sabretmemeyi öğretir. Çocuklar bebeklik döneminden itibaren taklit ve model alma yoluyla öğrenirler. Hatta korkular ve kaygılar bile anne-babanın davranışlarını taklit ederek “öğrenilir.” Kediden korkan bir annenin çocuğu da kediden korkar. Sebze yemeklerini sevmeyen bir babanın oğlu daha çok et yemekten hoşlanır. Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Bu nedenle sabırlı olmayı da ancak sabırlı davranarak çocuklarımıza öğretebiliriz.

Merve Adıgüzel

Uzman Psikolog/Aile Danışmanı

Devamını Oku

Çocukta mahremiyet kavramı nasıl gelişir?

Çocukta mahremiyet kavramı nasıl gelişir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

•            2 yaşından itibaren kademeli olarak çocuğunuza özel bölgelerden ve bu bölgelerin gösterilmemesi gerektiğinden bahsedin. Onun izni olmadıkça kimsenin dokunamayacağını öğretin,

•            Herhangi bir hastalık durumunda muayene eden doktorun sizden ve çocuğunuzdan izin almadan çocuğunuzun özel bölgelerine dokunamayacağını ona öğretin,

•            Çocuğunuzla aynı yatakta yatmayın ve kardeşiyle birlikte yatmasına da izin vermeyin,

•            Gerek çocuğunuz kendi başına giyinirken gerek kendi başına giyinip soyunamadığı dönemde ona yardımcı olurken, çocuğun kendi odasında üstünü değiştirmesine ve kapısının kapalı olmasına özen gösterin,

•            Çocuğunuzun yanında üstünüzü değiştirmeyin ve siz üstünüzü değiştirirken odanıza girmesine izin vermeyin,

•            Tuvaletini veya banyosunu yaparken kapıyı kapalı tutması gerektiğini çocuğunuza öğretin. Sizden yardım istemedikçe ihtiyaçlarını karşılarken tuvalete girmeyin,

•            Çocuğunuza sizin odanıza girerken kapıyı çalması gerektiğini öğretin ve siz de çocuğunuzun odasına kapısını çalarak girin,

•            Çocuğunuza mümkün olan en erken yaşta öz bakım becerilerini öğretin. Kendi başına tuvaletini temizlemeyi, banyosunu yapmayı, üstünü değiştirmeyi ne kadar erken öğrenirse beden mahremiyeti algısını da o kadar erken edinir,

•            Ebeveynler veya herhangi bir akraba çocuğun cinsel organını sevgi nesnesi veya aracı olarak kullanmamalıdır,

•            Herhangi bir ortamda çocuğu öpmek veya sevmek isteyen bir kişi olduğunda eğer çocuk bunu istemiyorsa, “Haydi amca bir öpsün”, “Teyze seni sevecek” gibi zorlayıcı cümleler kurmayın,

•            Çocuğunuzla birlikte banyo yapmayın,

•            Çocuklara kaybolduklarında ne yapmaları gerektiğini, kimlerden yardım isteyebileceklerini, tanımadıkları insanlara karşı nasıl davranmaları gerektiğini öğretin,

•            Çocuğunuz cinsel organları merak edebilir ve sizden cinsel organınızı göstermenizi isteyebilir. Buna izin vermeyin. Böyle bir durumda oyuncak bir bebek veya yaşına uygun bir kitabın resimleri üzerinden merak ettiklerini anlatabilirsiniz. Çocukların mahremiyet kavramını öğrenebilmesi için ebeveynlerin de kendi mahremiyetlerini koruyarak çocuğa örnek olması gerekir,

•            İlgisiz gibi görünmesine karşın zorla yemek yedirmek de çocuğun beden mahremiyetini ihlal eden bir yaklaşımdır. Çocuğunuza zorla yemek yedirmeyin,

•            Çocuğa “iyi sır” ve “kötü sır”dan bahsedin. Örneğin arkadaşına sürpriz doğum günü partisi yapılacağı ve sonucunda arkadaşı çok sevineceği için bunu bir sır olarak saklayabileceğini, ancak onu mutsuz eden, kötü veya korkmuş hissettiren şeyleri mutlaka anlatmaları gerektiğini açıklayın,

•            Çocuklara mahremiyetlerinin zorla ihlal edildiğini düşündükleri bir durumda utanmadan, kim ne der diye düşünmeden bağırmaları, yardım istemeleri, oradan uzaklaşmaları gerektiğini anlatın,

•            Mümkün olan en erken yaşta kız ve erkek kardeşlerin odalarını ayırın,

•            Çocuğunuzu dudağından öpmeyin.

Merve Adıgüzel

Uzman Psikolog-Aile Danışmanı

Devamını Oku

2,5 Yaş Sendromu-Ebeveynlerin Kabusu

2,5 Yaş Sendromu-Ebeveynlerin Kabusu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşamının ilk aylarından itibaren her konuda annesine bağlı olan, kendini yalnızca ağlayarak ifade edebilen ve bir odadan başka bir odaya herhangi bir yetişkinin yardımı olmadan ulaşamayan çocuğunuzun, “Artık bunları ben yapabilirim. Beni yönlendirme, yönetme” deme şeklidir 2,5 yaş sendromu.

Bu sendromun adı 2 veya 2,5 yaş sendromu olarak geçmesine karşın çocuklarda 1,5 yaş ile 3,5 yaş arasında görülebilmektedir. Önceden yürüyemeyen, konuşamayan, kendi başına yapabildiği hiçbir şey olmayan bebek, artık bir çocuğa dönüşmüştür ve tüm bu becerileri kazanarak güç elde ettiği bir evreden geçmektedir. Çocukların bağımsız ve özerk olma çabasındayken, bir yandan da ebeveyne ihtiyaç duyduğu, desteğini beklediği de bir dönemdir. “Ben başardım. Kendim yaptım” diyebilmeyi ister ve karşılığında takdir görmeyi beklerler. Çevrelerindeki pek çok şeyi keşfetmek ve gözlemlemek isterler. Yaşları gereği kendileri gibi olan çocuklarla iletişim kurmakta zorlanırlar, çünkü nasıl iletişim kuracaklarını bilemezler. Paylaşmayı sevmezler. Anne-babanın sınırlarını keşfetmek için bilinçli olarak onları zorlayabilirler ve ‘Ne kadar ileri gidebilirim?’i görmeye çalışırlar.

Özetle 2,5 yaş krizini “bireyselleşme çabası” olarak adlandırabiliriz. Bu dönemin ne kadar zorlu geçeceği ise hem çocuğun mizacına hem de anne-babanın tutumuna bağlıdır.

Belirtileri Nelerdir?

  • İlk sözcüğü “hayır”dır. Söylenen birçok şeye itiraz eder,
  • Her şeyi kendi başına yapmak ister,
  • İnatçı, sabırsız ve agresiftir. Herhangi bir şey için beklemek onun için zordur,
  • Ruh hali değişkendir,
  • Küçük şeylerden ötürü ağlama krizine girebilir. Kendini yerden yere atabilir,
  • Etrafa oyuncaklarını veya diğer eşyaları fırlatabilir. Çevresindekilere vurmaya çalışabilir,
  • İstediklerini yaptırmaya çalışır ve yapılmadığı takdirde agresifleşir,
  • Yemek yemek veya uyumak istemez,
  • Çevresindeki şeyleri gözlemler ve her şeye dokunmak ister. Meraklıdır,
  • Kararsızdır ve sıklıkla fikrini değiştirir,
  • Hayal gücü oldukça gelişmiştir,
  • Uykusundan sık sık uyanabilir ve korkular geliştirebilir,
  • Fazlaca soru sorar ve tatmin edici cevap bekler.

Ebeveynlere Tavsiyeler

  • Çocuğun bağırarak ağlama krizi geçirdiği zamanlarda ona bağırmamak, inatlaşmamak ve sabırla ağlamasının bitmesini beklemek gerekir. Onunla konuşmaya ve açıklama yapmaya çalışmayın. Sakinleşmesi için zaman tanıyın.
  • Kendini sözel olarak ifade etmekte zorlanan çocuk agresif hareketlere daha fazla başvurur. Eğer çocuğunuzun dil gelişimi yeterli seviyede değilse çeşitli yöntemlerle desteklemek gerekir. Bol bol kitap okumak, isteklerini sözel olarak ifade etmesine fırsat vermek, görsel materyaller aracılığıyla kelime dağarcığını genişletmek bunlardan bazılarıdır.
  • Kendi isteklerinizi dayatmak yerine seçenekler sunun. Yapması gereken tek bir şey söylediğinizde itiraz edecektir. “Meyve saatin geldi. Elma mı yemek istersin muz mu?” gibi.
  • Olumlu davranışlarını ve kendi başına yapabildiği şeyleri övün. Onu takdir ettiğinizi belli edin. Güvenliğine veya sağlığına yönelik bir tehdit oluşturmadığı müddetçe olumsuz davranışlarını görmezden gelmeye çalışın.
  • Herhangi bir konuda çok inatlaştığı durumlarda çocuğunuzun dikkatini dağıtmaya çalışın. İlgisini çekebilecek farklı bir konudan bahsedin.
  • Duygularını ifade etmesine fırsat verin ve ona hak verdiğinizi gösterin. “Haklısın, ben de çok istediğim bir filmi izleyemeseydim sinirlenebilirdim” gibi. Anlaşıldığını hissetmek her yaştaki bireyin ihtiyacıdır.
  • Çocuğunuzun pek çok yönden en hızlı gelişime sahip olduğu dönemde olduğunu unutmayın. Güvenliğini sağladıktan sonra evdeki çeşitli materyallerle, suyla, kumla, kille, atık materyallerle oynamasına izin verin.
  • Uzun açıklamalar yapmaktan kaçının. Bu dönemde yapılan uzun açıklamalar çocuğunuzun sizi dinlemesini zorlaştıracaktır. Dikkat ve sabır süresinin kısa olduğunu unutmayın.
  • Zorluk çıkardığı durumlarda çocuğunuzun kişiliğine yönelik olumsuz bir söylemde bulunmaktan kaçının. Karşısında durduğunuz şey çocuğunuzun kendisi değil, onun istemeyen davranışlarıdır. Bu davranışlar hakkında kriz anları dışındaki bir zaman diliminde onunla konuşmayı deneyin.
  • Suçlayıcı veya emir veren bir konumda olmayın. Bu çocuğunuzun daha çok inatlaşmasına neden olur.
  • Çocuğunuzun açlık ve yorgunluk durumu onun agresif tavırlarının artmasına neden olacaktır. Bu dönemde uykusuna ve yemesine her zamankinden fazla önem vermek gerekir.
  • Ona başarabileceği küçük sorumluluklar verin. Bu sorumluluğu yerine getirdiğinde de sonuçtan çok çocuğunuzun çabasını övün. Böylece kendini işe yarar ve başarılı hissedecektir.
  • Çocuğunuzla yalnızca yapılması gerekenler çerçevesinde zaman geçirmeyin. “Ellerini yıka”, “Yemeğini ye”, “Koşma, düşersin”, “Uyku vakti”, “Oyuncaklarını dağıtma” gibi. Yalnızca bu tip konular üzerinden iletişime geçtiğiniz takdirde çocuğunuz daha fazla inatlaşacaktır. Onunla keyifli zaman geçirmeye ve yalnızca ona ayırdığınız bir zaman diliminin olmasına özen gösterin.

Merve ADIGÜZEL

Uzman Psikolog / Aile Danışmanı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.